Her bir şehit için bir müebbet
Geçtiğimiz hafta, darbe girişimi gecesinde 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde yaşanan olaylara ilişkin davanın karar duruşması yapıldı. Yoğun bir katılımın olduğu duruşmada yargılanan 143 sanığa her bir…
***
15 TEMMUZ DARBE DAVALARI PLATFORMU BAŞKANI AVUKAT MEHMET ALAGÖZ OLAYIN TAKİPÇİSİYİZ Davada bazı sanıkların tahliyesini ve beraatını bekliyorduk. Zaten salondaki gerginlik de bundan kaynaklandı. İnsanlar bazı kişilerin tahliye olacağını duyunca, 15 Temmuz gecesi yaşadıklarını hatırlayarak buna tepki gösterdi. Tepki göstermeleri normal. Beraat edenlere, pozisyonları beraat etmeyi gerektirir mi gerektirmez mi diye ayrıca yeniden bakacağız. Sanıkların büyük bir kısmı ceza aldı, her bir şehit ve gazimiz için ayrı ayrı cezalar verildi. 2 yıl geçmeden, 15 Temmuz’un yıldönümü gelmeden bu davadaki sanıkların cezalarının verilmiş olması, davaların karara bağlanması, kamuoyu açısından olumlu bir durum. Tabi bunun istinad süreci var. Akabinde Yargıtay süreci olacak, burada bitmiyor devam edecek. Biz şehit yakınları ve gaziler adına baştan sona takipçisi olacağız. Mahkeme buna ilişkin bir değerlendirme yaptı ama gerekçeli kararı da göreceğiz. Yani hangi sanıklara ne esas alınarak ceza verildi ve ne esas alınarak beraat kararı verildi bunu ancak gerekçeli kararda göreceğiz. O da muhtemelen birkaç ay sürecek. PSİKOLOJİK SAVAŞ VERİYORLAR Sanık avukatlarının sayıca az olması bir taktik olabilir. Psikolojik savaş veriyorlar. Sonuçta bu kararı bugün alırlarsa 7 gün içerisinde itiraz etmeleri gerekiyor. O süreci biraz daha uzatmak, yargılamaları sürüncemede bırakmak, vakit kazanma çalışması olarak görüyorum sanık vekillerinin gelmeyişini. Çok acil mazeretleri yoksa tabi. Duruşmaları başından beri takip eden pek çok avukat vardı, karar açıklanırken olurlar diye bekliyorduk ama gelmediler. Bu bir psikolojik savaş. Avukatların sanıklarla özdeşleşmemeleri gerekir. Fakat darbe yargılamalarında sanık avukatları sanki sanıkmış gibi militanca hareket ediyorlar. Oysa biz hukukçuyuz. Müşteki müdahil avukatı olursanız verdiğiniz tepkiyi anlarım. Sonuçta darbeye karşı vatanını milletini korumuş insanların avukatlığını yapıyorsunuz. Biz onu bile yaparken kendi müvekkillerimizi, gazilerimizi, şehit yakınlarımızı zapt etmeye sakinleştirmeye çalışırken, bir kısım sanık avukatları özellikle olayı provoke edip sanık yakınlarını tahrik edip militarize etmeye çalışıyorlar. MARŞ OKUMAK BİRŞEY İFADE ETMEZ Bugün de hüküm açıklanırken özellikle askeri öğrencilerin bulunduğu alanda sanıklar hükmü sessiz sedasız dinliyorlardı. Ama oradan birinin bir işaretiyle bir anda kalkıp marş okumaya çalıştılar. E tabi bu salonu provoke diyor, tahrik ediyor. Orada 30 -40 kişi marş söylese ne olacak söylemese ne olacak? Yüzlerce yıl ceza aldılar. Askeri öğrencilerin yargılandığı davalarda böyle bir taktik geliştirmeye çalıştılar. Birkaç davada cezaları belli olduktan sonra tepki olarak Harbiyeli olduklarını göstermek adına Harbiye Marşını okumaya çalıştılar. Bunu bir yandan TSK’dan destek almak için, “Biz Harbiyeliyiz darbeci değiliz” mesajı vermek için bunu yapıyor olabilirler ama okuyup okumamaları hiçbir şeyi ifade etmiyor. Sonuçta son sözü mahkeme söylüyor. METİN KÜLÜNK GEÇMİŞ DARBELERE SELAM VERMEYE ÇALIŞTILAR Karara müştekilerin, şehit yakınları ve gazilerin gösterdiği tepki son derece doğal. Bunu herkes anlayışla karşılamalı. Köprü davasında şüpheye sebep olacak