10 soruda Yasin Börü davası

Ayn El Arap (Kobani) bahanesiyle Diyarbakır'da gerçekleştirilen izinsiz gösterilerde Yasin Börü ve 3 arkadaşının öldürülmesine ilişkin davanın görülmesine yarın başlanacak. (Yasin Demirci - Anadolu Ajansı)

6-7 Ekim olayları nasıl başladı? Bu olaylarda kaç kişi öldü?

6-7 Ekim olayları adıyla anılan ve neticesinde 52 (kayıtlara göre) kişinin öldüğü olaylar, 6-8 Ekim 2014 tarihinde Suriye’nin Kobani bölgesinde yaşanan olayların ardından, HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ve HDP Merkez Yürütme Kurulu’nun çağrıları üzerine başlamıştı.

Yasin Börü ile birlikte öldürülen 3 arkadaşı… Tam olarak kimdi bu gençler?

Olayda Yasin Börü ve üç arkadaşı (Hüseyin Dakak, Hasan Gökguz, Riyat Güneş) vahşice öldürülmüş; Yusuf Er ise olaydan ağır yaralı olarak kurtulmuştu. Yasin Börü ve arkadaşları çevrelerinde dindar kimlikleri ve STK çatısı altında yaptıkları hayır işleriyle tanınıyordu. Bu vahşi olay da ihtiyaç sahiplerine kurban eti dağıtmak amacıyla dışarıda oldukları bir saatte gerçekleşti.

Katiller ve azmettiriciler kimler?

Yasin Börü ve arkadaşlarının katilleri kamuoyunda Yasin Börü Davası diye bilinen yargılamada sanık sıfatıyla yargılanan ve bu yargılama kapsamında bulunmayan/tespit edilmeyen, insani değer ve duygulardan tamamen yoksun şahıslardır. Azmettiriciler ise kamuoyunun da bildiği gibi yaptıkları çağrılarla 6-7 Ekim olaylarına sebebiyet veren HDP ve PKK yöneticileri, üyeleridir. Olaydan sonra Murat Karayılan’ın yaptığı açıklamalar da bunu doğrular niteliktedir. Ayrıca bu gençlerin katledilmesinin bir diğer sorumluları da haber verilmesine rağmen olaya müdahalede bulunmayan, görevleri halkın emniyetini sağlamak olan güvenlik güçleridir. Olaylara niçin müdahale edilmediği yönündeki eleştiriler üzerine ‘güvenlik güçleri sokağa çıksaydı, büyük kayıplar verirdi’ şeklinde açıklamada bulunan Diyarbakır Valiliği’nin bu açıklaması da emniyetin ve hatta valiliğin bu olayın sorumluları olduğunu söylemek mümkündür.

Yasin Börü ve arkadaşları özellikle seçilmiş bir hedef miydi?

Kanaatimizce doğrudan seçilmiş bir hedef değildi. Ancak Demirtaş’ın halkı sokağa eylem yapma çağrısı sonrasında dindar insanlar -IŞİD yaftasıyla- özellikle hedef seçildi. HDP, PYD’nin IŞİD’e karşı Kobane’de üst üste aldığı ağır yenilgiler sonrası dine ve dindar kesimlere karşı olan nefretlerinin bir benzerini halk nezdinde de oluşturmak amacıyla kullanmıştır. Bu saldırı Türkiye’nin dindar kimliğine karşı bir saldırıdır. Sakala, örtüye bir saldırı olmuş, dini bütün insanlar hedef alınmıştır. Kurban eti dağıtan kişiler elbette ki dindar insanlardır. Kızıltepe’de sırf sakalı olduğu için öldürülen iki yabancı, Yasin Börü ve arkadaşlarının hunharca katledilmesi de bunu açıkça izah etmektedir.

Yasin Börü ve arkadaşlarının ölümüyle ilgili yeni deliller var mı?

