Ders çalışır gibi davalara çalışıyorlar – Gerçek Hayat

Ders çalışır gibi davalara çalışıyorlar

15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimi, milletimizin iradesine sahip çıkmasıyla başarısız oldu. Darbeciler tutuklandı ve yargılanmak üzere adalete teslim edildiler. İşte bu andan itibaren, 15 Temmuz gecesi kadar zorlu bir süreç başlamış oldu. Çok sayıda dava açılması ve bu davaların takip edilmesi gerekiyordu. O gece sokakta kazanılan zaferin, mahkeme salonlarında yitip gitmemesi için birilerinin elini taşın altına koyması lazımdı.

ELLERİNİ TAŞIN ALTINA KOYDULAR

28 Şubat döneminde mağdurların yanında olan, her davaya gönüllü olarak koşan avukatlar, darbe gecesinde ise tankın önündeydiler. Hemen sonrasında ise onları baş başa vermiş ne yapabiliriz diye düşünürken gördük. Birçoğu Hukukçular Derneği çatısı altında bir araya gelen bu avukatlar, kendilerini davada taraf olarak görüyorlardı. Çok sayıda dava açılacağı ve çok sayıda avukata ihtiyaç olacağı belliydi. Şehit ve gazilerin gönüllü müvekkili olup, haklarını hukuklarını savunmaya karar verdiler. Bunun üzerine henüz soruşturmalar yapılırken avukatlara davet gönderildi ve açılacak davaların hangilerinde görev almak istedikleri soruldu. Gerek Hukukçular Derneği çevresinden gerekse farklı dernek ve platformlardan avukatlar görev bildikleri savunma için gönüllü oldular. Cüneyt Toraman, Hüsnü Tuna, Yasin Şamlı, Necip Kibar, Cavit Tatlı, Rıza Saka, Mehmet Sarı, Mustafa Doğan İnal, İbrahim Öztürk, Ahmet Özel, Öznur Uslu, Şeyma Döğücü… gibi tecrübeli avukatların yanı sıra çok sayıda genç avukat da bu davalar için cüppelerini giymeye karar verdi. Şehit yakınları ve gazilerle iletişime geçildi. Vekaletleri alındı ve böylece davalara müdahil olundu. İlk olarak 86 avukatla birlikte davalara girilmeye başlandı. 10 ay önce ise 15 Temmuz Darbe Davalarını Takip Platformu oluşturuldu ve Rıza Saka başkan olarak seçildi. Şu anda 200 gönüllü avukat bulunuyor ve bunların 130 tanesi aktif olarak davaları takip ediyor.

ANA DAVAYA 50 AVUKAT

Her dava için sorumlu bir avukat ve onunla birlikte çalışacak bir ekip oluşturulmuş. Ekibin büyüklüğü ise davanın büyüklüğü ile orantılı. Mesela darbe ana davasının sorumlu avukatı Yasin Şamlı ancak kendisine yaklaşık 50 kişilik bir avukat grubu eşlik ediyor. Platform üyeleri 15 günde bir buluşarak kendi aralarında dava süreçlerini tartışıyor, birbirlerini davalardaki gelişmelerle ilgili bilgilendiriyorlar. Geçtiğimiz hafta bu toplantılardan birine Gerçek Hayat dergisi olarak konuk olduk. Neler konuşulduğuna kulak verdik, ortamı gözlemledik. Sepetçiler Kasrı’nda yapılan toplantıya 100’e yakın avukat katılmıştı. Davalarla ilgilenen avukat sayısını düşündüğümüzde, toplantıya ilgi yüksekti. Öğrendiğime göre Başbakanlık, İBB gibi kurumlar da darbe davalarına olan desteklerini göstermek için kurum avukatları ile süreci takip ediyorlar.

KADINLAR OMUZ VERMİŞ

Toplantı başlamadan önce avukatlar birbirleriyle davalarındaki ilginç buldukları ayrıntıları paylaşıyorlardı. Bunlardan biri Işıl Eren Alioğlu’ydu. İlgilendiği Doğan Medya Center davasında bir şehit olduğunu ve bir türlü kimin tarafından vurulduğu bilinemezken bir görgü tanığa ulaşmayı başardığını, onun ise şehidin askerler tarafından vurulduğuna dair ifade verdiğini anlattı heyecanla. Davalarla ilgili bilgilendirmelerin yanı sıra biraz motivasyon, biraz dertleşme, biraz teknik, biraz taktik, biraz muhabbet vardı toplantıda… Dikkatimi çeken ve beni mutlu edense bu gönüllü çalışmaya çok sayıda kadın avukatın da omuz vermiş olmasıydı. Genelde kadın avukatları ön planda pek göremediğimi söylediğimde, kadın avukatlardan biri espriyle karşılık verdi: “Biz hep çalıştığımız için ortalarda pek görmüyorsunuz.”

