Dijital ambargoya hazır mıyız?

Bir sabah kalktığımızda otomatik refleks ile uzandığımız, artık birer organımıza dönüşen cep telefonlarının çalışmadığını görsek ne olurdu acaba?
Ya da bilgisayarın başına geçtiğimizde açılmayan bir Windows işletim sisteminin yerine mavi ekrana baka kalsak?
Büyük holdingimizin tüm işlerini yürüttüğümüz SAP kaynak kullanım programı tepki vermediğinde ticari operasyonları nasıl yürütürüz?
Neredeyse günlük hayatın tamamının yazışmaya dönüştüğü Whatsapp devre dışı kalsa nasıl davranırdık?
Hele sürekli ‘selfie’ çekip her gün yayınladığımız Instagram ve Facebook’un hayatımızdan çıkıp gittiğini düşünebiliyor muyuz?
Siyaset konuşup önümüze gelene ayar verdiğimiz Twitter’ın artık bize yabancıymışız gibi muamele yaptığı bir durum ile yüzleşebilir miyiz?
Kamuya ait tüm verileri arkasına sakladığımız güvenlik duvarlarının bir günde çöktüğü, her türlü bilginin orta yerde dolaştığı bir senaryoya hazırlıklı mıyız?
Mesela e-devlet uygulamaları hangi işletim sisteminin içinde, hangi güvenlik programlarının arkasında, hangi uluslararası yazılımın kollarına emanet?
Bu sorular bir bilim kurgu filmi fragmanı gibi gelebilir bazılarımıza ama apaçık, yalın ve sert bir gerçek ile karşı karşıyayız…
Savaşların ordularla, gemilerle, uçaklarla, füzelerle değil ticaretle ve en önemlisi dijital araçlarla yapıldığı yepyeni bir çağın içindeyiz…
ABD-Çin ticaret savaşlarında pek çok gümrük tarifesi yükseltildi, pek çok engelleme gerçekleşti ama hiçbiri Huawei’ye yapılan kadar etkili ve ses getirici olmadı…
Google Android işletim sisteminin bundan sonra Huawei cep telefonlarında çalışmayacağını açıklayıverdi…
İşletim sistemi ile birlikte Google play, Gmail ve Youtube gibi platformlara da aynı şekilde Huawei kullanıcıları tarafından erişilemeyeceğini duyurdu…
Dünyada Samsung’dan sonra en büyük müşterisi olan bir şirkete yapıyor Google bunu…
Niye?
Trump, -hadi siz bunu Pentagon diye okuyun- emretti diye?
E, hani bu büyük dijital mecralar için en önemli konu kullanıcıları, özgürlük alanları, kişisel veri güvenliği idi?
Hani özgür dünyanın temsilcisi ABD, dünyaya demokrasi ve kişisel özgürlük vaat ediyordu?
Yine birileri diyebilir ki; “Bize ne bundan? ABD ile Çin savaşıyor, bizi ilgilendirmez!..”
Derler ama her zamanki gibi ters köşeye yatarlar…
Balık hafızalara pek dikkat çekmeyen bize yönelik yakın tarihli bir ambargo girişimini hatırlatayım…
Geçen yıl ABD’nin İran’a uygulamaya koyduğu ambargo paketinin içinde önemli bir detay bizi epey hırpaladı…
ABD’den gelen emir üzerine bir Alman firması olan SAP, İran ile iş yapan firmalarda programının kullanılmasını engelledi…
Şirket içi tüm işleyişlerini bu yazılıma emanet eden bütün büyük holdingler sıkıntı çektiler…
İran, işlenmiş ham madde tedarik zincirinin ülkemiz için en büyük halkalarından birisi ve bu engelleme ticari hayata görünmez bir darbe indirdi…
Hatta o dönem çıkan haberlerde aynı ambargoya Microsoft ve diğer dev bilişim şirketlerinin de katılabileceği bilgileri dolaşıma sokulmuştu…
Tepeden tırnağa bu uluslararası yazılım ve bilişim firmalarına teslim olan özel şirketler, bankalar ve elbette kamu kurumları geçen yıl “teğet” geçen dijital ambargonun bir ön fragmanını izlediler…
