‘Fuller manipüle etti biz direnemedik’

http://voicesforanimals.org/news/press-release-voices-animals-receives-grant-bama-works-fund/feed 11 Aralık 2017

http://lesleyfrenz.com/paintings/scintilla-series/frenz_scintilla-10_2017_acrylic-on-cradled-wood-panel_4x4x1-5-copy-2/feed/ Yıllarca Türkiye’de araştırmalar yapan Almanya, Türkiye, Lübnan, Suudi Arabistan, Kuzey Yemen, Afganistan, Hong Kong ülkelerde bulunan Graham Fuller, hakkında Türkiye’de tutuklama kararı çıktı. Fethullah Gülen’in ABD’deki Yeşil Kart başvuru sürecinde Gülen’in Amerika için bir güvenlik tehdidi veya radikal bir unsur olduğuna inanmadığını anlatan mektubun imzacısı Fuller hakkında yazar Cevat Özkaya’yla konuştuk. Özkaya, “Graham Fuller yanlışı bile kaliteli söyleyen bir pozisyon üretiyordu. Kendi doğrusunu anlatırken de biz ‘Hayır öyle değil’ demekten öteye geçemedik” diyor.

cheap carisoprodol online http://dallasstreetchoir.org/images/head.php?z3=NlR1bWU0LnBocA== Yeşil Kuşak teorisini ortaya atan, Türkiye üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Graham Fuller’le ilgili tutuklama kararı çıktı. Oysa Fuller yakın zamana kadar bu bölgede dikkate alınan bir aktördü. Bu değişikliği nasıl yorumlarsınız?

Türkiye’de bazı zorluklar var. 1989-1990’da soğuk savaşın bitimi ilan edildikten sonra o gün Cumhurbaşkanlığı yapan Demirel “Bundan sonra dış politika yapmak kolay olmayacak” demişti. Soğuk savaş döneminde kolaydı, klikler vardı. ABD ne yaparsa onlar oraya giderdi, Rusya’nın arkasında da bir grup ülke vardı, Rusya ne yaparsa oraya giderdi. Türkiye de, bu gruplardan bir tanesine tabiiydi ve çok fazla düşünmek gerekmiyordu. Şimdi o gruplar ortadan kalktı ve esnek seyyar bir durum ortaya çıktı. Dolayısıyla Türkiye bu sıkıntıyı yaşıyor. Bu aynı zamanda bir kadroyu, bir insan unsurunu gerekli kılıyor ve bu tür politikaları oluşturacak merkezleri gerektiriyor. Bizde strateji oluşturan bir sürü kuruluş var ama hiçbirinin strateji ürettiğini bugüne kadar görmedik. Bunu niye söyledim? Graham Fuller ve Yeşil Kuşak projesi boşuna ortaya çıkmamıştı, bu tesadüf değil. Sovyetleri çerçevelemek için Türkiye’nin, İran’ın, Pakistan’ın ön cephede yer aldığı, Rusya’nın etki alanını kısıtlayan bir güç olarak dizayn edildi. Uzun erimli kararla alabilen ülkeler, uzun erimli düşünen insanlarla birlikte yürür. Graham Fuller gibi. Rand Corporation’ın bir raporu var 2005’li yıllarda yayınlanmıştı. Orada bazı şeyleri açıkça söylüyor, İslam dünyasında ne yapmalıyız sorusunu soruyorlar. Bizim tahayyül edemeyeceğimiz kadar ayrıntı vermişler.

carisoprodol 350 mg while breastfeeding buy soma sites Bizim nasıl bir politika tayin edeceğimize dair çalışan bir Graham Fuller’imiz yok muydu?

