Müslümanların değil İngiliz’in bilgesi

Türkiye dâhil olmak üzere İslam dünyasında el üstünde tutulan, bir konferanstan diğerine koşturan Ziyauddin Serdar, Lut kavminden habersiz olabilir mi? Buna inanmak mümkün mü? Dikkat edin, ortada cehaletin en koyusu var. Bilip de görmezden gelme… Müslümanlara tuzak kurmaya çalışan ‘İngiliz Bilge’sine homoseksüelliğe dadandıkları için Allah’ın yerin dibine geçirdiği Sodom ve Gomore şehirlerini hatırlatıyoruz. Kendisine en anlamlı cevabı, bizzat iftira attığı Allah’ın kitabından veriyoruz.

Yıl 2004. İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreterliği için Bangladeşli Chowdhuryile Türk Ekmeleddin İhsanoğlu çekişiyordu. 22 Mart 2004’de konuyla ilgili bir makale yayınlandı. ‘Suudilerle Türkiye arasında bir seçim’ başlıklı makalede Ziyauddin Serdar açıkça İhsanoğlu’nun tarafını tutuyor ve yazısını şöyle bitiriyordu.

“Eğer Suudiler Afrikalı ve Arap devletleri Chowdhury lehine ikna ederlerse İslam İşbirliği Teşkilatı’nın ‘Müslümanların uluslararası imajını’ geliştirme şansına elveda demek zorunda kalabiliriz. Fakat Suudiler bir şaşkınlığa uğrayabilir. Ne de olsa Arapçayı çok iyi bilen bir yabancıdan daha zayıf Arapçaları var. Ve Ekmeleddin İhsanoğlu klasik Arapça’yı Suudilerin ancak rüyalarında görebilecekleri bir klasta konuşuyor.”

Ekmeleddin İhsanoğlu ile Ziyauddin Serdar’ın ‘tanış’ olduklarını biliyoruz. Bu tanışlık, İhsanoğlu’nun 70’li yıllardaki Londra günlerine dek iniyor mu, yoksa sonradan mı başladı, işte orası meçhul.

Ziyauddin Serdar o yıllarda Kerim Sıddıki ile Londra’da Müslüman Enstitüsü’nü kurmuş, daha sonra da Suudi Arabistan’daki Hac Araştırmaları Enstitüsü’nde işe başlamıştı. Londra-Cidde arasında mekik dokuyordu. Nitekim gün gelecek, Ekmeleddin İhsanoğlu da İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri olarak bir Cidde macerası yaşayacaktı.

İNGİLTERE’NİN ‘MÜSLÜMAN BİLGESİ’ İMİŞ

Ziyauddin Serdar küresel çapta tanınan bir isim, buna şüphe yok. Pakistan doğumlu ama hayatının büyük bölümü İngiltere’de geçti. Orada okudu, orada akademik kariyerine devam etti. İngilizler tarafından öyle benimsendi ki, Prospect dergisi onu ‘İngiltere’nin 100 büyük entelektüeli’ arasında gösterdi. Meşhur Independent gazetesi ise Serdar’ı ‘İngiltere’nin Müslüman Bilgesi’ olarak ilan etti.

SERDAR SEVGİSİ NEREDEN GELİYOR?

İngilizlerin Serdar’a duyduğu muhabbet boşuna değil. The Guardian gazetesinin kendisine ayrıca tahsis ettiği blog sayfasına yazdığı makaleler bunun ispatı. 22 Eylül 2008 tarihinde ‘Homoseksüellik’ başlığıyla çıkan makalede Serdar, meseleyi Allah’ın kitabına göre incelediği iddiasında. Ve aynen şöyle diyor:

“Homoseksüellik teriminin Kur’an’da yer almayışının işarete değer bir yönü var. Gerçi Kur’an dahilinde Nur suresinin 30. ayetinde ‘kadına ihtiyaç duymayan erkekler’ tabiri geçer ama bunların kimler olduğu net değil. Fakat biz bu kimseleri cinsi arzuları bulunmayan yahut diğer erkeklere ilgi duyanlar olarak tahmin edebiliriz. Eğer ‘Allah’ı iyi bilen kimseler’ olarak böyleleri mevcutsa, o vakit cennet bahçelerindeki ‘Saklı inciler gibi adanmış gençler’ (İnsan suresi 19. ayet) ve benzeri Allah’ın hediyeleri ile mutlu olacaklar da yine bunlar olmalı. Burada not edilecek iki husus mevcut. İlki, erkek güzelliğinin pozitif manada tasvir edilişi, ikincisiyse ‘kadına ihtiyaç duymayan erkekler’ tabirinden negatif bir mânâ çıkarılmıyor oluşu. Görüldüğü gibi homoseksüelliğin toptancı bir zihniyetle kınanması Kur’an’ın ruhuna aykırıdır.”

