Mısırlıların kaos ve istikrar ile imtihanı – Gerçek Hayat

Mısırlıların kaos ve istikrar ile imtihanı

Rabia Meydanı’nın boşaltılmasının 5’inci yılı yaklaşırken Mısır yönetimi Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) ile hiçbir şekilde uzlaşma niyetinde olmadığı mesajını verdi.
Kahire Ceza Mahkemesi, Rabia Meydanı’nın boşaltılması esnasında yaşananlarla ilgili davada içlerinde Şehit Esma’nın Babası Muhammed el-Biltaci’nin de yer aldığı 75 İhvan yanlısı sanığın idamına hükmetti.
Sanıklar Rabia Meydanı’nın Mısır güvenlik güçleri tarafından boşaltıldığı 14 Ağustos 2013 tarihinde yol kesmek, kasten adam öldürmek ve güvenlik güçlerine mukavemet etmek gibi suçlamalardan yargılandı.
Sanıklar her ne kadar Mısır yasalarına göre, 60 gün içerisinde karara itiraz etme hakkına sahip olsalar bile, içine girecekleri psikolojinin ve yaşayacakları travmanın ne kadar zor olacağı aşikar olsa gerektir.
İdam cezasına çarptırılan sanıklardan 31’i firarda, ancak 44’ü tutuklu olarak yargılandı. Sürgün hayatı yaşayan firardakiler 5 yıldan beri vatan hasreti çekiyor, aile, akraba ve eş-dosttan uzak yaşıyor olsalar bile, hayatın içinde olmaya devam ederek günlük hayatlarını sürdürebiliyorlar.
Ancak tutuklu sanıklar hapishanelerde zor koşullarda 5 yıl geçirdiler. Sonraki yıllarda ne olacağını sadece Allah biliyor.

MISIR REJİMİ GÜÇLENDİ
Mısır rejiminin, özellikle de Sisi’nin ikinci döneminde iyice güçlendiği, Hüsnü Mübarek’in 30 yıllık iktidarına son veren 25 Ocak Devrimi ve sonrasında yaşanan gelişmeler nedeniyle zayıflayan devlet otoritesini tekrar sağlamayı başardığı görülüyor.
Ekonomide Sisi yönetimi, Mübarek’in iktidarı boyunca yapmaya cesaret edemediği elektrik, akaryakıt ve doğalgaz fiyatlarına toplamda yüzde iki yüzlere varan oranlarda zamlar yaptı ve ayrıca vergileri artırdı.
Halk hayat pahalılığından şikayet etse bile, ekonomi uzmanları yapılan zamlar ile devletin sübvansiyon yükünün kısmen de olsa azaldığı yorumlarını yapıyor. Çünkü bazı tüketim mallarında devlet yüzde 90’lara varan destek sağlıyordu.

İHVAN İLE UZLAŞMA İHTİMALİ NEREDEYSE SIFIR
Geçen 29 Temmuz’da Kahire Üniversitesi’nde düzenlenen 6’ıncı Gençlik Konferansı’nda konuşan Abdulfettah es Sisi, İhvan ile uzlaşma konusunda kendisine sorulan bir soru üzerine, “bu meselelere hiç girmeden terörle amansız mücadelemizi sürdürüyoruz. Uzlaşma konusunda kararı sadece halk verir” ifadelerini kullandı. Sisi’nin İhvan’dan hiç söz etmemesi dikkat çekti.
Son 5 yılda aralıklarla bazı kanaat önderleri uzlaşma için girişimlerde bulunsa bile sonuç alamadılar. Uzlaşmak için çaba sarf eden şahsiyetler genelde İhvan ile hayatlarının bir döneminde yürümüş veya muhafazakar gruplara yakın insanlardı.
Geçen Nisan ayında Kemal el Hilbavi Sisi yönetimi ve İhvan arasında aracılık yapmak için harekete geçti. Ancak kendisine 6 Nisan Hareketi dışında fazla destek veren olmadığı gibi yönetime yakın medya tarafından da topa tutuldu.
Hilbavi’nin uzlaşma girişimleri çerçevesinde muhalif lider Eymen Nur’un Türkiye’den yayın yapan Şark TV kanalına konuk olması üzerine Mısır El Yevm es Sabi gazetesi, “Hilbavi Eymen Nur’un kanalına konuk olarak teröristlerle uzlaşma girişimine 6 Nisan Hareketi’nin destek verdiğini söyledi” başlıklı haberinde Hilbavi’yi eleştirdi.
Bazı gazeteler, “Hilbavi’nin İhvancı yüzü ortaya çıktı” ve “Hilbavi yeni bir şey söylemiyor” şeklinde uzlaşma fikrini dahi öteleyen eleştirel haberler yaptılar.
Görüşüne başvurduğumuz Mısırlı siyaset bilimcilerinden bazıları Mısır’da yaşananların “rekabetin bir sonucu” olduğunu ve Mısır’ın halihazırdaki yönetiminin kendi devirdiği İhvan ile uzlaşma yapmasının beklenemeyeceğini değerlendiriyor.
İhvan’a yakın isimler, insan hakları örgütleri ve STK mensupları ise yargılamaların siyasi olduğuna ve adil olmadığına dikkat çekerek, rejimin “İhvan’dan intikam aldığını” düşünüyor.
Mısır medyası Rabia Meydanı’nın boşaltılması esnasında yaşananlar ve DEAŞ ile Sina Yarımadası’nda yapılan mücadeleyi aynı kefeye (terörle mücadele) koyuyor. Mısır sokağında da Sisi yönetiminin İhvan ile uzlaşma yapmayacağı kanaati oldukça hakim.