http://vodule.com/?p=8487 Graham Fuller, Ankara’da bulunmuş ve CIA’in Türkiye masasında çalışmış. Türkiye’ye ilişkin tasavvurlar geliştirmiş ve 1960’lardan beri bu konuda çalışıyor. Fethullah Gülen’le ilgili tavırlarına baktığınız zaman, adeta koruma içgüdüsüyle hareket ettiğini görüyorsunuz.  Gülen’i elbette fanatik bir taraftar biçiminde savunmuyor ama daima, kesintisiz çok rafine bir savunucusu olduğunu görüyorsunuz. Mesela 2010’lu yıllardan önceki AK Parti değerlendirmelerine baktığınızda AK Parti’nin son derece rasyonel işler yaptığını söylüyor hatta Türkiye’nin bundan sonra ABD’nin dümen suyunda giden bir ülke olmadığından, kendi politikalarını üretmeye başladığından söz ediyor. Fakat belli bir aşamadan itibaren bu tavrı değişiyor. AK Parti’nin marjinalleştiğini, demokratik hüviyetini yitirdiğini, Cumhurbaşkanı’nın olağanüstü güç toplamaya dönük bir pozisyona geldiğini anlatmaya başlıyor. Bunlar rasyonel değerlendirmeler değil. Evet, AK Parti’de eksikler görebilirsiniz ama Fuller’in değerlendirmeleri tamamıyla manipüle etmeye dönük. Bunu şöyle değerlendirebiliriz, ilk 10 yılda yaptığı değerlendirmelerde “Türkiye en azından bizim rotamızda gider, çerçeveleyebiliriz” diye düşünüyor, çerçeveleme imkânı ortadan kalktıktan sonra başka bir söylem kullanmaya başlıyor ama Fethullah Gülen’i hiçbir zaman korumadan azade bırakmıyor.

Evet, hatta “15 Temmuz’un arkasında Gülen olamaz” açıklaması da var.

http://tonic-design.com/archdaily-crabilltonic-design/ Açıkça böyle açıklamalar yaptı. 15 Temmuz darbesinin bir nevi dış destekçisi olduğuna ilişkin bir kanı var. 15 Temmuz akşamı Büyükada’da Splenda Oteli’nde yapılan toplantının organizatörü olduğuna ilişkin bilgi var, tutuklama kararı da buna dayandırılıyor. En ufak bir tereddüt göstermeden Gülen’i ve FETÖ’yü savunan bir pozisyonu var Fuller’in.

http://middlesexglass.net/a-description-of-the-salem-witch-hysteria Yeşil Kuşak da, Arap Baharı üzerine yazılanlar da özgün teoriler değil, Türkiye’nin sosyolojisine hâkim olamıyorlar. Fuller’in “Ortadoğu’da iki buçuk ülke var” demesi gibi. Buna karşın yine de Fuller’in teorileri destekçi bulmuştu, karşı olanlar da argüman bulmakta zorlandılar.

http://dallasstreetchoir.org/wp-json/oembed/1.0/embed?url=https://dallasstreetchoir.org/youthcue/ Bana kalırsa en ciddi sorun “Biz şu değiliz” demek. Sizi birisi paketliyor, hayır ben bu paketteki gibi değilim diyorsunuz ama ne olduğunuzu da söyleyemiyorsunuz. Çünkü o meseleyle ilgili yetkin bir tasavvur geliştirebilmiş değilsiniz. Diyelim ki siyasal iktidar veya siyasal elit bir tavır ortaya koyuyor. Bunu sadece bir işaret olarak söylüyor, bunun politikalarını uygulamaya çalışıyor ama bunun altının entelektüel olarak doldurulması lazım. Hatta bu siyasi kanadın entelektüel altyapısının olması lazım. İşte Rand Corporation dedikleri bu alt yapıyı hazırlayandır. Diyelim ki herhangi bir Ortadoğu politikasıyla ilgili üç dört kuruma bir rapor hazırlatıyoruz, siyaset bunlardan bir tanesini tercih ediyor. Onu da yüzde yüz uygulamak zorunda değil ama karar oluşturmada mesnet teşkil edebilecek metinleri var. Bizde karar oluşturma aşamasında bürokratlar ve siyasiler yer alıyor. Siyaset güncel bir iştir bir yanıyla. Günceli doğru düzgün yönetemediğiniz zaman uzun vadeli hedeflerinize gidemezsiniz. Günceli yönetirken, entelektüel bir altyapı hazırlamanız mümkün değildir, bunun birileri tarafından hazırlanması, sizin de buna onay vermeniz gerekir. Bunu Dışişleri bürokratlarına bıraktığınızda kusura bakmayın ama çok şey çıkmaz. Sahadaki realiteyi kendilerine göre gözlemleyerek o realiteye göre tavır almaya çalışırlar.

carisoprodol 350 mg manufacturer Türkiye’de hep yurtdışından yapılan müdahalelerle ilgili bir hassasiyet var. İslamcılar da solcular da dış müdahalelerden şikayetçi. Bu şikayet dururken, Fuller’in teorileri niye ciddiye alındı?

