Gergedanları öldürmesek de olur

İbrahim Tığlı

“Safari” sözcüğü artık Afrika ile özdeşleşen bir kelime haline geldi. Safari yapmak terimi de zihnimize yerleşti bile. Kelimenin kökeni aslında Arapçadaki “sefer” sözcüğünden geliyor. Svahili dilinde de yolculuk, seyahat etme anlamına gelen kelime 19. yüzyılda İngilizce’de de yaygın olarak kullanılmaya başlandı.

Afrika’da kaldığım beş yıl boyunca bir kez safariye çıktım. Benim için hiç de eğlenceli gelmeyen safari birçok insanın Afrika’ya gelme nedenlerinden biri. Tanzanya, Kenya, Güney Afrika, Zambiya gibi ülkelerde safari yapılmakta. Dünyada Safari yaptıran turizm şirketleri var. Bir gün, üç gün hatta on gün süren safariler yaptırıyorlar. Bazı turizm şirketleri Afrika’nın vahşi doğasında yaşayan hayvanları gözlemleyebiliyor, onları değişik bir ruh hali içerisinde seyre dalabiliyorsunuz.

Safari yapmak aslında hiç masumca bir turizm aktivitesi olarak ortaya çıkmadı. Kenya’da İngiliz sömürgeciler yılın bazı aylarında eğlenme maksadıyla aslan avına çıkarlardı. Öldürdükleri aslan sayısınca yerel hükümete para öderlerdi. Yasak olmasına rağmen hala bu uygulamayı sürdüren turizm şirketleri var.

Batı’nın Afrika’daki sömürgeciliğinin etkisini yalnız yerel insanlar yaşamadı. Hayvanlar da bu sömürgeciliğin kurbanları arasında yerini aldı. Bugün Afrika’da bazı hayvanların soyunun tükenme noktasına gelmesinin nedeni bu safarilerde yapılan avlardır.

Beyaz adam Afrika’ya ayak bastığında yerlilerden önce vahşi hayvanlarla karşılaştı. Kendi hallerinde tabiatları gereği varlıklarını sürdüren bu hayvanları yok ettiler. Portekizli ünlü kaşifin gemisi Afrika’nın güneyinde okyanus dalgalarına dayanamayıp battığında, fillerin yardımı ile kendi canlarını ve erzaklarını kurtarabildiler. 19. yüzyıla kadar Batı Cape’de on binlerce fil yaşamaktaydı, bugün ise bu bölgede yaşayan tek bir fil bile yok.

Hollandalı sömürgeciler süs eşyası elde etmek için filleri katlettiler. Filin boynuzu için binlerce fil katledildi. Oysaki filler Avrupalı çiftçilerin en önemli yardımcılarıydı, tarım ürünlerinin nakli fillerle gerçekleştirilirdi.

Gorillerin daha yoğun yaşadığı Demokratik Kongo, Ruanda, Etiyopya, Burundi’de de benzer problemler yaşandı. Belçikalı ve Fransız sömürgeciler safari adı altında binlerce gorili katlettiler. Bugün goriller sadece Ruanda’nın insanın ulaşamadığı dağlık, ıssız yerlerinde yaşamaya devam etmekteler.

Aslanlar da beyaz adamın en çok katliamına uğrayanlarından. Oysa aslanlar ve insanlar tarih boyunca uyum içinde yaşamışlar birbirlerinin yaşam alanlarına girmemişlerdi. “Aslan insanın düşmanı değildi ta fruncular gelene dek” diye bir Afrika atasözü bile var. Burada Frunculardan kasıt beyazlardır. Afrika’da mağara resimlerine bakıldığında aslanlar ile insanların düşman olmadığını, birbirlerinin hayatlarında gözü olmadıklarını görürsünüz. Aslan daha önce Afrika’nın kral hayvanıydı, fakat şimdilerde bu krallığı başka bir hayvana değil insana terk etmiş durumda. Beyaz adam tabiatla uyum içinde yaşamak yerine tabiatı tahakküm altına almaya çalıştı.

