Beyniyle oksijen orucu tutanların fetvaları
Oruç bu sene bize çok bozulacak orası kesin. O kadar boş konuşuyoruz ki, kelimelerimiz ağzımızdan çıkmama boykotu içinde. Kalp frenimiz çekili ama hoyratlığımız bayır aşağı. Bu sene inşallah virüs de…
Oruç bu sene bize çok bozulacak orası kesin. O kadar boş konuşuyoruz ki, kelimelerimiz ağzımızdan çıkmama boykotu içinde. Kalp frenimiz çekili ama hoyratlığımız bayır aşağı. Bu sene inşallah virüs de…
Öyle kırık pencereli de olsa viranemize eteklik kumaşlardan giysiler dikip yaşıyorduk. Hepimiz “bize bir şey olmazlarla” rütbeli gamsız. Hepimiz bencillik şatomuzda damsız. Hepimiz, bir başkasının…
Daha önce de yazmıştım eğer hurdalığa kaldırdığım kelimeleri çıkardıysam o kelimelerle hırdavatçıya sesleneceğim demektir. Kötüleri yazmayı sevmiyorum çünkü ahırın kapısını kalemle kapatamazsınız, o…
Kelimeleri sokak sokak gezdirmeden adrese teslim edeceğim bugün. Bin takoz eskitseler de asla bir ‘Uzun Adam’ etmeyeceklere anlatacağım tek şey, onun merhameti. Benim nar kırmızısı çizgim bu…
Keşke safları sadece camide değil sahada da sık tutabilsek. Biz sık tutmayınca çerçöp birikiyor ve bir rüzgarda matah görünen haysiyetsizlikle savaşamıyoruz. Bütün kötülerin hakikatle mesafesini…
İnsan insanın bahçe katıdır, ya orada kalıp bir kahvelik muhabbete razı olacaksınız ya da bir kat daha çıkıp şaşırmayı göze alacaksınız. Şaşırmak bende tokluk hissi uyandırıyor. Hayrete aç olmak bu…
Pireler berber değil keskin nişancı iken, develer tellal değil ölümün hamalı iken. Bir vardılar ve hiç yoktular, çok öldüler. Az gittiler oradan kovuldular, uz gittiler orada devrildiler. Dere tepe…
Bugün sıklıkla meşgule attığımız o muazzam çağrı “ezan”ı yazalım. Sıklıkla meşgule atıp sonra dönerim dediğimiz o merhamet sesli çağrı. Bazı insanların yüzlerini sabah ezanına benzetirim. Sakinliğin…
Safları şık tutmaya çalıştığımız için tevazu bize rüküş geldi. Kibri, kat kat giyindiğimiz için adamlık üşüttü bizi. Konforun sıcağında terlediğimiz için alın teri, elimizin kiri oldu. Birbirimize…
Tavanı izliyorum, görmek istemediğiniz şeylerden kaçmak istediğiniz zaman gözlerinizin Hira’sı göğe yakın olan tavanlardır. İnsan en hızlı gözleriyle kaçar ama yine en hızlı gözleriyle yakalanır…
Komik olma konusunda harcadıkları enerjiyi, şerefli olmaya harcasalardı inşaat hâliyle de olsa bir umuda tutunurduk. Kerbela’da su neyse bunlarda da şeref ve vicdan o. Neyden bahsediyorum? Seni hor…
Onlar, hâinlerin ağızlarında dağılacak bir Türkiye peşinde, Sen, câhillerin kursağına oturacak bir zaferin izinde. Onlar, el etek öptürecek kan helvasından putlara cila. Sen, sana kalan son…
İki türlü yıldızları seyredebilirsin biri göğe bakınca, diğeri de kafaya saksı düşünce demiştim. Şu sıralar saksı darbesi sonucunda gündüz vakti yıldız sayanlar taarruzundayız kabul. Fotojenik gaf…
Efendiler, bizi unuttunuz! Arabalarınızın anahtarlarını, cep telefonlarınızı, kol düğmelerinizi değil bizi unuttunuz! Sizi, doların yükselişi ve insanlığın alçalışı kadar telaşlandırmadı bu ölüm…
Şimdi o dağın eteğindeki hüzün atlısı dört anne dağı başınıza yıkmaya geldi. Hepsi aynı feryadın akranı, bir kursaklarına tıktığınız bin evlat hevesinin hesabını soracaklar. Halkların kardeşliği mi…