Azgın azınlığın tahakkümü ne zaman son bulacak?
Geçtiğimiz günlerde, Bekârlığa Veda Partisiyle eğlenmek için gittikleri Dubai’den dönerken İran semalarında düşen Türkiye uçağında üçü mürettebat olmak üzere 11 kişi ölmüştü. Bu hadise üzerine, çok…
***
Menemen komplosu ve kurbanı Erbilli Esad Efendi İslam düşmanları, özellikle Cumhuriyet döneminden sonra ele geçirdikleri devlet imkânlarını kullanarak, İslam’ı toplum hayatından söküp atmak için her türlü çareye başvurmuştur. Anadolu insanının İslam’a olan bu derin saygısını yok etmek ve İslam’ı toplum hayatından söküp atmak için, Osmanlı’nın son yüz senesi ve Cumhuriyetin seksen senesi entrikalarla doludur. Bu entrikalardan birisi de Menemen komplosudur. Cumhuriyet Türkiye’sinde Müslümanları sindirmek ve ezmek için, Menemen’de bir oyun tezgâhlanır. Kendini Mehdi ilan eden Mehmet isminde bir kişi, camide namazı kıldıktan sonra elinde Tevhid sancağıyla cami çıkışında: “Sancağımız etrafında toplanın. Müslüman’ım diyenler gelsin. Durmayın. Küfrü tepeleyeceğiz. Yerinden emir aldık. Kuvvetler hazır.” diye bağırarak, merkeze doğru yönelir. Etrafında da birkaç kişi vardır. Bir müddet sonra, olay yerine yakın bir yerde bulunan kışlada, Kubilay ismindeki teğmen olayları görür ve yanına aldığı bir manga askerle Mehdi Mehmet ve yanındaki birkaç kişiyi kuşatır. Mehdi Mehmet’e yaklaşan Kubilay ona bir tokat atar. Mehdi Mehmet silahını Kubilay’a doğrultup ateşler. Kubilay yaralanıp, yere düşer. Etrafındaki askerler, panikle kaçışırlar. Mehdi Mehmet bu kargaşa arasında Kubilay’ın başını keser, vücudundan ayırır. Bu arada toparlanan askerler etraftan, Mehdi Mehmet’in adamlarına ateş açarlar. Bunlardan birkaç tanesini ve Mehdi Mehmet’i öldürürler. Menemen halkı olayı sadece seyretmektedir. Halk olumlu veya olumsuz herhangi bir tepki vermemiştir. Olaylar yatışmıştır. Menemen sakindir. Ankara olayı haber alınca hemen ileri gelenler toplanır. 31 Aralık 1930 günü Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir’in merkez ilçelerinde, 1 Ocak 1931’den itibaren 1 ay süre ile Fahrettin Altay komutasında sıkıyönetim ilan edilmiş ve 1. Kolordu Komutan Vekili General Mustafa Muğlalı Başkanlığında bir Divanı Harp kurulmuştur. Esad Erbilî, 23 Aralık 1930’da İstanbul’da tutuklanarak Menemen’e sevk edilir. General Mustafa Muğlalı başkanlığında kurulan Divanı Harp Mahkemesinde 24 Ocak 1931 günü iddianame okunur. 29 Ocak 1931 günü mahkeme 36 (ölmüş olan bir sanık ile 37) kişinin idama mahkûm edilmesine, 40 kişinin sorumsuzluğu nedeniyle salıverilmesine, 27 sanığın beraatına, 41 kişiye çeşitli hapis cezaları verilmesine hükmeder ve karar Meclis’in onayına sunulur. İdam hükümlülerinin altısının yaşı küçük olduğundan ölüm cezaları ağır hapse çevrilir. TBMM Adalet Divanı ayrıca iki idamlığın cezasını 2 yıl hapse çevirir. Kalan 28 sanık, 3 Şubat 1931 gecesi Menemen’de idam edilir. İdam talebiyle yargılanan, 84 yaşında olduğu için yürümekte bile zorlanan Erbilli Esad Efendi’nin ilerlemiş yaşı sebebiyle cezası müebbete çevrilir. Oğlu ise idam edilir. Hapishanedeyken üremi tedavisi için askerî hastaneye gönderilir. Rahatsızlığı artınca doktor, “iyileşmeniz için gerekli” diyerek her gün iğne yapmaya başlar. Tedavisi devam ederken, 4 Mart 1931’de gece vakti vefat eder. İddialara göre damar içi enjeksiyon ile potasyum verilerek zehirlenmiştir. Naaşı ailesine verilmez, cenaze namazının kılınmasına bile izin verilmeden Menemen’de defnedilir.