MEDYA VE MİNBERLERDE HAKİMİYET
Muhammed Mursi’nin devrilme sürecinin en önemli adımı olan 30 Haziran eylemlerinde insanların Tahrir Meydanı’na toplanarak Mursi’nin görevi bırakmasını istemesinde medyanın büyük etkisi oldu.
Mısır medyası “20 milyon insan Tahrir Meydanı’nda toplandı” şeklinde abartılı haberler yapmış olsa bile, yüz binlerin Meydan’a toplandığı inkar edilemez.
O dönemde yönetime karşı çok sert eleştiriler yapan medya 3 Temmuz darbesi ve Mursi’nin devrilmesinin ardından bazı dönemlerde Sisi yönetimini de eleştirdi. Ancak zaman içinde muhalif sesler bir şekilde kısıldı ve medya kontrol altına alındı.
Aynı düzenleme televizyon kanallarında konuşan din adamları için de uygulamaya konuldu. Mısır Parlamentosu “Dini İşler ve Vakıflar Komisyonu” tarafından yeni bir düzenleme getirdi. Bu düzenleme ile televizyon kanallarında konuşan din alimleri belli izinler çerçevesinde programlara çıkabiliyor.

MUHALİFLERİN DARBENİN 13 MUSİBETİ İDDİASI
Mısır dışına kaçmak zorunda kalan Sisi muhalifleri 3 Temmuz darbesinin Mısır’a 13 ayrı musibeti musallat ettiğini iddia ediyor. Muhaliflere göre musibetler ekonomi, toplum hayatı ve sağlık ile doğrudan ilgili.
Ekonomi ile ilgili olanlar, “ihracatının gerilemesi, para birimi Cüneyh’in değerinin düşmesi, enflasyonun artması, Mısır iç borçlarının 3,414 trilyon Cüneyh’e çıkması, işsizler ordusunun büyümesi, fakirlik oranlarının artması, hayatın yüzde 300 daha pahalanması ve yabancı yatırımların azalması” olarak sıralanıyor.
Aile ve toplum hayatının da olumsuz etkilendiğinin kanıtı olarak, “İntihar oranlarının artması, boşanmalar nedeniyle dağılan aile sayısında görülen artış ve bekarların ekonomik nedenlerle evlenememesi” gösteriliyor.
Tansiyon hastaları ve psikolojik bozukluk vakalarında görülen artış, bu sürecin sağlık alanındaki en olumsuz etkileri olarak değerlendiriliyor.

ELEŞTİRİLERE “SİSİ’Yİ İHVAN SAVUNMA BAKANI YAPTI” CEVABI
Bazı Mısırlılar, Sisi yönetimine İhvan tarafından yapılan eleştirilere, “Sisi’yi siz Savunma Bakanı yapmadınız mı?” diye soruyor.
Zamanın Cumhurbaşkanı Mursi’nin Sisi’yi savunma bakanı olarak ataması ile ilgili farklı ve ilginç söylentiler var. Mübarek’in devrilmesinden sonraki bir buçuk yıllık süreci ülkeyi Askeri Konsey yönetti. O dönemde Askeri Konsey 17 kişiden oluşuyor ve Konsey’in tepesinde Savunma Bakanı Maraşal Muhammed Tantavi yer alıyordu. Hiyerarşi olarak 17’nci ve son sırada ise “Askeri İstihbarat Komutanı” Albay Abdulfettah es Sisi yer alıyordu.
Mursi, Savunma Bakanı Mareşal Muhammed Tantavi ve zamanın Genelkurmay Başkanı Sami Anan’ı (şu anda hapiste) ani bir kararla görevinden aldı. Mursi Tantavi’nin yerine, Cumhurbaşkanlığı kararıyla rütbesini albaylıktan generalliğe terfi ettirerek Savunma Bakanı olarak atadı.
Sisi’nin rütbe bakımından düşük olmasına rağmen diğer 14 komutanı aşarak Askeri Konsey’in başına geçmesi ve rütbesinin de terfi ettirilmesi o dönemde Mısır medyası tarafından eleştirilmişti. Bazıları, “Sisi’nin amcasının İhvancı olduğu için bu göreve getirildiğini” söylemiş, kimileri de Tantavi’nin görevi bırakırken yerine Sisi’nin getirilmesini şart koştuğu da iddia etmişti.

KAOS, GÜVEN, İSTİKRAR ORTAMI
25 Ocak Devrimi ve Mübarek’in devrilmesi sonrasında yaşanan iktidar boşluğu nedeniyle hapishanelerin kapıları açılmış ve “baltacı” olarak bilinen suçlular salıverilmişti. Serbest kalan mahkumlar kısa süre içerisinde ülkedeki güven ortamını sarsmış ve özellikle de oto hırsızlığında çok ciddi artışlar yaşanmıştı.
Mursi döneminde de devam eden bu anarşi ve istikrarsızlık ortamı 3 Temmuz 2013’teki müdahale ve Mursi’nin devrilmesinden sonraki süreçte en az bir yıl daha sürdü. İkinci yılda güvenlik kısmen sağlandı. Ondan sonraki yıllarda Mısır Mübarek döneminde yaşanan güven ve istikrar ortamına tekrar kavuştu.
Mısırlıların kahir ekseriyeti, Mübarek dönemi kalıntıları “fulul” tarafından desteklenen “baltacılar” nedeniyle kaos ve anarşi ile uzun süre imtihan olduklarını, son dönemde ülkede sağlanan güven ve istikrar ortamına sahip çıkılması ve devlet otoritesinin tekrar zayıflatılmaması gerektiğini düşünüyor.

Benzer konular