İKİ DÜZELTME

Mevzuya geçmeden Serdar’ın söylediklerine iki düzeltme yapalım.

– ‘Kadına ihtiyaç duymayan erkekler’ tabiri Nisa suresi 30. ayette değil 31. ayette geçiyor.

– İnsan suresi 19. ayette zikredilen (lü’lüen mensura) tabiri ‘saklı inciler’ değil, ‘saçılmış inciler’ anlamına geliyor.

SAPKIN İLİŞKİLERİ MÜSLÜMANLARA ONAYLATMA PROJESİ

Ziyauddin Serdar’ın “Kur’an homoseksüelliği kötülemiyor ki, ne var bunda canım?” mealindeki sözleri şu şekilde devam ediyor:

“Dikkate alınacak diğer bir konu daha var. Kur’anın çeşitliliğe yaptığı vurgu düşünüldüğünde, mukaddes kitabın cinsellikte çeşitliliği tanımıyor oluşu bana tuhaf geliyor. İsra suresi 84. ayet aynen şöyledir: “De ki: Herkes kendi karakterine göre iş yapar. Rabbiniz kimin doğru bir yol tuttuğunu çok iyi bilir.” Ayette geçen ‘herkes’ ifadesine homoseksüelleri dahil edemez miyiz? Görüldüğü kadarıyla Muhammed Peygamber böyle yaptı. Nitekim ayette geçen ‘‘kadına ihtiyaç duymayan erkekler’ tabiri, Peygamber dönemindeki Medine şehrinde böyle kimselerin varlığına işaret ediyor. Bunlar pederşahi ekonomik sistemin dışında kaldılar ama kadınların arasında rahatça hareket ediyorlardı… Peygamber, mevcut ahlâkî kuralları zedelememe şartıyla çoksesli Medine toplumunda vatandaş olarak yaşamalarını kabul etti.”

SAHİ, BU ADAMIN DERDİ NE?

2011 yılında piyasaya çıkan “Kur’an-ı Okumak” isimli kitabında benzer tezleri aynı şekilde tekrarlayan Ziyauddin Serdar, Türkiye dahil olmak üzere İslam dünyasında el üstünde tutuluyor, bir konferanstan diğerine koşturuyor. Allah’ın kitabında homoseksüelliğin kınanmadığını iddia eden Ziyauddin Serdar Lut kavminden habersiz olabilir mi? Buna inanmak mümkün mü? Dikkat edin, ortada cehaletin en koyusu var. Bilip de görmezden gelme…

Müslümanlara tuzak kurmaya çalışan ‘İngiliz Bilge’sine homoseksüelliğe dadandıkları için Allah’ın yerin dibine geçirdiği Sodom ve Gomore şehirlerini hatırlatıyoruz. Kendisine en anlamlı cevabı, bizzat iftira attığı Allah’ın kitabından vermeyi tercih ediyoruz. Araf suresi 80 ve 81. ayetler bakın, ne diyor?

“Lut’u da peygamber olarak gönderdik. Kavmine dedi ki: Sizden önce hiç kimsenin yapmadığı çirkin bir işi mi yapıyorsunuz? Kadınları bırakıp şehvetli bir şekilde erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz haddi aşan azgın bir toplumsunuz.”

Küresel LGBT maşası Ziyauddin Serdar’a Müslüman dünyanın itibar ediyor oluşu esef verici. Zira hem Allah’ın kitabını, hem de Resul’ünü (s.a.v.) kendi iğrenç yaklaşımına alet etme küstahlığında bulunuyor. Serdar’ın eserlerini neşreden yayınevlerine sesleniyoruz:

Allah’a ve Rasülüne iftira eden bu rezilin kitaplarını toplatın!…