Zerafete mensur mersiye
Eskiden Müslümanlar zarifti. Evet, -di’li geçmiş zamanı kullanıyorum, eminim, adım gibi biliyorum, bu zerafetin delilleri Müslümanların zarif olduğu dönemlerden kalan şiirlerden, tezhiplerden…
Eskiden Müslümanlar zarifti. Evet, -di’li geçmiş zamanı kullanıyorum, eminim, adım gibi biliyorum, bu zerafetin delilleri Müslümanların zarif olduğu dönemlerden kalan şiirlerden, tezhiplerden…
Emina Zečaj’ın seslendirdiği bir sevdalinka böyle başlıyor. Taşlıhan, Saraybosna’nın merkezinde, Bosna Valisi Gazi Hüsrev Bey zamanında, 1543 yıllarında inşa edilen vakıflarından biri. Taşlı Han’dan…
Yılda bir biz de yıllık izne çıkıyoruz. Malumunuz, istikametimiz Türkiye. Yani, bunu tatil biliyoruz. Avrupa ülkelerine gittiğimizde istirahate zaman kalmaz, hep koşuşturma içinde oluyoruz: Araba…
Size “Bir bayan olarak ayakkabı numaram 40-41 olduğu için gurur duyuyorum” veya “Kan grubumun A oluşu beni üstün ediyor” veya “Boyumun şu kadar olup da şu kadar olmaması beni ben ediyor” veya “Ne…
Çocukluğumuzdan da hatırlıyoruz: Birçok dost arasında birini en yakın dost, arkadaş, kanka seçiyorduk. Sırlarımızı, aşklarımızı, hayal kırıklıklarımızı, kızgınlıklarımızı onunla paylaşıyorduk…
Mübarek bir ay geçti, on bir mübarek ayın içine girdik. Şeytan yıllık izninden dönmüş, enerji dolu galiba. Geçen ay faal olmadıysa da vekili kendisini ispatlatmış. Daha doğrusu, bireysel ve toplumsal…
Bizde bayram sadece Ramazan ve Kurban Bayramlarına denir. Yıllık izin/okul tatili dışında diğer tatil günleri ya hafta sonları ya praznik, yani kutlama günleri. Evet, çok dinli ve çok kültürlü bir…
Biliyorum millet tatlı, nostaljik Ramazan yazıları sever. Pembemsi, kadınımsı bir şey. Açıkça demezler fakat satırlar arasında onu okuyorum. Geçen sene bir yazıda gençlik ve çocukluk Ramazanlarımı…
Bir elbise olarak dünyaya gelmiş olsaydım, gelinlik olmak istemezdim. Hayatta tek bir kere giyinmek üzere dikilip kenara atılır gelinlik. Gelinin mutluluğu ne kadar büyük olursa olsun yine de…
O uzun günün saatlerini birbirinden ayıramıyorum. 5 Nisan 1992 ile 20 Kasım 1995 arasında süren günü. Onun ardından geçenleri de. Bir sis içinden resimler, hatlar gözüküyor ancak. Hakan Albayrak mı…
Bosna bir tescilli marka olsa, belki börek olurdu. Belki de kuzu çevirme. Ya da köfte. Hazmedilir bunlar. Tabii, bizden önce biri davranmadıysa. Bir de bize özgü başka bir şey var: Mizah anlayışı…
Efsanelere, menkıbelere gerçekmiş gibi inananlardan değilim. Gerçek olup olmadıklarına karışmam, bunların birer halk edebiyatı ürünü olduğunu kabul edip simgesel boyutlarıyla yetinirim. Yeter de…
Bir şeyi gözüme kestirdiğimde, isteğimin gerçekliliğini ispatlamak için önce bir kenara bırakıyorum, geri dönüyorum, tekrar bakıp hâlâ isteyip istemediğimi sorguluyorum. Bu da olgunluğun getirdiği…
Fil yavrusu fıkrasını belki duymuşsunuzdur. Değişiklik olsun diye ben iki fil yavrusu fıkrasını anlatayım. Bir varmış bir yokmuş. Yokmuş gerçi ama biz varmış gibi düşünelim. İki fil yavrusu çölde…
Nisan yağmurları, savaş günlerini hatırlatıyor. Meteorolog değilim biliyorsunuz, fakat dışarıda kar yağıyor, yazmak için aklıma kardan başka bir şey gelmiyor. Üşüyorum. Kardan dolayı mı, genel…
Geçen gün Prof. Dr. Dževad Karahasan’la oturuyordum. Bir de Dr. Orhan Jašić vardı yanımızda. Karahasan’ı biliyorsunuz, akademisyen olarak bilmeyenler yazar olarak bilirler. Bilmiyor musunuz? Yaşayan…