Üniversite tipi solculuk: 4.99 TL

Üniversiteleri­mizde yakın zamanda peyda olan ve aynı sığ­lık, aynı dar kafalılık, aynı bağnazlıkla hareket eden bir “solcu öğrenci” tipi var. “Müslüman” görünce içinde uyanan canavarı gemleyemeyip etrafa nefret saçan bu tip, eyleme döktüğü öfkesini tutarlı bir ideolojiye dayandırmak­tan çok uzak. Böyle olması da gayet doğal; zira ortada yıllar içinde şekillenmiş, üzerinde çokça kafa patlatılmış bir fikriyat değil, ucuz sloganların duvarlarına ilmek ilmek işlendiği bir yapı tarafın­dan çabucak kabul görme arzusu var.

Gündem ne getirdiyse onunla beslenen; bizi bazen İrancılıkla, bazen Amerikancılıkla, bazen IŞİD’ci olmakla, bazen kör kılıçla kafa keseceğiniz iddiasıyla, bazen iktidar yalakalığıyla, bazen cehaletle, bazen faşistlikle, çoğu zaman da “kötü olmakla” suçlayan bu gençler, kemikleşmiş millet düşmanlığının saldırı araçlarından biri olarak kullanıldıklarının farkında değiller.

Hâlbuki uzaydan gelmiyorlar o okula; onların da kimisinin ağzı dualı ninesi, alnı secdede dedesi, vatanını seven kardeşi/arkadaşı, sandıkta Türk bayrağı ve Kuran-ı Kerim saklayan annesi var. Sosyal bir deney için Atlas Okyanusu’nun ücra köşelerindeki ıssız bir adaya hep birlikte kapatılıp, ancak üniversite çağına geldiklerinde ülkelerine gönderilmiş olamazlar. Buna rağmen ergenlik döneminde yanan ve ilk gençlikle birlikte harlanan ateşin, içlerindeki kültürü, vatan bilincini, “yerliliği” yakıp kül etmesine mani olamıyorlar.

Günümüzdeki üniver­site tipi solculuk, şiddetini genel olarak üç ayrı bi­çimde sergiliyor. Bunların ilki, başörtülü kız öğren­cileri taciz etmek, ikincisi, Müslüman öğrencilerin üniversite bünyesindeki sosyal faaliyetlerini engel­lemeye çalışmak, üçün­cüsü ise iktidar karşıtlığını paravan olarak kullanarak okul içinde anarşi ortamı yaratmaya çalışmak.

Youtube’da bunlarla alakalı yüzlerce video var, açın izleyin; memleketin karışıklık zamanlarında dersleri engellemeye çalışan (ve bunu başaran), yardım/dayanışma amaçlı kurulmuş stantlara saldıran, özellikle Müslüman kız öğrencileri ikinci paragrafta andığım sıfatlarla taciz eden, mezuniyet törenlerinde mizahla karışık halkın kimi değerleriyle dalga geçen, beğenmedikleri afişleri söken/yırtan, okul içinde mescide karşı çıkan grupların, bunları yaparken kendilerini ne kadar zavallı duruma düşürdüklerine bakın.

“Devrimci” sözcüğünün karşı konulması güç büyüsüne bir defa kapılınca neyi niçin devirmeye çalıştığını unutan, belki de bunu hiç düşünmemiş bu gençler, özgür iradeleriyle hareket ettiklerine inanıyorlar. Kimseden emir almadıklarını, kimsenin oyuncağı olmadıklarını düşünüyorlar. Gerçi böyle düşünmekte haklılık payları yok değil, çünkü kendilerini yönlendirmekte tarih boyunca pek mahir davranmış olan o gizli el, işini yaparken adını vermiyor, yüzünü göstermiyor, nefesini dahi hissettirmiyor.

Ancak asıl sihir burada da değil, şurada: Tüm o anti-kapitalist, Marksist, sınıfsız toplum ve işçi odaklı söylemin sahiplerinin iki-üç bin lira verip iPhone alan, minimum üç yüz liralık ayakkabı giyen, eylemlerde Divan Otelleri’ne sığınan, kahvesini Starbucks’tan başka yerde içmeyen, sözün kısası gayet de “kapitalizm müşterisi” insanlar olduğu unutturuluyor. “Karşı tarafı” hiçbir delile dayanmadan IŞİD, El Kaide yanlısı ilan ederken kendilerinin hemen her platformda PKK ve DHKP-C gibi terör örgütlerinin propagandasını yaptığı (yahut onların eylemlerine ses çıkarmadığı) unutturuluyor. Hedef aldıkları kitlenin bu ülkenin çekirdeğini oluşturan değerleri temsil ettiği, bu değerlerin herhangi bir ideolojiyle sınırlandırılamayacak kadar köklü ve “bize ait” olduğu, bu insanlarla ezeli ve ebedi kardeşlikleri bulunduğu unutturuluyor. 60’lardaki ve 70’lerdeki öncüllerinin hemen hemen aynı söylemlere sahip olmalarına rağmen vatan bilinçlerinin körelmediğini, dahası, Filistin davasına destek olmak adına oralara gidip Siyonistlerle savaştığı unutturuluyor.

Hatırlatan yok mu? Çok. Ama işe yaradığı söylenemez. “Kötülüğü yok etmek için yola çıkmış hakikat neferi” rolünün tadı çok başka, yerine daha iyisini ikame etmek güç. Yine de çok para harcıyorlar; o kadar telefona, ayakkabıya, saate gerek yok. “Şeriatçılar İran’a!” diye bağırmak bedava. Mülteciler için açılmış bir standa baskın düzenleyip videoya çekmek, görüntüleri Youtube’a yüklemek bedava. Sol yumruğu havaya kaldırmak bedava. “Üniversitemizde IŞİD yapılanmasına izin vermemek için mescidin kapatılmasını istiyoruz” içerikli ahmakça bildiriler yazmak bedava. Para harcayacakları tek şey, bir adet Guy Fawkes maskesi, onun da fiyatı 4.99 TL. Gayet ucuz, çünkü Asya’da çocuk işçilere yaptırıyorlar. Aman V for Vendetta ruhu içimizden, anarşizmin gölgesi üzerimizden eksik olmasın diye.