Uzaya mı gitmek mi zor, NASA’ya girmek mi?

Yıldız tavsiye olarak verdiklerini hayatına uygulamış. Memleketini soranlara “Orduluyum” diyor, 1980 yılında doğmuş. Çocukluk hayallerinde hep uzay olduğu için, ilk durağı Ankara Üniversitesi Astronomi Uzay Bilimleri bölümü. Sonrasında yurtdışı macerası başlıyor. Hollanda’daki Groningen Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitiminden sonra doktorasını da Leiden Üniversitesi’nde tamamlıyor.

Şimdi NASA’nın Kaliforniya eyaletindeki Jet Propulsion Laboratory bölümünde. Dr. Yıldız Mars Projesi’nde veri bilimci:

“Hayallerimi takip ettim. Para kazanıp kazanmak pek umurumda değildi. Bu beni birçok ülkeye seyahat ettirdi. Çok büyük teleskoplarda çalışma imkânım oldu. Kısa vadede para kazanmayı düşünmek insanları hayallerinden vazgeçirebiliyor. Astronomi bölümünde kısa vadede para kazanmıyorsunuz. Ama daha sonra bu çalışmalarınızın uzun vade de karşılığını alacaksınız. Teknolojinin bütün sınırlarında dolaşacaksınız. Bilimin sınırlarında geziyorsanız o sınırlardan biri de siz olacaksınız.”

Hayal kırıklığının ardından gelen başarı

Yıldız’ın “uzun vadede karşılığını alacaksınız” derken kastettiği şey kendi hayatında da gördüğü bir gerçek. NASA’dan önce 10 kuruma başvurmuş, sonuç ret. Şimdi geldiği noktanın ne kadar nadir olduğunu o anlatsın:

“Şu anda NASA’da çalışan toplam Türk sayısı 6. Bu sayı artsa ve ben normal sıradan bir insan olsam, o zaman daha mutlu olacağım. Burada bana teveccüh gösteriliyor. Neden? Çünkü çok az kişi var. Burada bir bakıyorsunuz 40 tane Fransız, 60 tane İspanyol var. Onlar NASA’da çalışan Fransız muhabbeti yapmıyorlar çünkü bu sıradan bir şey.”

Bu müstesna konum Yıldız’a birçok sorunun sorulmasına, Türkiye’den öğrencilerin mail yağmuruna tutulmasına da neden oluyor. “NASA’ya nasıl girerim?”, “Uzaya gidebilir miyim?”, “NASA’da çalışmak nasıl bir his?” ortak sorular. Türkiye’de uzay kültürünün oluşması açısından bu sorulara kıymet veriyor.

Uzay hukukçusu da lazım

Yıldız Türk öğrencilere NASA’da çalışmak için yalnızca astronomi, mühendislik, fen bilimleri okumanın şart olmadığını da vurguluyor. İlk insanlı yolculuk 2035’te Mars’a planlanıyor. “Bu yeni dönemde uzay hukuğu, uzay tıbbı, uzay psikolojisi gibi uzmanlık alanlarına ihtiyaç var. Bu astronomi ile sınırlı olmayan yeni bir dönem demek. Bu alanlarla ilgilenen insanlara da ihtiyaç var. Mesela Türkiye’de uzay tıbbı ile ilgilenen bir kişi bile yok.”

Uzay politikası gerekli

NASA’da çalışmak için gerekli olan niteliği “orijinal fikir” olarak özetliyor Yıldız. “Yıldızların oluşumunda oksijen molekülü bulunup bulunmadığına” ilişkin çalışmasıyla NASA’nın kapısından giren Yıldız, geliştirilen projenin ancak NASA’da yapılabileceğini de vurgulamak da önemli.

Bütün bunlar için de bir uzay politikası gerekiyor. Yıldız da bunu anlatıyor:

“Uzay araştırmalarında bu kadar geç kalmamızın sebebi bir uzay politikamızın olmaması. Yani hükümetlere göre değişmeyen ciddi bir politika. Çünkü politikayla beraber belli bir bütçe olur. Yazılı bir politika olması lazım ki hükümetler üstü olsun. Ulaştırma Bakanlığı’nı düşünün, hükümet değişince isim değişiyor ama bakanlık kalıyor. Yani Türk Uzay Ajansı kurulsa insanlar değişse bile kurum kalmak zorunda.”

Yetişmiş insan olmadığı için uzay çalışmalarında ancak bir yere kadar varılabildiğinin altını çizen Yıldız, Türkiye’nin bu alanda varlık gösteremiyor oluşunu, yetişmiş insanı bulunmamasına bağlıyor. Peki uzay araştırmalarında dünya ne noktada? Bu soruyu da yanıtlıyor:

“Biz şu anda uzay çağının daha en başındayız. Wright kardeşlerin uçağı ilk keşfettiği zamanları düşünün. Şimdi rahatlıkla uçağa binip her yere gidebiliyoruz. İlk keşfedildiğinde bu bir hayaldi. Uçaklar yakıtını alıyor, tekrar uçuyor. Roketler öyle değil. Bir tane fırlatılıyor, bir sürü parçası atılıyor, ondan sonra yeniden yapılması gerekiyor. Ne zaman ki uzaya rahatlıkla inip çıkarız, dolaşırız, döneriz o zaman işte bugünkü uçak teknolojisinin geldiği noktaya geliriz uzay açısından.”

Benzer konular