Haftanın Manzarası #3

2702316

Erdoğan’ın önündeki çok detaylı rapor

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz haftaki grup toplantısında çok önemli bir çıkış yaparak, siyasette ve bürokraside “adını kullanarak” iş yapmaya çalışanlar olduğunu söyledi. Hemen kısaca aktaralım Erdoğan’ın sözlerini:

– Benim aracıya ihtiyacım yok. Eğer ben birisine bir şey söyleyeceksem, bir irade beyan edeceksem kimseyi aracı kılma ihtiyacım yok bunu bizzat kendim yaparım.

– Hiçbir bakanlıkta, hiçbir kurumda, hiçbir teşkilatımızda şahsımın adı kullanılarak herhangi bir sürecin tıkanmasına, kurallar, kaideler dışında iş yapılmasına rıza gösteremem.

– Bu benim en yakınım da olsa lütfen bizzat ben bir bakanımı veya bir bürokratı aramıyorsam babamın oğlu olsa kapıdan geri koysun.

– ‘Beyefendi böyle istiyor’ veya ‘Cumhurbaşkanımız böyle istiyor’ veya ‘Külliye böyle istiyor.’ Bu yöntemin ömrümde hiç görmediğim, tanışmadığım insanların taltifi veya tasfiyesine kadar her konuda kullanıldığı anlaşılıyor.

Görüldüğü gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok detaylı ve ‘kastedilenlerin’ kendilerini çok iyi bilecekleri netlikte bir uyarıda bulundu. Daha önce yaptığı “benim adıma kimse konuşamaz” uyarısını kimse üzerine alınmamış ve her fırsatta ekranlardan ve köşelerinden Erdoğan adına konuşup, sağa sola parmak sallayan bazı gazeteciler arasında bile “bana demedi, sana dedi” polemiği çıkmıştı. Bu sefer durum çok daha farklı. Son sözlerinden anlaşılıyor ki; Erdoğan’ın önünde çok detaylı bir rapor var. Cumhurbaşkanı kendi adına yapılanlardan artık haberdar. Kim neler yapmış, ne dolaplar çevirmiş biliyor. Sözlerinden de şunu da çıkarabiliriz; hangi kavramların kullanıldığını da iletmişler kendisine. Siyaset, bürokrasi ve hatta medyada; “Beyefendi istiyor”, “Külliye’den aradılar”, “Cumhurbaşkanımız emretti” perdelemesi ile makamların değiştiği, konferansların engellendiği, bazı gazetecilere yeni alanlar açıldığı, bazı gazetecilerin de işinden edilmek istendiği çokça konuşulmaya başlamıştı. O raporu kim hazırlayıp, ulaştırma imkanını yakaladıysa, hem Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hem de yıllardır halel getirmemek için mücadele ettiği davasına büyük bir hizmet etmiş oldu.

***

İşbirlikçi New York Times

ABD’de yayınlanan New York Times gazetesi, resmi Twitter hesabından Rıza Zarrab’la ilgili Türkçe mesajlar paylaştı. Tweetlerine Zarrab’la ilgili yayınladığı haberlerin linkini de ekleyen NYT, Türkçe olarak şunları yazdı: “Reza Zarrab suçunu kabul etti ve Hakan Atilla’ya karşı tanıklık yapacak.” Habercilik açısından çok önemlidir başka bir dilde yayın yapmak. Medya yatırımıdır. Fakat New York Times’ın Türkçe içerik paylaşmasının habercilikten öte bir karşılığı var. FETÖ’nün 17-25 Aralık darbe girişimleri 4 yıl sonra ABD’ye taşındı ve Türkiye bu sefer uluslararası bir kumpasla karşı karşıya. New York Times’ın tweetleri Türkiye’nin önümüzdeki dönemde “kimlerle” mücadele edeceğinin işaretleri. Bir de… Erdoğan’ı iktidardan düşürme umudunu ABD’ye bağlayan içimizdeki vatan hainleri var ya, onlar için de mesajdı bu tweetler. Kimlerle işbirliği yapacaklarını, kimlere bilgi ve belge servis edeceklerini öğrenmiş oldular.

