O halde buyurun Kudüs seferine!

Şüphesiz ki, Mekke-i Mükerreme şehirlerin anasıdır ve O’nu, Medine-i Münevvere, Kudüs-ü Şerif, Şam-ı Şerif ve Aziz İstanbul izler.
Mekke-i Mükerreme, Medine-i Münevvere, Kudüs-ü Şerif Allah-ü Teâlâ hazretlerinin methettiği, Şam ve İstanbul ise Hz. Peygamber (s.a.v.)’in övdüğü şehirlerdir!
Ramazan’ın ikinci haftasını, kendisini Kudüs dâvâmıza adayan Mirasımız Derneği’nin davetlisi olarak gazeteci arkadaşlar ve talebelerle birlikte, Hz. Âdem (a.s.)’den Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’e kadar neredeyse bütün peygamberlerin izini taşıyan Kudüs-ü Şerif’te geçirdik.
Bu şerefli şehirle ilgili gelmiş geçmiş bütün muharrirler bir olsa ve ciltler dolusu eser neşretse asla O’nun kıymetini ifade etmeye güç yetiremezler.
İnsanların izahta aciz kaldığı bu şerefli ve aziz şehri ancak Allah (c.c.) Hazretleri tarif ederse anlaşılabilir ki, Rabbimiz bu hususta şöyle buyurur: “Kulumuzu (Muhammed aleyhisselâmı) geceleyin Mescid-i Haram’dan, çevresini bereketli kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren (Allah’)ın şânı yücedir. Bunu, kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye yaptık…” (İsrâ Suresi 1)
Kudüs-ü Şerif’in ortasında yaklaşık 144 dönümlük, içinde Kıble Mescidi, Kubbetü’s Sahra, Burak Mescidi, Mervan Mescidi başta olmak üzere pek çok eserin de yer aldığı dikdörtgen alanın tümüne, Allah-ü Teâlâ ‘Mescid-i Aksâ’ yani ‘uzak mescid’ ismini vermiştir.
Kimileri Mescid-i Aksâ’nın eski adı olan “Beytü’l Makdis”in Kudüs’ün adı olduğunu iddia etseler de bu doğru değil. Zira “Beytü’l Makdis (mukaddes ev)” mânâsında olan bu isim, eski Kıblemize verilen isim olup, O’na yeni ismini veren yani Mescid-i Aksâ diyen de Allah-ü Teâlâ Hazretleridir. Kaldı ki, bir başka ismi de “Beytu’l-Kuds” yani ‘kutsî ev’dir
Müfessirlere göre etrafının mübarek kılınması hem dünyevî, hem de uhrevî mânâdadır. Etrafında Hz. İbrahim, Hz. İshak, Yakup, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Davut, Hz. Süleyman Aleyhisselam efendilerimizin makam ve mekânlarının olması da mübarek kılınmasının nedenleri arasında gösterilir.
Kaldı ki, biz de adı geçen Peygamberlerin Kudüs, el-Halil gibi şehirlerdeki mübarek ve muazzez türbe ve makamlarını ziyaret lütfuna mazhar olduk. Yahudilerin peygamber olduğuna inanmayıp, ‘Kral Davud’ dedikleri Davud (a.s.)’ın huzurunda, Yahudilerin kinli bakış ve homurtularına rağmen Kur’an-ı Kerim okuduk, tekbir getirdik, Yahudileri şikâyet ettik, tahiyyatü’l mescid namazı eda ettik.
Yahudilerin ‘Yeruşalem’ dediği ‘batı lisanlarına ‘Jerusalem’ olarak geçen bu şehre Müslümanlar ‘bereketli, mübarek yer’ mânâsına gelen ‘el-Kuds’ adını vermişlerdir.
Kudüs-ü Şerif şehrin, Mescid-i Aksâ ise 144 dönümlük (kuzeyi 321, güneyi 283, doğusu 474 ve batısı 490 metre uzunlukta ve yer yer 30-40 m. yüksekliğe ulaşan) geniş alanın tümünü kapsayan İslam’ın üç haremi yani Harem-i Şerifinden biridir.