GECE 23.00’TE BİTİYOR

Toplantıyı başkan Rıza Saka geçtiğimiz hafta ve gelecek haftanın değerlendirilmesini yapacaklarını söyleyerek açtı. Geçtiğimiz hafta darbe ana davası görüldüğünü anlatan Saka, “Davaya katılmayanlar için söyleyeyim, dava gece saat 11.30’da bitti. Alışkın olmadığımız bir dava bitiş saati. Öyle bir davalar silsilesi ki 5 gün, sabahtan akşama kadar sürüyor. Normalde müvekkillerimizde hayal kırıklığı oluşturan, 5 dakikada biten ve onları ‘Duruşma bu kadar mıydı’ diye şaşırtan davalardan değil bunlar” sözleriyle davaların uzun ve yorucu olduğunu ifade etti.

TEMYİZ ve AİHM SÜREÇLERİ DE OLACAK

Sonra avukatlara ne kadar önemli bir görev üstlendiklerini anlatarak onlara teşekkür etti Saka: “Gerçekten çok önemli bir görevle karşı karşıyayız. 200’e yakın arkadaşımızla çalışıyoruz. Gönül arzu ederdi ki bu sayı 2 bin olsun. Ülkemize kastetmiş bir düşmana karşı, adeta bir ulusal kurtuluş mücadelesi davası yürütüyoruz. 15 Temmuz gecesinde meydanlarda verdiğimiz mücadeleyi mahkeme salonlarına taşıyoruz. Daha sonra bunun isnaf, temyiz, Anayasa Mahkemesi ve belki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi aşamaları olacak. 15 Temmuz meydan muharebesinin devamı aslında. Bu nedenle çok kıymetli. Bu önemli ve kıymetli davalarda emek harcadığınız için teşekkür ediyorum. Silivri’de sabah 9’dan akşam 10’a kadar günlerce süren davalara iştirak etmek kolay değil ama yükümlü olduğumuz emanetler var üzerimizde.”

KÖPRÜ DAVASINA İLGİ ÇOK OLMALI

35 açılan dava olduğunu anlatan Saka, önümüzdeki hafta (09 Ekim haftası) 15 Temmuz Şehitler Köprüsü davasının görüleceğini anlattı. Harp Akademileri, Saraçhane, Emniyet, Esenler Bayrampaşa Çevik Kuvvet işgali, FSM, Samandıra, Kartal gişeler gibi bir kısmı şehit, gazi sayısının fazla, bir kısmı da darbe stratejisinin belirlendiği ve uygulamaya geçtiği davaları takip etme konusunda bir sorun yaşamadıklarını ifade etti. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü davasının önemini hatırlatarak, “Aynı ana dava gibi çok yoğun bir şekilde bu davada bulunmamız lazım. Çünkü şehit ve gazi sayısının en yoğun olduğu dava” sözleriyle yoğun katılım istedi.

DOSYAYA ÇALIŞMAK ÇOK ÖNEMLİ

Yasin Şamlı ise darbe ana davasının sorumlu avukatı. Sözü alan Yasin Şamlı, davalara çalışmanın önemine değindi. Şamlı, “Ceza ve hukuk davaları arasında bir ayırım yapacak olursak en iyi avukatlığın yapıldığı davalar ceza davalarıdır. Eğer bir ceza davasında, avukat dersine iyi çalışırsa heyeti sürükleyip götürebilir. Darbe davaları da bunun çok rahat yapılabileceği davalar. Suçüstü hali ve çok fazla delil var. O kadar fazla delil var ki, bir sanıkla ilgili delilleri bir araya toplayıp hepsini birden çapraz sorguda kullanma imkanı bulamıyoruz. Darbe ana davasında, biliyorsunuz 90 klasörlük bir dava, sanık hakkında çapraz sorular hazırladım bir baktım 30 sayfa oldu. 11 sayfa sonrasında arkadaşlara zaman kalsın diye bıraktım. Bu dosyalara çalışacağız. Bir dosyada ücret alıyorsanız bu ücret kadar çalışsam olur diyebilirsiniz fakat Allah rızası için çalışıyorsanız bunun sınırı yok. Çünkü talip olduğunuz şey çok büyük” dedi. Avukatlara dava dosyaları hem dijital hem basılı oalrak edinip okumalarını tavsiye eden Şamlı, ekip halinde çalışmanın önemine de değindi.

