Trump ve Körfez’deki deja vu

Bugünlerde sadece ben değil herkes ABD ve Ortadoğu’nun savaş sözleri üzerine dejavu yaşıyor. İran güçleri ve onların vekilleri Suriye ve Iraktaki ABD güçlerini hedef aldı ve bu Pentagon’un deniz kuvvetlerini Hürmüz Boğaz’ına çekmesine neden oldu.

ABD’nin o zamanki Irak Cumhurbaşkanı Saddam Hüseyin’in barındırdığını iddia ettiği Kitle İmha Silahları hakkında yaydığı özel istihbarata benzer bir durum sözkonusu olabilir mi? Bir savaş muhabiri olarak bölgede gerilimlerin yüksek olduğu 1990’ın sonbaharında koalisyon güçlerine ait bir gemideydim. Ve boğazlar olarak bilinen 21 kilometrelik su yolunun dünya ekonomisi için ne kadar kritik bir öneme sahip olduğunu bizzat müşahede ettim. Birkaç ay sonra da ABD liderliğindeki 35 devletin oluşturduğu koalisyon güçleri Irak’ın Kuveyt’i işgaline karşılık namına I. Körfez Savaşı’nı başlattı. Savaşın arka planında petrolün ve de Hürmüz Boğazı’nın asıl rolünü kim inkar edebilir?

ABD savaş egzersizi yapıyor

İran’ı diğer körfez ülkelerinden ayıran su yolunda hiçbir gelişme dikkatlerden kaçmaz. Küresel ekonomi için çok önemli olan Hürmüz Boğazı, dünyadaki ham petrolünün yaklaşık üçte birinin dev tankerlerle geçişini sağlıyor. Suudi Arabistan tankerlerin saldırıya uğradığını söylediğinde çalmaya başlayan alarm zillerinin sayısını varın siz hayal edin. Burada meydana gelecek her türlü saldırı uluslararası ham petrol arzının güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdittir. Nitekim Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı saldırının “Denizcilik güvenliği için tehlikeli bir durum oluşturduğunu, bölgesel ve uluslararası güvenliği olumsuz yönde etkilediğini” söyledi. Trump’ın İran politikasını destekleyen Riyad ve Abu Dabi’den şimdiye dek saldırı hakkında detaylı bilgi gelmedi. Kısa bir video eşliğinde tek öğrenebildiğimiz, dünyanın en yoğun lojistik hatlarından birinde tankerlerin hasar gördüğü. Bir yanda bunlar olurken diğer yanda ABD’nin bölgeye ciddi anlamda yaptığı askeri sevkiyat söz konusu. Görülen o ki, ABD Tahran’a yönelik bir savaş egzersizi yapıyor.

Aynı yalan gündeme gelebilir

Şu sihirli terkibi hatırlamanın tam vakti: Kitle İmha Silahları! ABD’nin dünya kamuoyunu yanlış bilgilendirme, yalan ve manipülasyon konularındaki sabıkaları düşünüldüğünde gelişmeleri titizlikle takip etmek gerekiyor. Bugünün teknolojisinde, basit bir trafik kazasında bile akıllı telefonlar sayesinde anında bilgi akışı gerçekleşiyorken bazı şeyleri yapmak elbette daha zor ama imkansız değil. Suudi Arabistan örneğine bakarsak, ciddi kanıtlar olmadan tanker sabotajında İran’ı suçlaması aceleci bir karar. Bir de şöyle bir gerçek var tabi. ABD’nin Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ülkesinin İran’la savaş aramadığını söylüyor ama diğer yandan USS Abraham Lincoln uçak gemisiyle bir bombardıman kuvvetinin Orta Doğu’daki ABD Merkez Komuta üssünde savaş pozisyonu aldığını beyan ediyor. Dahası “İran rejimi tarafından ABD’nin veya müttefiklerinin çıkarlarına karşı yapılacak bir saldırının sınırsız güçle karşılanacağını” ifade etmekten geri durmuyor. Bu açıklama sonrası Bolton’a yakın kaynaklar CNN dahil ABD medyasına brifing vermeye başlıyor, yaşanan hareketliliğin inandırıcı tehditlere dayandığı dile getiriliyor.

‘Deja vu’ işte tam burada devreye giriyor.

Aynı gerekçelerle daha önce iki kez kandırıldık. 90’lı yıllardaki ilk Körfez Savaşı da, 2003 yılındaki Irak’ın işgali de benzer süslü yalanlara dayanıyordu. Uluslararası toplum ABD’nin kendisini üçüncü kez kandırmasına yeşil ışık yakamaz, yakmamalı.

Çin ile ticaret savaşının bir galibi yok

Eski bir İngiliz deyimi var. ‘En çok gürültüyü boş gemi çıkartır’ der. Donald Trump, Amerika’yı nasıl yeniden harika hale getirdiğini anlatıp böbürlenirken bu deyimi hatırladım. Trump uluslararası diplomasi ve de siyaset açısından tastamam bir felaket. Ekonomi söz konusu olduğunda da benzer bir manzara var. Bunun için Çin ile ticaret savaşına bakmak yeterli. Kaostan felakete sürüklenen Trump yönetimi en basit gerçekleri bile değerlendiremiyor. Bir kere Çin’in yaptığı ihracatın sadece beşte biri Amerika’ya gidiyor. Ayrıca Çin ile ticarete devam eden Avrupalı müttefikler bu kavgada taraf olmak istemiyor. Sessizliğini ilk kez bozan Çin Dışişleri Bakanlığı Washington’ı, satın almaya istekli olduğu malların hacmini arttırmaya zorlamakla suçluyor. Başka deyişle Trump, kale direğini taşıyarak anlaşmayı değiştirmeye devam ediyor.

Trump’ın ticaretten ne kadar anladığına gelince… New York Times gazetesinde Trump hakkında adli vergi analizi yapan Russ Buettner ve Susanne Craig, Trump’ın 1,17 milyar dolarlık kayıpla ‘diğer ABD’l mükelleflerin hepsinden daha fazla para kaybettiğini’ ortaya koydu. İnceleme, Trump’ın çok kötü bir işadamı olduğunu gösteriyor. Üstelik babası tarafından 400 milyon doların üzerinde bir miras kalmasına rağmen on yılda bir milyar doların üzerinde bir zarar söz konusu.

Çin ile olan ticaret savaşının neden olduğu hasar birgün net olarak ortaya çıktığında görülecek ki, Trump yönetiminin Amerika›ya verdiği zarar yıllık bir trilyon doları bulmuş olacak.

Putin’in varil bombası siyaseti

Muhaliflerin elindeki İdlib’de yaşayan Suriyeli siviller hava saldırılarına maruz kalmaya devam ederken Birleşmiş Milletler diye bir kurumun ne anlama geldiğini merak ediyor olmalılar. Varil bombalarını diplomasiye tercih eden Rusya ve yancısı Beşar Esed’in son muhalif kenti hunharca hedef alması insanlık dışı.

120 masumu katleden bombardıman, çoğu kadın ve çocuk yaklaşık 180 bin kişiyi evinden etti. Son durum yeni bir mülteci dalgası olarak Akdeniz’e doğru yönelirse yaşlı Avrupa’nın tansiyonu yeniden fırlayabilir. Fakat ne yazık ki Avrupa şimdilik sessizliğini koruma derdinde. İdlib ve Hama’da bir ay içerisinde 16 hastane bombalanırken hem de…