Albert Pike ve 3. Dünya Savaşı planı

İddialı gelmiş olabilir ama evet iddialı…
150 yıl önce ilk iki dünya savaşının ne şekilde çıkması gerektiğini bilen, yazan ve içinde bulunduğu grupları bu yönde motive eden, 3. Dünya Savaşı için de planlama yapan bir kişiden bahsediyoruz…
İllimunati üyesi, 33. dereceden mason, Lucifer’e yani şeytana tapan bir tipolojiden…
Albert Pike…
Birinci Dünya Savaşı sonunda Rusya’da bir ateist devletin kurulması gerektiğini, 2. Dünya Savaşının faşistler ile Yahudiler kavgasından çıkarılmasının lazım geldiğini ve sonunda Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulmasını yazan adam…
Bu adam 3. Dünya Savaşı için de Müslümanlar ile Siyonistlerin savaşmasını ve tüm bu savaşlardan dinlerin sorumlu tutularak ateist bir dünya kurulmasını öngören düşünce ve planlarını satırlara döktü…
Ne zaman mı?
15 Ağustos 1871 yılında…
Kime?
İtalyan Giusappe Mazzini’ye yazıyor…
Bir masondan diğerine, bir Lucifer takipçisi yani şeytana tapandan ötekine yazılmış mektuptan bahsediyoruz…
Mektubun varlığı yokluğu ve nerede bulunduğu daima tartışma konusu olmuşsa da, bu mektuptaki fikirlerin, önerilerin hayata geçirildiği göz önüne alınırsa her daim dikkate almakta yarar vardır…
Evet, Albert Pike ABD’den İtalya’ya gönderdiği mektubunda Mazzini’ye dünyanın nasıl şekillendirilmesi gerektiğine yönelik plan, fikir ve amaçlarını yazmıştır…
Çok uzun olan mektubun dünya savaşlarını ilgilendiren bölümüne göz atmak epey şaşırtıcı…
Dünyada olan bitenlerin altında yatan ezoterik inançları, illimunati ve masonluk benzeri yapıların varlıklarını dile getirenlerin genel olarak “komplo teorisyenliği” ile yaftalanarak değersizleştirildiği bir dönemdeyiz.
Ancak, özellikle bölgemizde olan biten her şeyi “enerji de enerji” diyerek açıklamaya çalışan modern dönem köleleştirilmiş akademik zihni göz önüne aldığımızda, bu tür kuytuda saklanan bilgilere projeksiyonları yöneltmek, anlamlandırılamayan pek çok gelişmeyi, olayı ve stratejiyi kavramayı sağlayacaktır.
Yılın 1871 olduğunu tekrar hatırlatarak Pike’in Mazzini’ye yazdığı mektuba dönersek…
“1. Dünya Savaşı, Illuminati’ye Rus Çarlığı’nı yıkarak, bu ülkeyi Ateistik Komünizmin bir kalesi yapmak için gereklidir. Britanya ve Alman İmparatorluğu içindeki örgütümüzün temsilcileri bu savaşı tetiklemeli, savaşın sonunda Komünizm kurulmalı ve dinleri zayıflatmak amacıyla diğer hükümetleri yıkmakta kullanılmalıdır…”
Savaş sonunda her biri yahudi olan Lenin, Karl Marx’ı öne çıkaran Bolşevik devrim gerçekleşmiş, ateist bir devlet kurulmuş ve sonraki dizaynlar için kullanılmıştır.
“2. Dünya Savaşı, Faşistler ve Siyonistler arasındaki farklılıkların kışkırtılmasıyla tetiklenmelidir. Bu savaşın sonunda Faşizm yıkılmalı ve Siyonizm Filistin’de bağımsız bir İsrail Devleti kuracak kadar güçlenmelidir. Enternasyonal Komünizm, savaştan Hristiyan dünyasıyla denge içinde bir güç olarak çıkmalıdır ki ona çıkaracağımız son karışıklıkta ihtiyacımız olacak…”
1945 yılında biten savaş sonunda aynen bu hedefler gerçekleşmiş, Rusya büyük güç olarak kalmayı başarmış ve yer kürede şeytanın hakimiyetinin sağlandığı tek bir dünya devleti kurmaya yönelik oluşturulan planlar için uygun ortam üretilmişti…
Soğuk savaş bahanesiyle BM, NATO, IMF gibi küresel kurumlar ya kurulmuş ya da yeniden tahkim edilerek Pike’in takipçileri ve Lucifer’in savaşçıları olan küreselcilerin emrine geçmişti…
Devletlerin ve milletlerin önemini yitireceği düşünülen yeni dünya düzeninin temelleri de bu şekilde atılmıştı…
