Kült psikolojisi
‘Tarihimizde ilk defa bayrağı olmayan bir düşmanla savaşıyoruz’ dedi arkadaşım, ‘bu çok tuhaf bir durum’. Körü körüne itaatın katil robotlara çevirdiği vahşilerin, dini referanslarla hareket ediyor…
‘Tarihimizde ilk defa bayrağı olmayan bir düşmanla savaşıyoruz’ dedi arkadaşım, ‘bu çok tuhaf bir durum’. Körü körüne itaatın katil robotlara çevirdiği vahşilerin, dini referanslarla hareket ediyor…
Nasıl da aldanıyor insan. Haddini aşan şey nasıl da zıddına inkılap ediyor. Mahviyetkarlık ve hoşgörü kılıfı altında gizlenen şey dünyevi ihtiras, habis enaniyet ve cana kıyıcılık imiş. Bu ihanet…
Sıradan insanın vatanın uğradığı büyük bela karşısında kahramanlaştığı, külli cesaretin bir ülkenin kaderini değiştirdiği istisnai zamanlardan geçiyoruz. ‘Hayasızca akın’ı durdurmak için gövdesini…
‘Tankın üzerine çıkmış askeri ikna etmeye çalışıyorduk ama silahını bize doğrulttuğu her seferinde korkup kenara çekiliyorduk’ diye söze başladı adam, ‘beş dakika geçmemişti ki yalınayak, şortlu…
Travma, konuşulamayan ve düşünülemeyen deneyimlere işaret eder. Ruh yarası. Kelimelere dökmekte zorlandığımız, insanın hayata tutunduğu yerleri törpüleyen, sıra dışı bir deneyim. Sıra dışılığı nadir…
‘Ölümler ölümlere ulanmakta ustadır / Hayatsa bir başka hayata karşı’ demişti İsmet Özel. Ölümlerin ölümlere ulandığı günlerden geçiyoruz. Değişik isimler altındaki şer şebekeleri, vatanımıza dört…
Bir olmak cesareti varsa, olmak korkusu da vardır. Olmak korkusu hayatımıza yön verecek seçim ve sorumluluklardan uzak durduğumuzda ortaya çıkar. İnsan kendi üzerine düşünebilen ve geleceği…
Ruh güzellikle neşvünema bulur. Güzel söz, güzel koku, güzel manzara, güzel hâl. Yüzebilen bakterilerin dahi güzel kokuya yöneldiği, kötü kokudan kaçtığı gösterilmiş. Hoş koku bir emniyeti, nâhoş…
Geçtiğimiz haftayı bir seri katili tartışmakla geçirdik. İnsan ruhunun bu kertede kötülüğe teslim olabilmesini hiçbirimiz kabullenmek istemiyoruz. Ne ki kötülük kol geziyor ve serseri mayın gibi…
Yüzlerce şehit veriyoruz, acı ve yas tütüyor ülkemizin dört bucağında. Gencecik fidanlar vatan için toprağa düşüyor, ama Türkiye hâlâ Survivor seyrediyor. Tuhaf bir empati yoksulluğu, sanki bütün bu…
“Buradayım çünkü buna değersin. Buradasın, o halde ben de buna değer olmalıyım.” İnsan olmak, öteki ile buluşmaktır. Yüzyıllar önce bir üstat öğrencilerine sorar: “Öfkelendiğimizde neden bağırırız?”…
Mutmain bir hayat bir reçeteden devşirilemez. ‘Mutlu olmak için nasıl yaşamalıyız?’ sorusu beyhudedir zira sosyal adaletsizlik, salgın hastalıklar veya kıtlık gibi insan mutsuzluk ve sefaletinin…
Daha fazla, daha hızlı, daha büyük. Daha verimli. Yükselen orta sınıf statü haritalarını çıkarırken birbirine şöyle soruyor : ‘Altında kaç kişi çalışıyor?’ Mide bulandırıcı bir soru değil mi?…
Ben bir elem doktoruyum. İnsanların elem hikayelerini dinler ve onlarla birlikte, bu eleme çare ararım. Çoğu zaman çare bulduğumuz olur, kimileyin de bir çözüm bulmakta çok zorlanırız. Son yıllarda…
Aşk umut eder. İyilik umutla var olur. En koyu karanlığın ortasında bir ışık yalımı gözümüze değip geçiyorsa, şair gibi, “iyi günler ileride anneanne” diyebiliriz. Kimileyin, bir fırtınanın ortasında…
“Doğru ve yanlışın ötesinde bir bahçe var, orada buluşacağız” diyor Mevlana. “Yalnız susayan suyu aramaz, su da susuzluğunu dindireceği bir dudak arar” diyor. Günümüz toplumu manevi bir sıkışmışlık…