***

Kebap yiyen Kürtlerin yıktığı “iç savaş” hayali

HDP’nin 7 Haziran’daki oy rüzgarını arkasına alan PKK, hendek savaşlarını başlatıp bazı ilçelerde özerklik ilan edecek cesareti kendinde bulmuştu. Sonrası malum. Asker ve polis ortak bir koordinasyonla PKK’yı ilçe ilçe temizledi. Bu süreçte Türkiye için “iç savaş” senaryoları da yazıldı. Devletin terörle mücadelesine masum sivilleri de katmak için çok uğraşıldı. Operasyonlar iğne ile kuyu kazarcasına sürerken, “Kürtler neden sokağa dökülmüyor, Batı’dakiler şehirleri neden ayaklandırmıyor” cümleleri kuruluyordu. “İç savaşa sürükleniyoruz” cümlelerini kuran isimlerden biri de yazar Perihan Mağden’di. Aslında bunun uyarı değil de bir beklenti olduğunu T24’e verdiği söyleşide dışa vurdu Mağden. Çok öfkeliydi ve son iç savaş trenini kaçırdıkları için Kürtlere olan güvenini kaybetmişti. Şu sözler eklemesiz çıkarmasız Perihan Mağden’in kendisine ait, buyurun bir de siz yorumlayın: İç savaşa doğru gittiğimizi düşünüyordum, fakat gördüm ki herkes çok pasif agresif. Kimse canını, malını tehlikeye atmak istemiyor. “İç savaşa gidiyoruz derken belki de şöyle bir beklentimiz vardı; Kürtler savaşacak. Arkadaş, sen savaşmıyorsun Kürtler neden savaşsın? Kürt de çocuğunu iyi bir okula vermenin, kebapçıda kebap yemenin vesaire derdinde.”

***

Bir Türk bir Amerika’ya bedel oldu!

ABD Başkanı Trump medyadan nefret ediyor. CNN, BBC ve diğer dev medya kurumlarını sık sık hedef gösterip, “Twitter hesabım var ve bana yetiyor” diyerek alternatifini de ortaya koymuştu daha önce. Trump Twitter’da gerçekten de çok etkin. 43 milyon takipçisi olan şahsi hesabını çok yoğun kullanıyor. 21 milyon takipçili “Başkan Trump” hesabından ise sık sık kendi paylaşımlarını RT ettiriyor. Trump başkan olsa da Twitter’da “şov” yapıyor. Irkçı ve faşist paylaşımları çok tepki çekiyor. Twitter’ın Trump’ın paylaşımları nedeniyle binlerce kullanıcısından şikayet aldığı ve hesabının kapatılmasını istendiği defalarca ABD medyasına konu olmuştu. İşte tam bu süreçte büyük bir skandal yaşandı. Trump’ın dünyaya ve ABD halkına açılan penceresi olarak gördüğü hesabı kapatıldı. Yer yerinden oynayacakken de hesap açıldı, Twitter açıklama yaptı ve “yanlışlıkla oldu” dedi. Taraflar meseleyi uzatmadı ama iş Türkiye’ye dayandı çünkü Trump’ın hesabını kapatan o çalışan Türk çıktı. Trump’uın hesabını tek hamlede uçuran kişi Twitter’ın müşteri destek biriminde çalışan Bahtiyar Duysak’dı. Duysak, hata ile yaptığını söylediği hesabı askıya alması için “İmkânı olsa Trump’a karşı harekete geçecek milyonlarca insan var. Benim durumumsa tesadüfiydi” dedi. Trump karşıtlarının spam yapmak yerine o tesadüfün şifrelerini çözmekle meşgul olduğu ABD’nin yeni uğraşı artık.

***

Medya Gamze Özçelik’e ne zaman saygı duyacak?

Dizi ve sinema oyuncusu Gamze Özçelik, uzun bir süredir ekranlardan uzak bir hayat sürmeye çalışıyor ve kendisini gönüllü yardım çalışmalarına adamış durumda. Dünyanın bir ucundaki çocuklar için neler yaptığını görmek için ise sosyal medya hesaplarına bakmak gerekiyor. Gamze Özçelik’in bir konuda hassasiyeti var ve bunu da belli ediyor. Eski fotoğraflarının tekrar tekrar yayınlanmasından çok rahatsız. Zaten o fotoğrafları verdiği dönemden çok çok uzakta bir dünya kurmuş kendisine. Fakat bazı ve gazete ve internet siteleri ne zaman bir Gamze Özçelik haberi yapsalar eskilerden bir fotoğrafla veriyorlar. Hafta içi Takvim gazetesi de eski bir Gamze Özçelik fotoğrafı yayınladı. Birinci sayfada poz veren ve magazin unsuru bir fotoğraf, içeride ise Afrikalı yetim çocukları kucaklayıp bağrına basan Gamze Özçelik vardı. Bu ülkede başka bir hayata başlamak ve saygı duyulmak için önce medyadaki bazı kalemleri ve bazı kafaları ikna etmek gerekiyor anlaşılan.

***

“Bu sefer gidiyor” mu Mirgün bey?

