‘Halkların kardeşliği’ out ‘popüler tahrip gücü CHP’ in

31 Mart 2019 Pazar günü yapılan seçimlere 8 gün kalmışken CHP’nin Bolu Belediye Başkan adayı Tanju Özcan sosyal medya hesabından bir video yayınladı. Kelimesi kelimesine şunları söyledi;

“Evet, bugün seçime sadece 8 gün kaldı. Bana ısrarla sorulan sorulardan bir tanesine bugün cevap vermek istiyorum; Suriyeliler ne olacak? Valla hiç evirip çevirmeden söyleyeceğim.

1- Belediye bütçesinden hiçbir Suriyeliye bir tek kuruş yardım yapmayacağım.

2- Hiçbir Suriyeliye de işyeri açma ruhsatı vermeyeceğim. Çünkü Bolu’ya yerleşsinler, Türkiye’de kalsınlar istemiyorum. Netim bu konuda. Benim Yukarı Sokulu yaşlı teyzem eksi 10 derecede kaldırımın üzerinde yağ yoğurt satıp evine 10 Lira götürme derdinde, onun karşısındaki bankada sağlıklı, güçlü, kuvvetli Suriyeliler gelip maaş çekiyorlar. Paraları sayarak bankadan çıkıyorlar, o yaşlı teyzem de orada evine 10 lira götürmenin derdinde. İşte ben bunu hazmedemiyorum. İçime sinmiyor. Kabullenemiyorum. İşte o yüzden diyorum ki, Bolulu vatandaşlarımın paralarıyla oluşan belediye bütçesinden bir tek Suriyeliye bir tek kuruş yardım yapmayacağım. Ayrıca vatandaşım şunu da bilmeli, bu Suriyeliler sadece belediyeden değil aynı zamanda Sosyal Hizmetlerden, aynı zamanda Sosyal yardımlaşmadan, aynı zamanda Kızılay’dan da yardım alıyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımız açıklamasında ‘Suriyeliler için harcanan para 37 milyar doları geçti’ diyor. Yani 200 katrilyon liramızı, çoluğumuzun çocuğumuzun rızkını fazlasıyla vermişiz. Bence bu misafirlik fazla bile uzadı.”

31 Mart günü seçimlerden belediye başkanı olarak çıkan ve görevine Kur’an-ı Kerim’i öperek başlayan Tanju Özcan’a AK Parti’den Ağrı’ya belediye başkanı seçilen Savcı Sayan bir twitle cevap verdi;

“Bolu’daki Suriyelileri Ağrı’ya bekliyorum. Biz ekmeğimizi bölüşürüz. Kur’an-ı öpmek yetmez içinde yazılanlara da uymak gerekir…”

Tanju Bey, 10 Nisan günü bir twit daha atarak o bozuk Türkçesi ile vaat ettiği hususa ilişkin bir açıklama daha yaptı. Türkçesini de gözler önüne sermek adına yazdıklarına hiç dokunmadan olduğu gibi buraya alıntılamak istiyorum;

“Tekrarlıyorum… ben Başkan olduğum sürece, yatağa aç giren vatandaşlarımız var iken, Bolu da Türk Halkının vergilerinden oluşan bütçemizden, SURİYELİLERE bir tek kuruş yardım yapılmayacaktır…”

‘Vicdanı olmayan adamdan Başkan olmaz’

Konvansiyonel medya ve sosyal medya bu beyanatlar üzerinde tartışırken İHH’dan Yavuz Dede’nin bir açıklaması ile karşılaştık;

“Bolu’da 2.350 civarında Suriyeli var. Belediyeden 50 civarında aile yemek alıyor. Duyan da Bolu’nun bütçesini Suriyeliler yiyor zanneder. 50 aileye bakacak vicdanı olmayan adamdan Başkan olmaz. Keşke Bolulular bunu önceden görseydi.”
Doğrusu, bütün bunların Avrupa’da milliyetçiliğin geleceği hususunda yapmakta olduğum okumalar esnasında tanığı olmak da bir hayli enteresan oldu benim için. Dr. Senem Sönmez Selçuk’un ‘Dünden bugüne milliyetçilik: Küresel dünyada yükselen sesler’ isimli makalesinin çarpıcı o son cümlesini andım ister istemez. Şöyle söylüyordu Sayın Selçuk; “Milliyetçilik, popüler tahrip gücünden bir şey kaybedecek gibi görünmemektedir.”

Bolu Belediye Başkanı olan zatın yukarıdaki beyanatlarının ne ekonomi bilimiyle, ne de bir başka bilim dalıyla açıklanabilecek tutarlı bir yanı var. Bu hususu bir tek şeyle izah etmek mümkün ‘popülizm!’

Tarih boyunca ve günümüzde sınırları aşan ticaret var olmuş ve olmaya devam etmektedir. Bugün o Suriyelilere yapılan yardımlar dövize çevrilip yurtdışına çıkmadığına göre belli ki yurt içinde harcanmaktadır. Allah-ü âlem o Suriyeliler kendilerine yapılan yardımla Yukarı Sokulu yaşlı teyzeden yağ, yoğurt satın alarak memleketteki ticari döngüye katkı sunmaktadır. Ya da Bolu’da dükkân açan bir Suriyelinin memleketin parasının ülke içinde dolaşımına katkı sunmadığını söyleyebilir miyiz? Bunların neresi kötüdür anlayabilmiş değilim. İHH’dan Yavuz Dede’nin açıkladığı gibi 50 ailenin yemek yardımı alıyor olması mıdır Bolu’yu çökerten? Ya da şöyle soralım, o 50 aile Bolu Belediyesinden yemek almadığında mı abat olacaktır Bolu halkı?

Gelinen noktada ‘halkların kardeşliği’ söylemiyle bildiğimiz CHP’nin bizatihi popüler tahrip gücü oluşuna tanığız. Olan bitenin başka bir izahı da yoktur. Netice itibariyle Bolu’da mevzu bahis 50 aileye bakacak birileri mutlaka çıkacaktır . Ama kaybeden Bolu Belediye Başkanı ve partisi CHP olacaktır. İşte burası kesin. 


Yazarın diğer yazılarını görüntüle:

Benzer konular