Afrika’da aslan sayısı neredeyse binler seviyesine düştü ve Tanzanya, Kenya, Etiyopya dışında neredeyse aslan kalmadı. Gambiya, aslanların ülkesi olarak bilinirdi, bugün ülkede doğal ortamlarında yaşayan bir aslan dahi yok.

Afrika’da vahşi hayvanlar insan öldürmezdi önceleri. Onlara insan avcılığını da yine Avrupalı sömürgeciler öğretmişti. Bilge bir Mozambik yerli şefi şunları söylüyor: “Portekizliler buraya gelmeden önce tek bir aslan saldırısı dahi yoktu. Ne zaman onlar geldi, aslanlar insanları öldürmeye başladı.”

Bugün belki de vahşi hayvanlar ile insanların uyum içinde yaşadığı tek yer Etiyopya’nın Harar kenti. Harar’da gece vakti sokaklarda insanlar ile sırtlanların uyum içinde yaşadığını görebilirsiniz. Bir köpek veya bir kedi gibi yanınızdan sırtlanlar geçiyor. Şehirde insanların yanı sıra kedi, köpek gibi diğer evcil hayvanlar da alışmış bu duruma. Hararlılar yıllardır bu uyumun sürdüğünü söylüyor. Sırtlanlar ile insanlar arasında tarihi bir anlaşma olduğuna inanıyorlar.

Beyaz adamın katliamı Afrika’da balıkçılıkla da devam etti. Tanzanya, Somali, Mozambik kanalı Doğu Afrika’nın en önemli balıkçılık bölgeleriydi. Somali sahilinin insanları geçimlerini balıkçılıkla sağlarlardı. Son elli yılda Doğu Afrika kıyılarına milyonlarca ton artık boşaltıldı. Mavi ekonomi diye adlandıracağımız okyanus ekonomisi büyük zarar gördü.

Son beş yılda ise büyük bir gergedan katliamı yaşanmakta Güney Afrika ülkelerinde. Her yıl bine yakın gergedan öldürülüyor. Gergedanları, insana zarar verdikleri veya çevreye zararlı oldukları için öldürmüyorlar, boynuzları için öldürüyorlar. Bu katil avcıların başında ise Çinliler geliyor. Bir gergedan boynuzu parçasının fiyatı on binlerce dolara alıcı bulabiliyor. En fazla gergedan boynuzu Batı eczanelerinin ya da değişik marketlerin vitrinlerinde boy gösteriyor. Çin tıbbında da yoğun olarak kullanılan boynuzları elde etmek için gergedanlar vahşice öldürülüyor.

Sistem o kadar işler vaziyette kurulmuş ki, katliam sonrası birkaç Batılı hayvan hakları kuruluşu seslerini bir dönem yükseltiyor, sonra da susuyor. Aslında bu tür protestolar muhalefetin ve iktidarın güç sahiplerinin oyunu olduğunu gösteriyor. Güney Afrika gergedan katliamının yaşandığı bir ülke. Ülkede 1977’den beri gergedan avcılığı yasaklanmasına rağmen, cezalandırılanların yalnız yerli avcılar olması nedeniyle bir türlü önlenemiyor.

Güney Afrika’nın birçok yerinde gergedan çiftliklerinin olduğu biliniyor. Bu gergedanlar boynuzları için yetiştiriliyor ve boynuzları için hak etmedikleri bir canavarlıkla karşı karşıyalar. Ender olarak görülen beyaz gergedanlar ise tükenme noktasına geldi.

Gergedan avcılığı Güney Afrika ülkelerinde yasak olmasına rağmen, vitrinlerde yasak olmadığından dolayı gergedanlar katledilmeye devam ediyor. Yarın belki de Allah’ın yaratmış olduğu bu hayvanın nesli insan eliyle tamamen tüketilecek. Biz tabiatla savaşmak için değil tabiattan faydalanmak için dünyaya gelmişiz. Fakat tabiatla savaşımız devam ettiği sürece kendimizi de yok edeceğiz. Hayatta varlığımızı sürdürmemiz için “Gergedanları öldürmesek de olur”. Çünkü tabiat biz olmadan yaşayabilir, ama biz tabiat olmadan yaşayamayız.

Benzer konular