 NE KADAR SÜRECEĞİ BELLİ DEĞİL

Şamlı ana davanın süreci hakkında da şu bilgileri verdi: “Darbe ana davasında bütün sanıkların ifadeleri, ilk celse sorguları bitmiş oldu. Bundan sonra tanıklar, şahitler dinlenecek. Bu bitince sanıkların şahitlerin dinlenmesine geçilecek. Sonrasında dosya mütalaaya verilecek. Savcı esas hakkındaki mütalaasını hazırlayacak. Biz de o süreçte esas hakkında beyan hazırlayacağız. Her bir sanığın durumu nedir, isnat edilen suçlardan hangilerini işlemişler, görüşümüzü beyan edeceğiz. Sanıklar esas hakkında savunmalarını yapacaklar. Sonrasında mahkeme karar verecek. Tabi bunun ne kadar zaman alacağını söylemek mümkün değil.”

ÖZTÜRK DARBEYE KARŞIYIM DEMİŞ

Bu bilgileri verirken çok tartışılan bir konuya da açıklık getirdi Yasin Şamlı. Ana darbe davasında, tutuklu sanık eski korgeneral Erdal Öztürk tahliye edilmişti. Bu konunun her yerde çok sorulduğunu anlatan Şamlı, “Erdal Öztürk Antalya Side’de izindeyken darbe gerçekleşiyor. Darbeciler hazırladıkları belgelerde Erdal Öztürk’ü İstanbul Sıkıyönetim Komutanı olarak göstermişler. Güvenmedikleri birini İstanbul gibi bir ilde sıkıyönetim komutanı olarak göstermeyeceklerine göre darbeci askerlerden olduğu düşünülüyordu. Ama biz hukukçuyuz, delillere bakmak zorundayız. Darbeci olsa bile aleyhinde delil yok. Davaya çalıştıkça gördük ki gerçekten darbe ile irtibatlı olduğuna dair bir delil yok ama darbe başarılı olsaydı İstanbul sıkıyönetim ordu komutanı olacaktı. Erdal Öztürk “Ben 01.04’te TGRT’ye bağlandım ve darbeye karşı olduğumu söyledim. Daha sonra TVNET’e bağlanarak darbeye karşı olduğumu anlattım” diyordu. Dosyaya çalıştığımızda, Whatsapp yazışmalarından şunu çok net olarak görüyoruz ki, darbeyi bizatihi icra edenler 00.30’da darbenin başarısız olacağını anlıyor ve astlarına “Sizi polisler alacak, şu şekilde ifade verin” diye telkinde bulunuyorlar. Bu açıdan Erdal Öztürk’ün darbe karşıtı açıklamaları 00.30’dan önce olsaydı, bir anlam ifade ederdi. Ancak dosyada biraz daha çalışınca 3. Kolordu’dan albay Fatih İlhan şahit olarak dinlendi. 23.59’da 5 dakika görüşmüşler. Dikkat edin bu görüşme sırasında darbeciler henüz darbenin başarısız olacağını anlamamıştı. Fatih İlhan’a “Bu görüşmenizde Erdal Öztürk sana ne söyledi, bunu çok net şekilde söyleyebilir misin” diye sorduğumuzda, “Çok net olarak darbeye karşı olduğunu, bütün birliklerin kışlaya döndürülmesini, içeridekilerin de çıkmamasını emretti” dedi. Dolayısıyla bunlar da lehe delil. Mahkeme bu sanığı tahliye etti. Yani hukuk, adalet anlamında bu tahliyeden rahatsız olmamamız gerekiyor. Tam aksine adalet sağlanacaksa bu kefenin bir tanesidir.”

ŞEHİTLER KÖPRÜSÜ DAVASI İÇİN DESTEK BEKLİYORUZ

Önümüzdeki hafta 15 Temmuz Şehitler Köprüsü Davası görülecek. Bu davanın sorumlu avukatı ise Bedrettin İskender. İskender, bu davaya talip olduğunda en fazla şehidin bu davada olduğunu bilmediğini ifade etti. İskender, “35 şehit, 330 gazimiz var. 145 tane de sanık var. Ne kadar şahit olacağı ise belli değil. Ayın 9’unda başlayan dava bir hafta sürecek. 145 sanığın en az 100 tane avukatı olacaktır. Bizimse en az 50 kişi olmamız lazım. Görevli arkadaşlar gelmezse bu sayıyı yakalayamayız. Bunun en önemli sebebi davaların Silivri’de olması. Çağlayan’da olsa sadece ben 50 arkadaşımı getirebilirdim ama Silivri olunca durum değişiyor” diyerek herkesten destek istedi.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü Davası ile ilgilenen grup olarak kendi aralarında toplandıklarını, 5 kişilik bir icra kurulu oluşturduklarını anlatan İskender, “Değerlendirme ve toplantı yaptık. İddianameyi okuduyup dilekçemizi hazırladık” dedi.

Benzer konular