Ve elbette İsrail bu savaş sonunda Filistin topraklarında kurulmuştu…
Hitler’in zulmünden kaçan ve gemilerle Türkiye’ye sığınmak isteyen Yahudilere izin vermeyen İnönü figürünün bu büyük planda nasıl bir rol oynadığı ve nereye hizmet ettiği çıkarmasını da hayal gücünüze bırakıyorum…
Şimdi gelelim mektubun 3. Dünya Savaşına işaret eden bölümüne…
“3. Dünya Savaşı Siyonistlerle İslam alemi arasında Illuminati ajanlığının (CIA, FBI, NATO) sebep olacağı farklılıkların körüklenmesiyle tetiklenmeli. Bu savaş, öyle bir savaş olmalı ki İslam ve Siyonizm birbirini yiyerek yok etmeli. Bu arada diğer uluslar, fizikî ahlâkî, ruhî, iktisadî yıkımlara sürüklenerek bölünmeli. Öyle bir sosyal kargaşa yaratılmalı ki, herkes dinleri kanlı şiddetin temel sebebi olarak görmeli ve insanlar mutlak ateizme yönelmeli. Son olarak Lucifer’in saf ve mutlak doktrininin manifestosuyla Hristiyanlık ve ateizm de silinmeli. Bu sayede bir taşla 2 kuş vurulmuş olunacak.”
Tüm İslam coğrafyasının kan ve ateşle karşı karşıya olduğu, Türkiye’nin de 15 Temmuz denemesiyle aynı kaderi paylaşmaya zorlandığı düşünülürse, 150 yıl önce yazılan satırların önemi daha da artıyor…
Üçüncü Dünya Savaşını kesinlikle Ortadoğu’da, İslam coğrafyasında çıkarmayı planlıyorlar…
Venezuela gibi krizler gelip geçici ve bu büyük hedefin kırıntısı dahi olamayacak hadiseler…
“Farklıkların körüklenmesi” ana fikir…
Coğrafyamızda dinî, mezhebî, etnik konular o kadar kaşımaya müsait hâle geldi ki, her an bir yerden çıkacak kıvılcımın yangına dönüşmesi ihtimali mevcut…
Bunun üstüne bir de siyasi ayrılıklar düşünülürse…
Türkiye, İran, Suudi Arabistan, Mısır gibi başat ülkelerin gerek birbirleriyle, gerekse bölgesel ayrılıkları ve içine yedirilmiş mezhebi hassas noktaları da bu bağlamda göz önünde bulundurulmalıdır.
İslam dinini tüm dünyada terörün kaynağı gibi algılatmaya çalışan ve yerkürenin belli bölümlerinden bunu başaran bir yapı ile karşı karşıyayız…
Tüm dinleri hedef alan, Şeytan-Lucifer’i hâkim kılmaya çalışan bir organizasyonun saldırısı altındayız…
Son dünya savaşının hedefi Ortadoğu olduğu için Türkiye çok önemli bir ülke…
Tüm bu oyunları bozabilecek, bu tekere çomak sokabilecek tek ülke…
İslam eşittir terör ile başlayan ve diğer dinlere de sirayet edecek terör algısını oluşturmaya çalışan, aileyi yıkıp cinsiyetsiz bir toplum hedefleyen, aşılar ve ilaçlarla insan ırkını hasta ve güçsüz kılmaya uğraşan, dünya nüfusunu azaltmak için savaş ve nüklere yıkım da dahil her türlü yöntemi masasında tutan, binlerce yıldır bugünler için hazırlık yapan büyük bir şeytani yapı ile muhatabız…
Batı toplumlarını çoktan ifsad ettiler….
Aile kavramı zayıfladı, inançlar törpülendi, ateizm çığ gibi artıyor, cinsiyet farkını ortadan kaldıran sapıkların “özgürlük” adına pazarlandığı bir markete dönüştü Batılı insan…
Şimdi bu yapıya hem özüyle, hem inancıyla hem de iradesiyle direnen bir tek İslam ümmeti kaldı…
Tüm eksikliklerine, tüm zayıflıklarına, tüm çelişkilerine rağmen ayakta duran ve durma potansiyeli taşıyan tek ümmet ve bu ümmetin en büyük taşıyıcı kolonuyuz…
O yüzden Türkiye düşmemeli, o nedenle Türkiye dik durmalı…
Tüm bu şeytani planları bozabilecek tek coğrafya burası…
Coğrafyamız bize bu büyük plana karşı çıkma kaderini gösteriyor…
Kaderimiz insanlığın geleceği için de çok ama çok önemli bir noktada duruyor…
Son söz; Bunları bize düşündüren Albert Pike, köleliğin devamını isteyen güneyli bir general olarak kuzeylilerin parlementosunun önünde heykeli bulunacak kadar dengeleri alt üst edecek bir kişiliktir…