HTS kayıtları haricinde dosyaya intikal eden yeni bir delil yok, ancak soruşturma aşamasında olayın üstü ört bas edilmeye çalışılmış, tüm deliller toplanmamış, toplanan bir kısım deliller dosyaya yansıtılmamıştır. Olay yeri görüntülerinde yer alan deliller dosyada bulunmamaktadır. Nitekim şu ana kadar yapılan 3 duruşmadaki taleplerimiz delillerin toplanması ve asıl sorumluların davaya dahil edilmesi yönündedir.

Son duruşmada neler yaşandı?

Yasin Börü’nün annesi Hatice Börü başta olmak üzere katledilen şehitlerin anneleri dinlendi ve davaya katılmalarına karar verildi. Yine vahşi katliamın en önemli canlı tanığı ve olaydan ağır yaralı kurtulan Yusuf Er dinlendi. Yusuf Er, vahşi olayı yaşadıkları katliamı ve gördüklerini baştan sona anlattı. Yaşanan katliamda kitleyi yönlendiren sanıkları teşhis ettiği gibi Yasin ve arkadaşlarının saklandığı evin üst katından, perdelerden oluşturduğu iple pencereden girerek diğer sanıklara kapıyı açan, ardından silahıyla Yasin ve arkadaşlarını öldüren kişiyi de teşhis etti. Daha sonra bizim ve sanık müdafilerin talepleri dinlendi. Sonra sanıkların taleplerine geçildi.

Yasin Börü davası niye geniş kitleler arasında yankı bulmadı?

6/7 Ekim olaylarında HDP çözüm süreci boyunca olan şımarıklığını açıkça gösterdi. Yaşanan vahim bir katliam olmasına, özellikle de dindar kimlik hedef alınmasına rağmen sahiplenilmemesinin en önemli sebebi çözüm sürecidir. HDP’nin ne yapmaya çalıştığı fark edilmedi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde yaşananlar konuşulamıyor, çığlıklar duyulmuyor.

Zanlıların avukatları kimler, HDP ile bağlantıları olduğu bilgisi doğru mu?

Savunma hakkı kutsal olduğundan herkesin savunulmaya ihtiyacı vardır. Dolayısıyla avukatlar şeytan dahil olmak üzere herkesin avukatlığını hukuk çerçevesinde yapabilir. Ancak avukatlar görevlerini yerine getirirken müvekkilleriyle özdeşleşmemeleri daha açık bir ifadeyle şeytanın avukatlığını yaparken “şeytanlaşmamaları” gerekir. Dosya kapsamında sanık avukatların HDP ile ilişkisine dair elimizde somut bir bilgi yoktur.

Yasin ve arkadaşlarının sığındıkları evin sahibi olan kadın defalarca aramasına rağmen, polisin olay yerine gitmemesine emniyet ne diyor?

Emniyetin düşüncesini Diyarbakır Valisi özetliyor; “Olaylara müdahale ederseniz kayıp verirsiniz. Emniyet kayıp vermemek adına olaylara dahil olmadı.” Emniyetin bu konuda ciddi anlamda ihmali vardır. Buna rağmen olay tutanağında o gün meydana gelen bütün asayiş olaylarına müdahale ettiklerini belirtiyorlar.

Demirtaş, Yasin’in adını ilk defa 1 Kasım seçimlerinden önce andı ve “Börü ailesini tanıyorum, onlar da fırıncı” dedi. Demirtaş ya da HDP, Börü ailesi ile görüştü mü hiç?

Kesinlikle şimdiye kadar Demirtaş ya da hiçbir HDP yetkilisi Börü ailesiyle görüşmedi. Nitekim Demirtaş olayın baş azmettiricisidir. Gündem olması onu rahatsız etmektedir. HDP veya Demirtaş’ın, bizzat PKK tarafından sahiplenilen bir olayın mağdurları ile görüşmesi düşünülemez. Çünkü Yasin ve arkadaşları dindar olmaları nedeniyle hedef seçilmişlerdi. Yasin dindar bir çocuktu. Sahiplenilemez doğal olarak.

Benzer konular