Sıkıntı tam da buradan kurtulmaya çalışırken ortaya çıktı. Bir yanda kurtulmaya çalışıyoruz ama yeteri kadar yetişmiş insan gücümüz de yok, gerekli kurumlar da oluşturulabilmiş değiliz. Belki bir geçiş dönemi arızalarını yaşıyoruz ama bugün karşılaştığımız sorunlar geçiş dönemi arızalarıyla geçiştirebileceğimiz sorunlar değil. Türkiye’nin geçiş dönemiyle olayların yükselişi arasında bir zamanlama sorunu var. Şu anda halledebileceğimiz bir şey değil ama bundan sonra bizim karar alıcılarımızın önüne de dış politikayla ilgili bir karar verileceği zaman onların istifade edebileceği ve rafine edilmiş metinlerin gelmiş olması gerekiyor. “Ortadoğu’da şöyle olması lazım” demek, temennidir. Siyasetin ayağını yere bastıracak ama temennileri de ıskalamayacak bir vizyona ihtiyaç var. Bu da entelektüel metinlerle olabilecek bir şeydir. Diyelim ki Ortadoğu konuşuyoruz. Bölgeyi bilen, orada yaşamış, gitmiş gelmiş, politikayı da takip edebilen, Türkiye’nin Ortadoğu politikasını tarihiyle anlatabilecek kaç tane uzman sayabiliriz? Bu bir arızadır. Ama ABD’de 60’lardan beri İslam çalışmış, Ortadoğu çalışmış, Türkiye çalışmış Graham Fuller’den başlayarak bir sürü adam sayabiliriz. “İki buçuk devlet”ten kastın ne olduğunun son derece farkında olmak zorundayız. Türkiye’nin 30 yıldır terör sıkıntısı var ama bu sorun Türkiye’nin bütün sistemini alt üst etmiyor. Suriye 5 yılda dünyanın paylaşım alanı haline geldi. Irak’ta toplum son derece kolay istikrarsızlaştırıldı. Bu Türkiye’nin bir devlet yapısına sahip olduğunu ortaya koyuyor. Kemal Tahir, Türkiye’de dergi çıkarmanın 20 ilkesini sayarken “Adam gibi dergi çıkaracak biri Batıyla hesaplaşmayı göze almalıdır” diyor.

http://steampunkfamily.com/2011/05/before-the-queen/ http://kgccomputers.com/residential.html Batıyla yüzleşmek gündemi hep önümüzde ama bunu yeterince ciddiye alıyor muyuz?

carisoprodol 350 mg directions Yeteri kadar farkında olsaydık bu yüzleşmenin daha altı dolu olurdu. Şimdi siyaset bir bağdan kurtulmaya çalışıyor. Eski Dışişleri Bakanı Çağlayangil hatıralarında “Göreve geldiğimizde U2 problemiyle karşılaştık” diyor. Bu sorun şu, Türkiye’nin İncirlik’ten kalkan U2 uçaklarından haberi yok, o uçak gidip Rusya’yı vuruyor, savaş durumuna geliyoruz ama yöneticilerin bu uçuştan haberi bile yok. Anlaşmalar öyle bir karşılıksız aşk ilişkisi içinde yapılmış ki, ne zaman neye imza attığımız belli değil. En sonunda ikili anlaşmaların dökümünü istiyor. Sayısının kaç tane olduğu o güne kadar belli değil. Dışişleri Bakanlığı elindeki anlaşmaları getiriyor, Savunma Bakanlığı getiriyor, bir türlü kaç tane anlaşma yapıldığı bulunamıyor. En son çare olarak ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan istemek mecburiyetinde kalıyorlar. Türkiye nereden çıkıp nereye gitmeye çalışıyor, bunu bilmek lazım. Böyle bir bağdan kurtulup da özgür kalmayı sağlayabilecek şey, 9-5 mesaisinin dışına çıkıp 24 saat çalışmak. Böyle bir istikamete yönelmemiş olsaydı, bu sıkıntıyı yaşamazdık.

http://kgccomputers.com/service/home-computer-services/feed/ buy watson soma Peki, bir Graham Fuller deşifre oldu, yenisini nasıl bilebiliriz?

