Bilge bir ozan: Dede Korkut
Dede Korkut bir bilge ozandır. Oğuz Türkleri için yolbaşçıdır. Müşkili ve danışacak meselesi olan Korkut Ata’ya müracaat eder ve deva bulur. Türk ülkelerinde yerleşik olarak ve yarı göçebe…
Manzum ve mensur ölçülerle dile getirilen Dede Korkut hikâyelerinde, Oğuzca’nın çok canlı, elle tutulur tasvir ve benzetmelere dayanan, akıcı ve etkileyici halk dilini yansıtan gelişmiş üslup özelliklerinin sergilendiği görülmektedir.
Dede Korkut Kitabı’ndaki hikâyelerin yapısına baktığımızda da nazım ve nesir bir arada görülür. Bir destan, hem nazım şeklinde ve hem de nazım ve nesir karışık şekilde düzenlenmiş olabilir. Oğuz Türklerinin Dede Korkut Kitabı’nda görüldüğü gibi, nazım ve nesrin karışık halde bulunması, Türk boylarının edebî yaratmalarında oldukça eski bir geçmişe sahiptir.
OĞUZNAME Türklerin, Oğuz Türklerinin tarih boyunca verdikleri mücadeleler, tarihî ve biyografik mahiyetli eserlerde olduğu kadar edebiyatta da işlenmiştir. Mitolojik anlatılarda, menkıbevî tarihte, tarih eserlerinde, destanda, destanî hikâyelerde, menakıbnameler ve atasözlerinde Oğuzların konu edinildiği eserler “Oğuznâme” olarak nitelendirilmiştir ve bu anlamda Dede Korkut hikâyeleri de Türk tarihi, devlet ve düşünce sistemi ile Oğuzların hayatları hakkında verdiği bilgilerle bir Oğuznâmedir. DESTANLARDA İNANÇ İslam öncesi Türk hayatından izler, Şamanizm kalıntıları olmak üzere dağ, su, ağaç kültlerini ve Müslüman olduktan sonraki zamanın görünümleri aynı metinler içinde karşımıza çıkar. Arı sudan abdest alan kahramanlar iki rekât namazlarını kılarlar, Allah adına mücadele ederler. Destanlarda inanç, çoğunlukla din faktörü destan kahramanının hareket nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkar. İslam uğruna veya din farklılığına bağlı mücadele, destanî olmak için engel teşkil etmez, epik karakteri ortadan kaldırmaz; kahramana bağlı olarak ortaya konulan hedefin ve mücadelenin ne uğruna gerçekleştirildiğini gösterir. TABİÎ DESTANLARTürk kahramanlık destanlarında terennüm edilen hâdiseler ve bu hâdiselerde görev üstlenen bahadırlar Türk toplumunun tarihî ile düşünme ve inanma biçimleriyle, destanları meydana getiren toplum ve çevre şartlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Türklerin destan devrini yaşayacak kadar köklü tarihe ve destan türünü oluşturacak hayat tarzı ve düşünce dünyasına, coğrafi zemine, mücadele şartlarına ve kültürel zenginliğe sahip oluşu çok sayıda “tabiî” destan meydana getirmesini sağlamıştır. Atlı bozkır kültüründe, açık ve geniş mekâna bağlı yaşama, Türkler için destanî hayatın edebî türde ifadesini bulması anlamına gelmiştir.
Dede Korkut metinlerinde biz Türklerin aile tipini, devlet yönetimindeki ve karar mekanizmalarındaki sistemi, sosyal ve kültürel hayatı, insan ilişkilerini, tabiata ve dış dünyaya bakışı, merhamet ile cengâverliğin nasıl atbaşı gidebildiğini görebiliriz.