Cezeri’nin olağanüstü dönüşü

IMG_7065

Doksanlı yıllarda bir gün, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde okuyan bir grup mühendis adayı Cezeri adında bir adamın ismini duyar. Tarihin dev dalgaları arasında kaybolup gitmiş, ismini dahi pek az kişinin hatırladığı Cezeri’nin her biri birer mühendislik harikası, hatta sanat eseri olan çalışmalarını anlattığı, Kültür Bakanlığı’nca tıpkıbasımı yapılmış, ancak Türkçeye çevrilmemiş bir kitabı vardır.

O öğrencilerden biri olan ve şimdilerde Babil.com’un yönetici direktörü olarak tanıdığımız Mehmet Ali Çalışkan, arkadaşlarıyla birlikte bu hazine değerindeki kitabın Türkçe tercümesi için kolları sıvar. İş oldukça zahmetli, haliyle maliyetlidir. Bazı kapıları çalar, hedeflerini anlatır ve ufak da olsa bir bütçe oluşturup kolları sıvarlar.

25 yıllık tercüme macerası

Ne var ki hem metnin zorluğu, hem de üzerinde çalışanların yoğunluğu sebebiyle süreç çok ağır ilerler, bir süre sonra da tıkanır ve istemeden de olsa rafa kaldırılır. Fakat yıllar sonra, bu kez Mehmet Ali Çalışkan’ın babası makine mühendisi Durmuş Çalışkan’ın da müdahil olmasıyla tercüme faaliyeti yeniden, üstelik bu kez çok daha kapsamlı biçimde başlar. Durmuş Çalışkan’ın makinelerin tasarım ve işleyişlerine dair çıkardığı titiz ve detaylı notlarla kitabın hacmi neredeyse iki katına ulaşır ama sonuçta bu büyük İslam bilgininin adına yakışır kalitede bir eser çıkar ortaya: Cezeri’nin Olağanüstü Makineleri.

Cezeri, en eski tarihli nüshasına göre 1206 yılında veya daha öncesinde tamamladığı bu kitabında su saatleri, mum saatleri, ziyafetlerde kullanılan kaplar ve ibrikler, el yıkama ve abdest alma aparatları, kan almada kullanılan ölçme aletleri, otomatik müzik düzenekleri, çeşitli robotlar, su pompaları, fıskiyeler ve başka çeşitli aletlerle metal döküm tekniğinden bahsediyor.

Bir ‘zanaat’ olarak hiyel

“Sibernetik biliminin kurucusu ve robot yapan ilk bilgin” olan Cezeri hakkında kendi yazdıkları dışında neredeyse hiçbir şey bilinmiyor. Uzmanlara göre bunun sebebi, Cezeri’nin yaşadığı dönemde hiyel (mekanik) ilminin klasik ilimlerden biri sayılmaması, bir zanaat olarak görülmesi ve bu zanaatla iştigal edenlerin tabakat kitaplarına alınmaması. Kültür Bakanlığı’nın 1990’da yaptığı tıpkıbasımın açıklama kısmındaysa şu ifadeler yer alıyor:

“Bu kitabın yazarı Bedi üz-Zaman Ebû’l-İz İsmail b. ar-Razzaz el-Cezerî’dir. Mezopotamyalı, eski deyimi ile Cezire’lidir. Kendisi hakkında, kitabın girişinde verdiği bilgilerin dışında hemen hemen hiçbir şey bilmiyoruz. Kitabının girişinden öğrendiğimize göre Diyarbekir Sultanı El-Salih Nasirüddin Ebî’l-Feth Mahmud bin Muhammed bin Kara Arslan bin Davud ibn Sukman bin Artuk’un hizmetinde çalışmıştır. Kara Arslan’dan önce de babasının ve kardeşinin hizmetinde bulunmuştur. Bu sultanlığa hizmet süresi 1181’den başlamak üzere 25 yıldır.”

14 Arapça, 2 Farsça, 1 de Osmanlıca nüshası bulunan kitap yalnız içeriğiyle değil, el yazmalarıyla da çok değerli. Öyle ki Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki nüshaların çizim ve süslemelerin bulunduğu bazı sayfaları cildinden koparılarak yurt dışına kaçırılmış. Bu sayfalar Avrupa’nın çeşitli müzelerinde sergileniyor, fakat geri alınmalarına dönük bir girişim başlatılırsa yuvalarına dönmelerine mani olacak bir engel bulunmuyor.

İlk makine Londra’da

Buraya kadarki hikâye kitabın ortaya çıkış süreciyle ilgiliydi. Fakat en az kitap kadar, hatta ondan çok daha fazla heyecan verici bir proje daha var: Cezeri’nin en ince detayına kadar tarif ettiği bu makineleri yapmak ve çalıştırmak.

Bu işe ilk kez, Cezeri’yi bizden önce keşfedip eserini Arapça aslından İngilizceye çeviren Donald R. Hill kalkışmış. Hill, “The Book of Knowledge of Ingenious Mechanical Devices” adlı kitabı kendi açıklamalarıyla birlikte yayınladıktan sonra, 1976 yılında kitapta anlatılan su saatlerinden birini yapmış ve bu saat Londra Bilim Müzesi’nde sergilenmiş. Ancak bu saatin çalışıp çalışmadığı bilinmiyor. Bir de Gülhane Parkı’ndaki İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi’nde sergilenen birkaç küçük ölçekli maket mevcut.

Cezeri Müzesi yolda

Cezeri’nin Olağanüstü Makineleri kitabının açıklama ve notlandırma işlerine imza atan Durmuş Çalışkan, kitaptaki her makinenin yeniden yapılabileceğine ve çalıştırılabileceğine inanıyor. “Kitap çalışmasının ardından ilk iş olarak Cezeri’nin aletlerin hepsini gerçekten yapmış ve çalıştırmış olduğunu ispatladık. Sonra sıra bu aletleri yapmaya geldi. Daha büyük, daha küçük ya da bakırdan yapılması gereken şeyleri plastikle, suyla çalışan şeyleri elektrik kullanarak yapmadık bu çalışmaları. Onun çizdiği mekanizmalar neyse, birebir ölçülerinde tıpatıp aynısını yapıyoruz. Hatta imal usulü bakımından da aynı malzemeleri kullanıyoruz.” diyen Çalışkan, bugünlerde kollarını tekrar sıvamış durumda.

Bazı belediyelerle ve kurumlarla şimdiden anlaşıldı, makinelerin bir kısmının imalatına başlandı. Cezeri’nin makinelerinin ilk örneklerini farklı yerlerde de olsa görme fırsatına yakında kavuşacağız. Ancak asıl hedef, İstanbul’da (bir akarsu kenarına kurulması gerekenler de dâhil) tüm makinelerin sergileneceği dev bir Cezeri Müzesi kurarak İslam ve bilim tarihinin bu çok özel şahsiyetini olanca görkemiyle dünyaya tanıtmak. Projenin arkasındaki isimlerin heyecanı ve azmine bakılırsa bu müthiş müze için fazla beklemeyeceğiz. Darısı tarihimizin tozlu sayfaları arasında keşfedilmeyi bekleyen diğer âlimlerin başına…

Benzer konular