İSLAM’IN ÜÇ HAREMİ

Malum bunların;
م İlki, Mekke-i Mükkereme’deki Kâbe-i Muazzama’yı da ihtiva eden Harem-i Şerif,
م İkincisi, Rasülullah’ın Ravza-ı Mutahharası’nın da yer aldığı Mescid-i Haram (Mescid-i Nebevî),
م Üçüncüsü ise pek tabii olarak Kudüs-ü Şerif’in tam ortasındaki etrafı çevrili alanın tümü olan Mescid-i Aksâ’dir.
Daha fazla sevap için sadece 3 mescide seyahat edilebilir, daha doğrusu imkânı olan etmelidir. Bu mescitlerin üçü de peygamberler eliyle inşâ edilmiştir. Bu hususta Ebû Said (r.a.)’dan gelen rivayette, Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyururlar: “Ziyaret için sadece üç mescide seyahat edilebilir: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî, Mescid-i Aksâ.” (Buharî, Fezâilu’s-Salât 6 Müslim, Hacc 288, Tirmizî, Salat 243).
Bu üç mescit, diğer mescit ve mabetlerden üstündür, faziletlidir.
Bu mescidlerde kılınan namazların fazileti hususunda ise Ebu Hureyre (r.a.)’den gelen rivayette, Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyururlar: “Bu mescidimdeki (Mescid-i Nebevî) bir namaz, Mescid-i Haram hariç bütün mescidlerde kılınan bin namazdan daha hayırlıdır.” Bezzar’ın rivayetinde ise: “Mescid-i Haram’da kılınan bir namaz, yüz bin namaza bedeldir. Mescidimde (Mescid-i Nebî) kılınan bir namaz, bin namaza bedeldir. Mescid-i Aksâ’da kılınan bir namaz beş yüz namaza bedeldir” buyurulur. [Buharî, Fazlu’s-Salât 1; Müslim, Hacc 505).
O halde bütün Müslümanlar Hac ve Umre’nin dışında Mescid-i Aksâ’ya da hem ziyaret, hem de ibadet maksadı ile gitmeleri icap eder. Kudüs ziyareti bugün diğer zamanlarda gitmekten çok daha elzemdir. Zira Kudüs-ü Şerif şimdi Yahudi’nin esareti altında ve Filistinli Müslüman kardeşlerimiz Mescid-i Aksâ’mızı, haremimizi korumak için malları ve canlarıyla cihad etmektedirler. Mescid-i Aksâ nöbetindeki murâbıt kardeşlerimizi yalnız ve biçare bırakmak büyük vebal!

SİZ HARİÇ HERKES BURADA

Bu acınası fakirin, Kudüs-ü Şerif ve Mescid-i Aksâ’ya ilk ziyaretiydi. Ne acıdır ki, tarifsiz bir geç kalmışlık kapladı her yanımı. Orada kıldığım namazlardan aldığım haz ve huşunun tarifini yapmam imkânsız. Her dakika yeniden Mescid-i Aksâ’ya kavuşabilmenin arzusu içindeyiz. Ondan uzak kalmanın hüznü tüm hücrelerimizi kaplamış durumda.
Ziyaretimizde anladık ki, buraları çok ihmal etmişiz. Kaldı ki, burası Yahudilere değil Müslümanlara vaad edilmiştir. Burada 1967 işgalinden sonra yapılan korsanlıklar hariç Yahudilere ait tek bir iz yok!
Bu mübarek beldeyi ve Aziz Mescid-i ziyaret eden herkes görecektir ki, pek çok Peygamber (a.s.), Sahabe-i Kiram efendilerimiz (en az 25 bin), Emeviler, Abbasiler, Memlükler, Selçuklu, Artuklu, Fatımi, Osmanlı burada dip diri yaşıyor. Hatta Türkiye burada! TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Anadolu Ajansı burada ve her türlü takdirin üzerinde işler yapıyorlar.

PEYGAMBERLER BİZİ ÇAĞIRIYOR

Gittiğinizde ilk hissettiğiniz şey hüzün ve tarih. Sonra şehir ve Mescid-i Aksâ sizi öylesine bağrına basıyor ki, o maneviyat ve huzuru tarif için kelimeler yetmez.
Bu aziz topraklar, peygamberlerin secde ettiği, Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’ın Mirac’a çıktığı, bu sırada 120 bin Peygambere namaz kıldırdığı ve hep birden secdeye kapandığı yerler… Şimdi necis bir kavmin postalları altında ağlıyor. Bunu görüyor ve iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Kulak vermesini bilmeseniz bile, Kudüs-ü Şerif ve Mescid-i Aksâ’nın ağladığını işitiyorsunuz. Sonrası kendiliğinden geliyor. Her an Peygamberlerin davetini tüm hücrelerinizde hissediyorsunuz. Sizi Zeytin Dağı’nda bekleyen Ümmü’l-hayr yani Râbiatü’l-Adeviyye (m.714 -796)’nin türbe veya makamının çağrısını duyuyorsunuz. Hem de ‘nerede kaldınız’ şeklindeki öfkeyle…
Yahudilerin zulmünden kurtarılmayı bekleyen Davud (a.s.)’ın sitemli nidasını işitiyorsunuz.
Her adımda yerin altından, üstünden ve semadan “Ey Osmanlı torunları neredesiniz, neden ihmal ediyorsunuz, ne zaman geleceksiniz, bu esareti ne zaman bitireceksiniz, bu alçak zulme ne zaman son vereceksiniz” nidalarını işitiyorsunuz.
Bu öyle sıradan bir çığlık değil, yücelerden bir davet! Omuzlarımıza yüklenen maddi ve mânevî mükellefiyet! Bu, cenneti garantilemeye neden olacak bir ilahî çağrı! Çünkü işgal altında olan, İslam’ın haremi, Müslümanların izzeti, Peygamberlerin şerefi, Hz. Ömer’in emaneti, ecdadın ihyası için ömür tükettiği, kan ve can verdiği mukaddes belde Kudüs-ü Şerif!

