Somali birliği neden önemli

İbrahim Tığlı

Müslüman toplumun yaşadığı coğrafyada parçalanmışlığın bir örneği de Somali’de yaşanıyor. Bugün Somali dediğimizde zihinlerimizde Afrika boynuzundaki en uzun deniz sahili olan Somali devleti geliyor. Ancak Somali, yalnızca bu “Somali Devleti”ni içeren bir bölge değil. Etiyopya’nın güneydoğusundaki çok geniş bir bölgeye de Somali denilmekte. Aynı zamanda Kenya’nın kuzeyi ve Cibuti de Somali topraklarında yer almakta.

Osmanlı Devleti nasıl Birinci Dünya Savaşı sonrası birçok devlete ayrılmışsa, Somali de Batılı kolonyalistlerin işgalinden sonra önce İngiliz Somali’si, Fransız Somali’si, İtalyan Somali’si ve Alman Somali’si gibi bölgelere ayrılmış. Her kolonyalist güç Somali’nin bir toprağını kendi sömürgeleri olarak görmüş.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bugünkü Somali devleti kurulmuş, fakat bir türlü istikrar sağlanamadığı için Somali’nin bir bölgesi Etiyopya güçleri tarafından işgal edilmiş, bir kısmı ise 1991’den sonra Putland, Somaliland gibi otonom devletler olarak ortaya çıkmıştır.  Somaliland bağımsızlığını ilan etmesine rağmen henüz hiçbir devlet tarafından tanınmış değil.

13 Kasım’da Somaliland’da devlet başkanlığı seçimleri gerçekleştirildi. Seçimleri Kulmiye Partisi’nin adayı Musa Bihi Abdi kazandı. Aslında Bihi’nin kazanması sürpriz de olmadı. Bihi diğer adaylardan daha favori olup yüzde 55’e yakın bir oyla zafer kazanacağı tahmin edilmekteydi.

Somaliland seçimlerinin ağırlıklı konusu bağımsızlıktı. Kimin bağımsızlık vurgusu diğerlerine nazaran daha güçlü ise seçimlerin galibi de o olacaktı.

Abdi, diğer adaylara nazaran Somaliland halkı tarafından daha iyi bilinen bir isimdi. Asker kökenli olan Abdi, 1991’e kadar hava kuvvetleri komutanlığında vazife almış, 1980’lerde ülkeyi tek adam olarak yöneten Said Barre rejimine karşı muhalif Somalilerin oluşturduğu Somali Ulusal Hareketi’nin komutanlığını yapmıştı. Ayrıca Somaliland’ın kurulmasında öncülük etmiş Şeyhi, Barbere gibi çatışma içinde bulunan kabilelerin uzlaştırılmasında da etkin rol oynamıştı.

Artık Somaliland, Abdi döneminde “bağımsızlık” vurgusunu her ortamda dile getireceği ve temel hedefinin bağımsızlık yönünde bir politika olacağı görülür. Yemin töreninde de Somaliland’ın bağımsızlığı için tekrar savaşabileceklerini söylemesi manidar gözüküyor.

Oysaki Somali’nin bir ayrılığa değil bütünlüğe ihtiyacı var. Somali ancak bir bütün olursa gerçek bağımsızlığını sağlayabilir. Eğer Somaliland hala bağımsızlık vurgusunu öne çıkarmaya devam ederse, görünürde bağımsız olabilir ama realitede İngiltere’nin güdümünde bir devlet olarak varlığını sürdürebilir.

