Adımız da bir dilimiz de
Nisan, baharı bazen yağmurla karşılayan, bazen de yaz mevsiminin sıcaklığını sunan bir ay; bazen soğuk akşamlar yaşatan, bazen de güneşin altında terleten zamanların ayı. Bu güzel ayda mektup yazmak…
Nisan, baharı bazen yağmurla karşılayan, bazen de yaz mevsiminin sıcaklığını sunan bir ay; bazen soğuk akşamlar yaşatan, bazen de güneşin altında terleten zamanların ayı. Bu güzel ayda mektup yazmak…
Çok uluslu, çok kültürlü, çok dinli bir yapıya sahip olan Makedonya, bir nevi azınlıklar ülkesi sayılır. Her şeyin bu kadar “çok” olduğu ülkenin nüfusu ise bugün iki milyondur. Bu nüfusun içinde ise…
Baharın gelişi, saatlerin değişmesiyle kendini daha çok hissettirmeye başladı. Bizler hem yaz saatine geçmekle biraz neşelendik bu bahar, hem de sizinle, yani Türkiye ile saat farkımızın bire…
Üsküp Mektupları köşesi Gerçek Hayat’ta bir yılını doldurdu. İlginçtir, dergiye yazı yazmaya başlamam çok güzel bir tevafukun sonucuydu. Kaderde bazen öyle anlar vardır, tarifi mümkün değildir…
Kontrol altına alamadığı her şey Avrupa’yı sinir eder. Balkanlar, daha Yugoslavya parçalandığı dönemden beri kontrol altında. İstediğimiz kadar “özgürüz, bağımsızız” naraları atsak da bu bir ütopya…
Tren garları ve soğuk raylar, insanın yüreğini sızlatır nedense trenin uzaktan duyulan sesi. Hele siren sesiyle ne yürekler ortadan ikiye ayrılmıştır kim bilir. Aslında kurulan ilk raylar, ilk demir…
Bugünler tuhaf gelişmeler yaşanıyor güzel ülkemizde. Yemyeşil, küçücük, sevimli, verimli toprakları var. Makedonya güzel bir ülke. Farklı kültürlerin bir arada, yüzyıllarca beraber yaşaması bu…
Bundan tam altmış dokuz yıl öncesi, 27 Şubat 1948, Makedonya Türkleri için kapkaranlık bir gün. Gölgede kalan dört adam, sessizce sıkılan dört kurşun, hem de sırtlarından. Vurdular ve onların…
Her kültürün, her toplumun yaşama şekli kendine hastır elbette. Bununla birlikte, sadece yaşayış tarzını değil; yediği yemeği, düğün dernek törenlerini, giydiği elbiseyi, dinlediği müziği bile…
Vardar denilince akılınıza ilk gelen şey nehir mi, türkü mü yoksa ovası mı bilemem ama benim aklıma ilk Taş Köprüsü geliyor. Vardar nehrini en çok köprünün üstünden seyredebildim çünkü. Belki de…
İnsanın kendini yaşından olgun hissettiği anlar olur. Geç kalınmış bir mektup gibi düşünün, ne bileyim, sanki beş yüz yıl önce yazılmış ama elinize yeni ulaşmış. O mektubun yaşı gibi hissedersiniz…
Bahar gelmeden, çiçekler açmadan önce tabiat da insanlar da tuhaf sancılar yaşar. Özellikle Şubat ayı bende her zaman tuhaf çağrışımlar yapar. Savaşta da barışta da Şubat sanki olumsuzluklarla anılır…
Dışarda her yer bembeyaz, bu kış mevsiminde Üsküp’e yağan ikinci kar. İlki daha sertti, tanecikler sanki nefretini yağdırıyor gibiydi üzerimize, rüzgârın etkisinden herhalde, şu insanın yüzünü kesen…
Kış mevsimi olması gerektiği gibi şüphesiz, kar yağdı, havalar soğudu, her şey yerli yerinde. Bazı şehirler kartpostalı andırıyor, çocukların gülüşlerini ve kahkahalarını sokaklarda duymayı…
Nerdeyse 25 yıl önceydi, herkeste bir heyecan, uydu antenlerin yeni yeni takılmaya başlandığı dönem. Uzaktan bakınca evlere, binalara tek-tük beyaz çanak antenler takılmış çatılara veya pencere…
Makedonya’da gelişen Türk edebiyatı alanından müjdeli haberlerim var. Mademki bu bir mektup ve mademki bu mektuplar “Anavatana” gidiyor, o zaman buralardan arada sırada güzel haberler de vermek…