BÖYLE BİR MİLLET YOK

Türklerin İslam’a hizmet ve Kudüs-ü Şerif konusundaki hassasiyeti şüphesiz başka kimsede yok. Lakin biz buraları milletçe bir süredir ihmal etmişiz. Evet, çeşitli maddi yardımlar gönderiyoruz lakin Kudüs’teki mukim kardeşlerimizin bizden istediği şey paradan ziyade ziyaret, yalnız bırakılmamaları.
Elbette ki, Türkiye Cumhuriyetinden ve Türk milletinden çok ama çok memnunlar. Sokakta veya Mescid-i Aksâ’da karşılaştığınız genç, yaşlı ve hatta küçücük çocuklar Türkleri görünce yüzü gülüyor, sevinç gözyaşları döküyor, ‘hoş geldiniz’ diyor, Erdoğan diyor, Arap rejimlerine beddua, bize de dua ediyorlar.
Son yıllardaki ziyaret azalması karşısında boyunları bükük. Düşünün ki, yılda 4 milyon Hıristiyan Kudüs-ü Şerif’i ziyaret ediyor. Dünya Müslümanlarının ise sadece 75 bini. Üstelik ekonomik krizi bahane eden Türklerin gitmemeye başlamasıyla, bu sayı 50 binlerin altına düşmüş. Çok ama çok acı. Ne yapıp edin Kudüs-ü Şerif’e gidin!
Siz Kudüs’e gittikçe, Yahudi bir adım geri çekiliyor. Biz Kudüs’e gidince, Müslüman Filistin halkı ve hatta Kudüslü Hıristiyanlar mutlu oluyor, umutları artıyor.

KUDÜS’E GİTMEK KOLAY VE UCUZ

Çok kez Yahudi’nin propagandası yüzünden gitmenin zor olduğu zannına kapılıyor insanlar. Biz gitmeyelim, Müslümanlar sahipsiz kalsınlar diye, İsrail güçlük çıkarıyor. Bu doğru ama bu bizi yıldıran değil, kamçılayan bir neden olmalı. Zira az gidince baskıyı artırıyor, çok gidince o da çekiniyor.
Biliyor musunuz, her yıl Türkiye’ye 500 bin İsrail vatandaşı geliyor. Ucuz tatil yapıp, otellerimizi talan edip gidiyor. Kaç Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kudüs’e gidiyor biliyor musunuz? Sadece 48 bin. Üstelik bu geçmiş yıllarda kalmış bir rakam. Şimdi çok daha az!
Kudüs-ü Şerif’e sadece Türkiye, Ürdün, Mısır, Bangladeş ve Endonezya vatandaşları girebiliyor. Mısır’da firavun rejimi gidişi engelliyor. Bangladeşlilerin maddi durumu ortada. Ürdün 9-10 milyon bir nüfusa sahip. Geriye Endonezya ve Türkiye kalıyor ve bu da mükellefiyetimizi daha da artırmakta!
İsrail’in hava limanında bekletme ve bezdirmesi, Umre için Ciddiye gittiğinizde Vahhabilerin yaptığı zulümden daha fazla değil. Şekli biraz değişik o kadar. Biz, Cidde havalimanında 6 saat keyfi bekletildik, Tel Aviv’de bir saat bile değil. Bu yüzden korkmayı, çekinmeyi gerektirecek bir şey yok. Bilakis korkan biz değiliz, korkak Yahudi!
Biz, Allah’ın beytine, peygamberlerin makam ve mekânına, kendi vatanımıza, ata yurdumuz gidiyoruz. Biliyor musunuz, burası ana vatan?
Biz, 2 saatlik uçak yolculuğu bir mesafeye gitmezken, Filistinli gençler şehid edilme ve tutuklanma pahasına hangi engelleri aşarak gidiyor bir bilseniz. Çünkü bu yolculuğa cihad aşkıyla çıkıyorlar ve gözleri hiçbir şeyi görmüyor. O halde, bize ne oluyor? Kendime hep bu suâli sormaya devam edeceğim: Neden geç kaldın, yakıştı mı bu sana?
Bu yüzden, hayatımda yaptığım en huzurlu seyahate vesile olan herkese müteşekkirim! Neler gördük ve ne dostluklar kazandık bir bilseniz!

