Satırlar arasında yaşayıp okumak
Bugünlerde (aylara artık günler demeye alıştık) Bosna Hersek’te yayımlanan bir dergi için Türk dünyası edebiyatından seçmeler hazırlıyorum. Alanım hiç olmasa, hedef bölge dillerinde bilinmeyen…
Bugünlerde (aylara artık günler demeye alıştık) Bosna Hersek’te yayımlanan bir dergi için Türk dünyası edebiyatından seçmeler hazırlıyorum. Alanım hiç olmasa, hedef bölge dillerinde bilinmeyen…
Doksanlarda, dil bilgisi alanında ilk makalemi yazmaya cesaret ettiğimde, beş altı ay boyunca yazdığım makale hakem olacak bir hocaya gönderildiğinde, hiç unutmayacağım eleştiriler aldım. Yok falan…
İki saattir açık duran boş dosyaya bakıyorum. Ne yazacağımı düşünüyorum. Kimseyi kırmadan, sivriliğim kimseye dokunmadan. Geçen baharın sonunda, Ramazan ayından birkaç gün evvel Travnik’e gittik…
Balkanlar’da Türk dizi furyası başladığında ortaya çıkan fıkralardan biri şuydu: Soru: Türkler Balkanlar’dan çekilirken ne demişler? Cevap: Dizi dizi geri geliriz. Neyse, ister Araplar, İranlılar…
Beni bir kere gören utangaç, çekingen biri olmadığımı anlar. Hatta çoğu tanıdık beni fazlasıyla rahat görür. Madem, bu köşede sizinle dertleşiyorum sevgili okurlar, size bir sırrımı ifşa edeyim…
Başlığın mahiyetini anlatayım: Madem ata sözleri var, ben de bu haksızlığı düzeltmek amacıyla, gender modasına uyarak ana sözleri türetmeye başladım. Pek de anaç bir kadın olmadığıma göre, bacı sözü…
Kültürünüzdeki durumun nasıl olduğunu bilmiyorum. Kültürümüzde hâlâ bir yerde yaşlı varsa ziyaretine gidilir. İtibar sahipleri de ziyaret edilir. Hasta ise, hele sormayın. Yaşlıların olmazsa olmaz…
G eçen hafta bir kitap tanıtımına konuşmacı olarak davet edildim. Sabina Voloder-Striniç’in Bacıyan adlı kitabı tanıtıldı. Hani, Asr-ı Saadet kadınları, Hazreti Peygamberimizin (sav) en yakın…
Bosna Savaşı sırasında genç bir kadındım. Yeni evli, bir Bosna Hersek askerinin eşi. Ordumuzun mensupları benim kuşağımdı. Okul, üniversite arkadaşlarım. Arada bir oturup sohbet ettiğim kişiler…
Sadaka olan tebessümü nerede, nasıl kaybettiğimizi bilmiyorum. Bize aitti. Bizim belirleyici unsurlarımızdan biri. Belki aynalar icat edildiğinde, etrafımızdaki insanların gözlerine, doğaya, canlıya…
Arada bir tıkanıyorum ne yazsam diye. Hırvatistan Cumhurbaşkanı’nın Türkiye ziyaretini mi? Sanki dış politikasından anlıyormuşum, millet edebiyatçıyı siyaset bilimci zannetsin. Küresel ısınma sorunu…
Kibritçi Kız masalı belki her küçük kızın ilk gözyaşları müsebbibiydi. Belki de hassas erkek çocukların. Erkekler gözyaşlarını göstermez. Kimi kız da gözyaşını göstermez. Gece, herkes uyuduğunda…
İnsan belirli bir yaşa gelince kararlarını sorgulamaya başlar. Hayatıyla, tercihleriyle, sevdik ve sevmedikleriyle hesaplaşır. Bazı konularda her gün, günde beş defa hesaplaşmakta, bazı konularda…
Bana sorarsanız Kudüs’ü de, Mekke’yi de, Medine’yi de, Betlehem’i de bir ülkenin başkenti değil, herhangi bir ülkenin sınırları içerisinde bırakmazdım. Daha doğrusu ülkelere sınır bile koyamazdım…
Oğlum bir türlü çirkin kelimesini kullandırmaz. Özellikle insan için. Hayvan, bitki sıfatı olarak da kullandırmaz. Allah yarattı diye. Yemek için de lezzetsiz dedirtmez. Nimete hakaret diye. Sert bir…
Uğraş alanlarımdan biri de çevirmenlik. Mütercimlik yani. Edebiyat çevirmenliği. Eskiden edebiyat çevirmenliği bu mesleğin en yüksek performanslarını gerektiriyordu. Tabii eskiden edebiyat…