hiçbir gerekçe yok. Her şey çok açık; kamera kayıtları, şehitlerin mübarek halleri, gazilerin vuruluş anları, vuranlar… Kim yardım etmiş kim sıkmış, hepsi ortada bu davada ve delillerde tereddüt yok. Beraat kararlarına ilişkin itirazlar inanıyorum ki değerlendirilecektir. Gazilerin ve şehit yakınlarının mahkeme salonundaki feryadı doğal bir feryattır. Ki buna rağmen yine olgunlukla karşıladılar. Onun için ben kararın istinafta değerlendirileceğini tüm delillerin yapılan itirazla değerlendirileceğini ümit ediyorum. 15 Temmuz bitmedi, bitmeyecek. FETÖ terör ve çıkarcı örgütünün ne kadar omurgasız, fütursuz ve ilkesiz olduklarının en önemli belgelerinden birisi de mahkeme salonunda söyledikleri marştır. Marş üzerinden geçmiş darbelere selam veriyorlar. 15 Temmuz akşamı Türkiye’de henüz olması gerektiği gibi anlaşılmadı. O gün kaybolanlar şimdi 15 Temmuz kahramanı, o gün ortalıkta görünmeyenler şimdi şimdi öyle cilalı laflar ediyorlar ki, hayret ediyorum. Ama o günün acısını yaşayan gerçek kahramanlar asaletlerine yakışır şekilde, mahkeme salonlarını hiç terk etmediler. Duruşmaları terk etmediler davanın takibi aşamasında hiç geri durmadılar. 15 Temmuz bitmedi bitmeyecek bu mücadele sürecek. İDAM MESELESİ KONUŞULUP TARTIŞILMALI Şehit yakınlarından idam talepleri geliyor. İdam tartışması devlet meselesi. Dolayısıyla sokağın tepkileri duygu olarak son derece haklı. 250 tane insana kurşun sıkılmış, insanların ancak DNA testiyle kimliği tespit edilmiş. Bu acının ne demek olduğunu ancak onlar anlayabilir. Toplumun bu anlamda yüksek sesle tepkisini ve beklentisini ifade etmesini saygıyla karşılıyorum. Ancak bir şeyi milletimizle açık konuşmak zorundayız, idam Türkiye’nin AB müktesebatına uyum sürecinde devletin verdiği bir karar olarak kaldırılmış. Bu anlamda devlet gideceği istikamette bir değişiklik yapacaksa elbette ki idam konuşulur, parlamentoda da karşılığını bulur ama değilse bunun açıklıkla konuşulması gerektiği kanaatindeyim. Bu alçaklar kurşunları bilinçli sıktılar. Katlederken bilinçli yaptılar. 15 Temmuz gecesindeki hiçbir eylem bilinçsiz değil. Adaletin verdiği karara saygı duyuyoruz. Ama vicdanen yaralı mıyız? Ben yaralıyım. Yani bu kavga bitmedi. Bu kavganın yaraları öyle kolay kapanacak yaralar değil. Bu ülkenin ödediği bedelin en önemli akşamlarından birisi de 15 Temmuz’dur. Dilerim, bundan sonra bu millet böyle ağır bir imtihanla karşılaşmasın. 15 TEMMUZ DERNEĞİ BAŞKANI ABDURRAHMAN TARIK ŞEBİK ŞEHİT YAKINLARINI ANLAYABİLMELİYİZ 15 Temmuz Şehitler Köprüsü davası, zihinlerde darbenin başladığı, haberin alındığı yer olarak kazındı bu yüzden önemli. Geçen seneden beri şehit ailelerimiz ve gazilerimizle davaları takip ettik. İçeride gördük, beraatler var. 15 Temmuz günü yaşananlara sebep olan katiller orada oturan insanlar. Ama mahkemenin kararına saygı duymak zorundayız. Şehidimizin, gazimizin hissiyatıyla meseleye bakıp sinirleniyor olması normal. Kimileri diyor ki niye ses çıkarıyorlar? Onların hislerini anlayabilmek lazım. Malum bu süreçte sürekli mağdur olan biziz algısı oluşturuyordu darbeciler. “Bizim suçumuz yok” ya da “bu kadar insanı siz devletten el çektirdiniz” diyorlardı. Hiç kimse bu süreci sulandırmaya, bu süreci yok saymaya kalkmasın. Gerek salonda, gerek salon dışında, 15 Temmuz gecesi sokakta verilen mücadelenin bir benzerini verdik. Vatandaşlarımız şehit ailelerimiz ve gazilerimizle beraberdi. Benim ricam, kalan davalara da aynı ilginin gösterilmesi.