Somali’nin geçmişine baktığımızda, tek bir devlet olunduğunda emperyalizme ve kolonyalizme karşı başarılı olabilmişlerdir. Somali’yi güçlü kılan, tek bir lider ve devlet altında birleşmeleridir. Bu yüzden Portekizliler Somali kıyılarını tehdit ettikleri 16. yüzyılın başlarından itibaren bölgede uzun süreli tutunamamışlardır. Somali halkının sömürgecilere karşı direnişine destek Osmanlı Devleti’nden gelmiş ve 19. yüzyılın sonlarına kadar barış ve huzur Somali’de gerçekleşebilmiştir. İngiliz, Fransız, İtalyan ve Etiyopya Hıristiyanlık krallığının güçleri kendi aralarında anlaşarak işgal ettikleri tek Afrika’daki toprak parçası da Somali olmuştur. 1875’de işgalcilerin bölgeye gelmesi ile ulusal bağımsızlık savaşı başlamış ve şimdiki Şabella bölgesinde başlayan direniş bütün Somali’ye yayılmıştır.

1899’dan 1920’lere kadar direnişin bayraktarlığını “Deli Molla” olarak bilinen Muhammed bin Abdullah Hasan yapmıştır. Sömürgecilere karşı uzlaşmaz tavrı ile bilinmesine rağmen Hıristiyan misyonerlerin de çalışmalarını engellemeye çalışmıştır.

Somali’nin ulusal kurtuluş mücadelesindeki diğer bir isim ise Şeyh Hasan Barsane’dir. Şeyh Hasan Barsane de adaşı gibi Somali halkının özellikle emperyalist İtalya’ya karşı savaşmasında önemli bir rol oynadı. Onun sayesinde direniş hareketi İtalyanlara karşı büyük zaferler kazandı. Kendisi aynı zamanda Osmanlı hilafetine bağlı olduklarını açıklamış, tutuklandığında da İslam için savaştıklarını sömürgecilere karşı söylemiştir.

Şeyh Hasan Barsane Somali’nin Ömer Muhtarı gibidir. O da bir din öğretmeni olduğu gibi hiçbir zaman uzlaşmayı kabul etmemiş bir liderdir. Yakalandığında İtalyanlara söylediği “Sizin kanunlarınız size bizim kanunlarımız bize aittir. Asla sizin askerleriniz olmayacağız, onurumuz ve dinimiz için sizinle savaşmayı sürdüreceğiz” sözü hala zihinlerdedir.

4 Nisan 1924’te İtalyan güçleri tarafından yakalanan Şeyh Hasan Barsane 3 yıl sonra hapishanede hayatını kaybetmiştir. Hala neden öldüğü açıklanabilmiş değil, işkenceler sonucu öldüğü iddia edilmektedir.

Somaliland’ın bağımsızlığı demek,  tarihiyle, toplumuyla uzaklaşmak demektir. Somali’nin ulusal liderleri Somali’nin bağımsızlığı, bir ve bütün olması için savaştılar ve bu kutsal mücadelede canlarını ortaya koydular. Fakat İngiltere, Fransa tarafından desteklenen yeni Somalili siyasilerin ayrılmaktan, kendi bağımsızlıklarını sağlamaktan yana konuşmaları bir çelişkidir.

Siyad Muhammed İngilizlere karşı çarpışırken, direnişle Somali halkını birleştirmekten söz ediyordu. Yeni liderler ise İngiliz, Fransız ve İtalyanların bıraktığı ayrılık tohumlarına inanarak güçlü olacak bir Somali yerine daha zayıf, güçsüz Somali devletçiklerinden söz ediyor.

Sömürgecilik sona ermedi, hala devam ediyor. Yalnız sömürge devletlerinin adları değişti. Daha önceleri Fransız Somali’si olan yer Cibuti, İngiliz Somali’si Somaliland oldu. Zaten Somaliland seçimlerini İngiltere’den bir heyetin izlemesi bunu göstermiyor mu? Direniş ve ihtilal Somali’ye karşı olmaz, özgürlük ve bağımsızlık ancak bölgedeki yeni sömürgecilere karşı olur.

Somali halkı en kısa zamanda bu oyunun farkına varacak ve güçlü bir Somali’yi bir araya getirmek için ortak bir endişe ile mücadele edeceklerine inanıyorum. Belki bu yarın belki de yarından sonra olacak; ama mutlaka olacaktır.

Benzer konular