Albert Pike:

Yeni dünya düzeni’nin planlayıcısı olarak kabul edilen Albert Pike 29 Aralık 1809’da Boston’da doğdu. Harvard’da çalıştı. Amerikan İç Savaşında köleliği savunan Güney saflarında Tuğgeneral olarak savaştı. Savaşta yakalanarak tutuklandı ve hapse girdi. Hapisten kurtulması bir Farmason olan Başkan Andrew Johnson’un affiyla mümkün oldu. Güneyli bir köle savunucusu general ile Kuzey’in özgürlükçü başkanı ertesi gün Beyaz Saray’da birlikteydiler. Bu aftan sonra başkan, İskoç Riti (Masonluğun en eski kolu) tarafindan 4. dereceden 32. dereceye terfi ettirildi.

33. Derece Mason, en eski ve başlangıç kabul edilmis İskoç Ritinin kurucusu, Kuzey Amerika Freemasonary’nin komutanı ve yaygın bir inanışa göre Ku Klux Klan’ın “en önemli” lideridir. Tüm Satanist Luciferian grupların büyük ustası da olan bu adamın, Lucifer’la (Şeyan) bir bilezik vasıtasıyla sürekli iletişim halinde olduğu da söylenir. İlluminati’nin de tepe adamlarından biridir. Yeni Dünya Düzeni’nin fikir babası ve planlayıcısıdır.

Giuseppe Mazzini:

Giuseppe Mazzini (d. 22 Haziran 1805, Cenova – ö. 10 Mart 1872, Pisa, İtalya), Yeni İtalya (Giovine Italia) adlı gizli devrimci örgütün (1832) kurucusu ve Risorgimento hareketinin önderi uzlaşmaz bir cumhuriyetçi olarak, İtalya’nın birliğinin ve bağımsızlığının sağlanmasının (1861) ardından Savoie hanedanı önderliğinde kurulan meşruti monarşi yönetimine katılmayı reddetmiştir.Mazzini de 33.dereceden masondur ve amacı İtalyan monarşisi ve Papalık konumuna etki etmek olmuştur. Hristiyanlığı yönlendirmek ve yönetebilmek için Vatikan’a sızmak en büyük hedeflerinden biriydi.


Yazarın diğer yazılarını görüntüle:

Benzer konular