SİZE 15 MİLYON DOLAR TEKLİF EDİYORUM

20-30 metrelik bir odanız olsa ve biri gelse size 15 milyon dolar teklif etse… ‘Hayır’ dediğinizde de “az görmüşsen şu çeke dilediğin rakamı sen yaz” dese ne yaparsınız?
Belki size bunu yapmadılar ama Filistinlilere, Kudüslülere her gün yapıyorlar. Yeter ki evlerini, topraklarını satıp gitsinler. Peki, onlar ne yapıyor? Hiçbiri asla satmıyor. Zeytin Dağı’nda bir genç paraya tamah edince neler mi yaşıyor? İlk olarak annesi evlatlıktan reddediyor. Kendi halkına oğlunu taşlaması için çağrı yapıyor!
İsrail bu milleti mi yenecek? Asla ve asla!
Bir göz odacığı için milyonlarca dolar teklif alan bir yiğit kadın ne yapıyor biliyor musunuz? “Tabi” diyor “satarım” ancak bir şartım var: 2 Milyar Müslümandan eksiksiz olarak onay yazısı getirin!
İşte bazı haydutların, ‘ihanet etti’ dediği Filistinli bu!
2 milyar Müslüman’ın acziyetini yüzümüze çarpan ve de izzetini koruyan bu fakir ama şerefli, İslam dâvâsına gönülden bağlı Filistinliler! İçinde Dahlan ve Abbas gibi ihanet içinde olanlar yok mu? Emin olun bunlar azınlık bile denmeyecek kadar az ve hiçler. Onların yüzüne ilk kendi milletleri tükürüyor.

37 DERNEĞE 3000 DERNEK

Yahudi Kudüs-ü Şerif’i ele geçirmek için var gücüyle çalışıyor. Güçlü ama haksız olduğu için başarısız olsa da pes etmiş değil. Yahudiler dünyanın farklı yerlerinden Kudüs için 3 bin dernek kurmuşlar. Müslümanların dernek ve vakıflarının sayısı 50 bile değil. Bunlardan bir kısmı ise Kudüs dâvâsına sahip çıkarmış gibi gözüküp, Müslümanlara ihanet edenlere aitmiş. Sizce Kudüs-ü kim dâvâ edinmiş, zalimler mi yoksa biz mi?

VAHHABİLER YIKTI AMA KUDÜS YAŞIYOR

Amerika’dan Asya’ya, Ortadoğu’dan Avrupa’ya pek çok ülkesine gittim, yüzlerce şehir gördüm. Hiçbiri ama hiçbiri Kudüs’e benzemez. Benzeyemez… İnsan, bir batı ülkesine gittiğinde yaptıklarından hiçbir maddi ve mânevî kazanç elde edemez. Lakin Kudüs öyle değil! Mekke ve Medine öyle değil!
Buraları ziyaret, Allah-ü Teâlâ ve peygamberleri ziyarettir, ibadettir. Neresinden bakarsanız bakın kazançtır, kârdır!
Kudüs-ü Şerif hakkında ne yazsak hakikati nakle kalem ve gücümüz kifayet etmez!
Mekke-i Mükerreme ve Medine’-i Münevvere’deki ecdadın bütün eserlerini sapık Vahhabiler yerle bir etti. İbadet eder ama birkaç istisna hariç asla tarih göremezsiniz. Kudüs’te ise herkesi ve her şeyi görürsünüz.
O halde hacca da gideceğiz, umreye de, Mescid-i Aksâ’ya da! Birinin ziyareti diğerine mâni değil!
Bu yazdıklarımızı abartılı bulanınız varsa, bilinsin ki o kişi kesinlikle bu şehre gitmemiş, oranın havasını teneffüs etmemiş, oradan feyz almamış demektir.
O halde buyurun Kudüs seferine!
Zafer ve sefer sizin olsun!


Yazarın diğer yazılarını görüntüle:

Benzer konular