Hak edene hak ettiği: Kemal Tahir Ödülleri

Turgay Bakırtaş

“Ödül işleri” çoğu zaman yalan dolandır, bilirsiniz. Birkaç saygın örnek dışında, Türkiye’de birilerini ödüllendirmek, ödüllendirenle ödüllendirilen arasındaki büyük ve kârlı aşkın kamuoyuna ilanından başka bir şey değildir. Mutlu bir birlikteliğe adım atan çiftler, âdet olduğu üzere bu mutluluğu eşe dosta ilan ederler.

Herkesin ödülü kendine tabii. Asla değiştiremeyeceğim bu faydasız ve köklü alışkanlığa karşı Don Kişot kesilmek yerine, ters tarafından sistemin parçası olmaya ve bundan böyle her yılın ilk haftasında bir önceki yıla dair ödüller dağıtmaya karar verdim.

Tahmin ve takdir edersiniz ki bu ödülleri bilinen kalıplara göre belirleyemezdim. Dolayısıyla ödülleri adına dağıtacağım kişi de bilinen kalıplara sığmayan, hatta mümkünse onları kafasıyla kırmış biri olmalıydı. Aklıma ilk gelen isim Kemal Tahir’di; adına düzenlenen bir ödül var mı diye biraz araştırdım, bir şey bulamadım. Böyle “delikanlı” bir adam dururken ikinci bir seçeneği düşünmek de gereksizdi.

Ödüllerin kime verileceğini o günlerdeki ruh halime, keyfime, kısaca “kafama göre” belirleyeceğim. Emin olun, ödül sahiplerini belirleme süreci bu tek taraflı ve istişareden yoksun haliyle bile -herhangi bir ahbap çavuş ilişkisi içermeyeceği için- demokratlıkta birçok organizasyonu cebinden çıkaracaktır.

Peki ya kategoriler? Onları da canım nasıl isterse öyle şekillendireceğim. Devamlılık, popülerlik gibi kıstaslar yok, “Yılın Yemeği” ile “Yılın En Güzel Faulü” bir arada olabilir, hiç sorun değil. Mevcut kültür ortamımızda dikkat çekeceğini de sanmıyorum zaten.

Gelelim düzenlemeye bir anda karar verdiğim Kemal Tahir Ödülleri’nin ilk sahiplerine… Bakalım kimleri, hangi kategorilerde ve neden ödüle layık görmüşüm.

Yılın Şarkısı: Kırmızı Balık Kaç Kaç

Kızımın, dünyadaki ilk senesinde acımadan çaldığı uykularımı biraz olsun telafi edebilmek için onu ne zaman oyalamam gerekse, imdadıma yetişen Kırmızı Balık oldu. O, anlam veremediğim biçimde bu şarkıya akıl almaz bir alaka gösterirken, ben koltukta beş-on dakika olsun gözlerimi dinlendirebiliyordum. Kaç kırmızı balık kaç, Balıkçı Hasan geliyor…

Yılın Sporcusu: Ozan Tufan

Tam olarak hangi müthiş yeteneklerine binaen Fenerbahçe ve Türk Milli Takımı formasını terlettiğini bilemediğim Ozan Tufan, rakip takım oyuncusu tehlikeli şutlar çekerken bile kılığına, kıyafetine, saçının şekline dikkat ederek, Türklerin şartlar ne olursa olsun duruşundan taviz vermediğinin kanlı canlı kanıtı oldu 2016’da. Türkiye-Hırvatistan maçında kendisini çılgınca alkışladığımı hatırlıyorum.

Yılın Siyasetçisi: Kemal Kılıçdaroğlu

CHP’nin liderlik koltuğunda oturduğu sürece neyi, ne zaman, ne için yaptığını ya da yapmadığını bilmemesine, cevaplayamadığı her soruyu “arkadaşlar ilgileniyor” diye geçiştirmesine ve 15 Temmuz sonrası oluşan milli ruha halkın ittirip kaktırmasıyla ucundan lütfen bulaşmasına rağmen neden hâlâ gözüme sempatik göründüğünü bilmediğim, bir de Celal Bey gibi insanı hayattan bezdirir bir kardeşe katlandığı için Sayın Kılıçdaroğlu’nu tebrik ediyorum.