FETÖ’nün 17-25 Aralık’taki darbe girişimlerinin, ABD’deki Rıza Zarrab davası ile ülke ve boyut değiştirdiğini yazıyoruz günlerdir. 4 yıl öncesinin FETÖ argümanları şimdi ABD’nin elinde. Fotoğraf bu kadar net. Bir de Türkiye’deki Türkiye düşmanlarının sevincinden anlıyoruz ABD’deki dava ve itirafların hedefinin aslında ne olduğunu. Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı makamında katleden DHKP-C’li teröristleri savunması ile bilinen Mirgün Cabas, ABD’deki kumpas davasıyla ilgili attığı Tweet ile kendini bir kez daha tescillerken, 17-25 Aralık’taki coşkusunu da dışa vurarak “Timeline bey sizi en son 17/25 Aralık’ta böyle neşeli görmüştüm” şeklinde bir paylaşım yaptı. Böylesine coşkular, erken sevinmeler, “aha Tayyip bu sefer gidiyor” naraları, kafalardaki soru işaretlerini hemen gideriyor aslında…

***

Azılı katilin son cinayeti

Bosna savaşında insanlık suçu işlediği kanıtlanan ve Mostar Köprüsü’nü yıktırdığı gerekçesiyle Lahey’de yargılanan işkenceci Hırvat General Slobodan Praljak, 20 yıl hapis cezasının onaylandığı dava sırasında zehir içerek intihar etti. Hastanede ölen Praljak’ın böylesine etkili bir zehre ulaşması ve mahkeme salonuna kadar sokması tam bir muamma. Diğer yandan 20 yıllık cezası onaylanan Praljak, 13 yıldır hapisteydi. Demir parmaklıklar ardında geçen yılları hapis cezasından düşülecek ve infaz yasasına göre cezanın üçte birini tamamlayınca serbest kalacaktı. Bu durumda tahliyesi gündemde olan birinin neden intihar ettiği şimdilik sır. Sır olmayan şey ise bu intiharın azılı bir katilin son cinayet anı olarak kayıtlara geçmesi.

***

Bunu FETÖ bile beklemiyordu

AB Terörle Mücadele Koordinatörü Gilles de Kerchove, FETÖ’yü terör örgütü olarak görmediklerini ve tutumlarını değiştirmek için “sağlam” bir kanıta ihtiyaç duyduklarını açıkladı. “Biz FETÖ’yü bir terör örgütü olarak görmüyoruz ve AB’nin bu konudaki pozisyonunu yakın gelecekte değiştireceğine inanmıyorum” diyen Gilles, FETÖ’cülerin kullandığı Bylock mobil uygulamasının kanıt olarak sayılamayacağını söyledi. Gilles’e göre daha somut, daha sağlam verilere ihtiyaç var. Başta Almanya olmak üzere çok sayıda AB ülkesinin kucak açtığı FETÖ’cülerden umudu kesmiştik zaten. İade etmeyecekleri çok net. Aylardır çıkarıldıkları mahkemelerde; tüm görüntüleri, delilleri ve hatta ellerindeki silahı inkar eden, darbenin her yerinde görev aldığı kayıt altındayken “uyuyordum” yalanını söyleyen FETÖ’cüler bile bu desteği beklemiyordu AB’den. Bu güvenceden sonra iyi takip edin FETÖ’cüleri, içeride ve dışarıda nasıl kirli propagandalar yapacaklar göreceksiniz. Özellikle Bylock’a karşı yoğun bir kampanya başlatacaklarını ve AB’nin görüşünü de ana unsur yapacaklarını hep birlikte göreceğiz.

***

Müslümanlar futbolda da birbirlerine düştü

2018 Dünya Kupası’nın grupları belli oldu. Ev sahibi Rusya’nın grubu tam evlere şenlik. Suudi Arabistan, Mısır ve Uruguay’ın da yer aldığı A Grubu, “ev sahibine kıyak çekilmek istense ancak bu kadar olurdu” dedirtiyor. İlginç olanı ise Türkiye’nin gidemediği şampiyonadaki Müslüman ülkelerden ikisinin bu gruba düşmesi. İran ise “ölüm grubu” denilen Portekiz, İspanya, Fas ile eşleşti. Ne Fas ne de İran’a kimse şans vermiyor. Kura çekimlerinden önce akıllara gelen soru ise şuydu: İran ve Suudi Arabistan aynı gruba düşer mi? Mümkündü ama olmadı. Fransa 1998’de İran ve ABD aynı gruba düşmüştü ve tüm dünya bu maça kilitlenmişti. İran’ın 2-1 yendiği maçın siyasi olarak birçok anlamı vardı. Suudi Arabistan ve İran, Rusya’da aynı gruba düşseydi üzerine çok şey konuşup yazıp çizecektik. Gruplarından çıkıp finallerde eşleşmeleri ise zayıf ihtimal.

Benzer konular