Yani?
Yanisi bu dijital ambargo öyle hiç de bizden uzakta değil…
Gerek devlet gerekse toplum olarak böyle bir kâbus senaryosunu yazmalı ve karşılaşıldığında ne yapılacağına dair hazırlıklı olmalıyız…
Bize sürekli yapay zekâdan, işimizi kolaylaştıran teknolojiden, hayatımızın her anını –elbette bizim iyiliğimiz için!- veriye çeviren dijital dönüşümden bahsediyorlar ama bir gün fişi çekmeleri durumunda ne olacağı sorusunu hiç ama hiç sordurmuyorlar…
Onlar sordurmuyorlar da biz soruyor muyuz?..
Oysa ticaret savaşları etiketi altında olan bitenlerin eninde sonunda dayanacağı yer burası…
Bizi post modern darbe ile yıkamadılar…
Geziyle, yargı darbesi ile düşüremediler…
15 Temmuz’daki satılık ruhların yaptığı tanklı toplu darbe girişimiyle de teslim alamadılar…
Finansal savaş eşliğinde dolar ile her gün üzerimize geliyorlar ama hala dimdik ayaktayız…
Peki ya dijital ambargo?
İşte bu daha önce hiç karşılaşmadığımız, pratiğimizin olmadığı, senaryosuna hazırlanmadığımız ölümcül bir silah…
Kafasını cep telefonundan kaldırmadan yaşayan yeni nesillerin, bir gün o ekranın boş kalması durumunda ne yapacaklarını, nasıl davranacaklarını, ne tepki vereceklerini ben kestiremiyorum…
Bu savaşın esas önemli noktası ise bambaşka…
ABD Huawei’yi bir “ulusal güvenlik tehdidi” olarak görüyor…
Bu nedenle ABD ihalelerine girmesi yasak…
ABD, 5G teknolojilerinde küresel çapta yaygın bir güce erişen Huawei’nin Batılı ülke vatandaşları, kurumları ve devletleri hakkında bilgi toplayabileceğini savunuyor…
Arka kapı denilen donanımlar içindeki açık noktalardan her türlü bilgi ve belgeye ulaşmak günümüzdeki en büyük ticari kaynak…
İnsanın “bizzat ürün” olduğu verileri elde etmek, tüm istihbarat çalışmalarından ve bilgi toplama yöntemlerinden daha etkili…
Özellikle mobil teknolojilerin yaygınlaşması ve insan ırkının kişisel yaşamını sergilemekteki cömertliği bu alandaki egemenlik yarışının yüksek tonda sürmesine neden oluyor…
ABD işletim sistemleri, veri tabanları, mobil platformları ile tüm dünyanın bilgisini çekerken, NSA (Ulusal Güvenlik Ajansı) aracılığıyla bu bilgileri işlerken kendisine rakip çıksın istemiyor…
ABD halen dijital evrenin bilgi egemenliğine sahip ve bu büyük gücü her tür illegal biçimde kullanmaktan çekinmeyen bir devlet…
Huawei 5G mobil teknolojileri alt yapısında ve cep telefonu satışında muazzam bir atak yaparak bu bilgi denizinin kapılarına dayandığı için ABD tarafından hedefte…
Peki dünyanın en güçlü devletlerinin bu dijital veriyi reel savaş gibi gördüğü bir dönemde biz ne yapıyoruz?
Yarın ABD, her gün yenisi eklenen ayrılık noktalarını bahane ederek bize dijital ambargo uygularsa ne olur?
Microsoft, IBM, SAP, CISCO gibi kurumsal yapılara emanet ettiğimiz devletimizi ve büyük şirketlerimizi; Google, Youtube, Facebook, İnstangram, Whatsapp, Twitter gibi bireysel ve sosyal hayatlarımızı yüklediğimiz sosyal medya mecraları kapatılırsa, tüm dijital dünyanın büyükleri bu ambargoya katılırsa bizim ticaret, devlet ve sosyal düzenimiz çökmez mi?
Böylesi bir durum için acaba ne kazar hazırlıklıyız?


Yazarın diğer yazılarını görüntüle:

Benzer konular