Yılın Haini: Can Dündar

Ömrümde bu memleketi sevmeyen, bu memleketin kötülüğü için ruhunu şeytana satan çok kişi gördüm ama bunu Can Dündar gibi kör gözüm parmağına yapmasına rağmen elini kolunu sallayarak dolaşanını pek görmedim. Dündar, bize yaptığının aynısını Avrupa’nın en demokratik ülkesinde yapsa, ertesi gün karanlık bir hücrenin sararmış klozetine selam duruyor olurdu. Ama bunun yerine Avrupa’nın saygın saraylarında el-ayak öpüyor. Bu büyük başarı görmezden gelinemez.

Yılın Gazetecisi: İsmail Saymaz

Gerçek bir gazeteci. “Hayır” nedir bilmiyor. “Olmaz İsmail, sonra İsmail” işlemiyor kendisine. Çok güzel, tenha, keşfedilmemiş yerler uzmanlık sahası. Taktik maktik yok, bam bam bam! CNN Türk’ün kadrolu laf sokucusu, ayar vericisi, demokrasi distribütörü.

Yılın STK’sı: İHH

Adamlarım. Kardeşlerim. Abilerim. Yıllardan beri gece, gündüz, hastalık, savaş, darbe, soğuk, dağ, tepe, deprem, fırtına nedir bilmeden Allah rızası için uğraşıyor, koşturuyor, mücadele ediyorlar. Adını dahi duymadığımız, haritada yerini bilmediğimiz, uçakla bile on saatte gidilebilen ülkelerde yetimhaneler, çadırkentler, aşevleri kuruyor, kuyu açıyor, cami yapıyorlar. Tarihe gömelim desem sığmazlar. Küçüklerin alınlarından, büyüklerin ellerinden öpüyorum.

Yılın Sanatçısı: İlhan İrem

Sırf nerede olduğunu merak ettiğim, belki birileri kendisine ödül filan verirse yüzünü görürüz diye umduğum için bu aşk, ışık ve sazlık adamını 2016’nın en iyi müzisyeni ilan etmekte beis görmüyorum. Ya tutarsa.

Yılın Gazetesi: BirGün

Türkiye’yi DEAŞ’la ilişkilendirmek için elinden geleni yapmasına ve bir Alevi-Sünni çatışması çıkarmak için olağanüstü çaba sarf etmesine rağmen yayın hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam edebilen BirGün’ün sırrını hepimiz merak ediyoruz. Hayır hayır, Almanya’da yayınlanmıyor, buranın gazetesi.

Yılın Otobüs Hattı: 15C

Üsküdar ile Ferah Mahallesi arasında çalışan bu güzide otobüs hattı, her ne kadar Üsküdar durağı 15B durağından taşan yolcular yüzünden kaybolsa ve arada bir sakallı şoför görüp “Ele geçirdiler, her yeri ele geçirdiler” diye sızlanan Sözcü amcalarına ev sahipliği yapsa da, iki senedir elim ayağım gibi. Kendisi için Akbil basmak dışında bir şeyler yapmak vacip olmuştu.

Yılın Görsel Yönetmeni: Numan İlhan

Çoğunuz tanımıyordur, Numan Abi hem Yeni Şafak’ın, hem de Gerçek Hayat’ın görsel yönetmeni. “Abi rengi bi tık daha açalım, fontu bold mu yapsak ne, kırmızı gitmedi be oraya abi” dediğinizde klavyeyi kafanıza geçirmiyor. Oflayıp puflamıyor diyemem ama genel olarak sabırlı. Dergiyi bağladığımız Cuma akşamları, bazen gecenin ikisine üçüne kadar birlikte takılıyoruz. Kral adam. Baya kral adam.

Yılın Halkı: Türkiye

Sana ne diyeceğimi bilemiyorum. Bu kadar yılanın çıyanın arasında, kocaman bir vatanı tutmuş bırakmıyorsun. Adı Muhammed olan, Ömer olan, Halil olan, Mustafa olan, Fethi olan; saymakla bitmez, vurmakla tükenmez, ahlaklı, cesur, pırıl pırıl evlatların var. Bazen kızsam, bazen küssem de annem babam gibisin. Seni sevmeyen ölsün.

Benzer konular