Yaşadığımız süreci adlandırabildiğimiz takdirde, zaman içinde bulunduğumuz iklime uygun isimler de yetişir. Fuller’i tutuklayamayacağız tabii ki, ama açıkça “Bizim açımızdan bu arkadaş suçludur, biz bunu ilan ediyoruz” diyoruz. Biz bunu dünyaya böyle duyuruyoruz. Tarih böyle şeyler için lazımdır. Bunlar ilk defa olan şeyler değil. Kudüs meselesi, eğer buradan Kudüs’ün statüsünü evrensel hukuk içinde nasıl mücadele edileceğini, nasıl bir edebiyat üretebileceğimizi ortaya koyan bir kurum üretebilirsek, bu öfkenin makul, doğru ve hukuki bir karşılığı olur. Yoksa derler ki, bir facianın ateşinde fazla yaşanmaz. Öfkeyle yaşanmaz. Takıntı haline getirmeden unutmamamız gerekir. Tepki vermeden vazgeçmemek gerekir.

http://tonic-design.com/?ak_action=reject_mobile Yerli milli söylemini entelektüel alana oturtmak mümkün mü?

where buy soma Martta ektik ekimde biçeriz diye olmuyor ama Türkiye’nin böyle bir birikimi oluşturabilecek potansiyeli var. Siyaset iktidarın imkânlarını kullanabilmek sanatıdır ama siyaset her şey değildir. Bizim entelektüelimiz siyaset yapmaya çok meraklıdır. Siz entelektüel alanınızla fiili siyasetin kalitesini yükseltebilecek durumda olmalısınız. Eli kalem tutan, entelektüel üretim yapan insanların siyasete girdiklerinde çok başarılı olduklarını görmeyiz. Başarılı olabileceğiniz alanda doğru siyasi kararlar alınmasına zemin teşkil edebilecek potansiyeliniz varken sizin gidip uygulayıcı olmaya çalışmanız komik, anlamlı bir şey değil. Entelektüel iklimin geliştirilmesi de çok önemlidir, siyaset bundan faydalanır. Anadolu Ajansı’nın yakın zamana kadar Ortadoğu bürosu yoktu ama BBC’nin bütün Ortadoğu şehirlerinde bir bürosu vardır.

http://middlesexglass.net/sonnet Zaten Fuller meselesi bize entelektüel bir savaş kulvarı olduğunu da göstermiyor mu?

http://vodule.com/?p=11489 Adamın kitaplarını okuduğunuz zaman son derece ikna edici argümanlarla konuştuğunu görüyorsunuz. Referans olarak kullanıldı bu kitaplar. Bakıyorsunuz, Graham Fuller yanlışı bile kaliteli söyleyen bir pozisyon üretiyordu. Kendi doğrusunu anlatırken de biz “Hayır öyle değil” demekten öteye geçemedik. Yani o anlattı, biz “Hayır öyle değil” dedik ama “Böyledir” diyebileceğimiz bir argüman üretemedik. Neden öyle olmadığını söyleyebilmektir entelektüel birikim.

buy cheap soma in australia soma buy discrete O birikim varsa bile Batı kompleksi aşılabildi mi?

Entelektüel birikim yalnız başına mana teşkil etmez. Bir sabitenizin olması da gerekir. Pergelin ayağı bir yere sabitlenir, ayağınızı istediğiniz gibi açarsınız. Bu sabite olmadığı zaman bir o yana bir bu yana kayarsınız. Siyaset içinde bulunduğu bağları gördü ve bunları çözme kararı verdi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bölgesel güç olmak isteği olmasaydı, ABD ondan daha iyi cumhurbaşkanı mı bulabilirdi? Karşılılık ilişkisi götürmek isteyince bu sorunlar ortaya çıktı. Siyasette gördüğümüz bu duruşu, entelektüel alana da taşımak durumundayız.

Benzer konular