Avrupa’yı İslamofobi istila etti

Avrupa ülkelerinde yaşayan yabancılar için “kundaklama” sözü bir korku klişesi. Yaşam alanlarına yönelik saldırıların ibadet yerlerine, okullara ve başörtülü kadınlara yönelmesiyse son 10 yılda yaygınlaştı. Türkiye’ye gözünü diken yabancı siyasetçilerin ve medyanın telkinleriyle cami saldırıları ve Müslüman karşıtı söylem sistematik hale geldi.

Bu yüzden seçimlere hazırlanan birçok siyasetçi, önce İslam ve değerlerine saldırarak bir çıkış arıyor. Siyasi yönelişin bu hale gelmesiyle, saldırıların yaygınlığı ve coğrafi sınırları da hızla genişledi.

Almanya, Fransa, Belçika gibi saldırıların sıklıkla yaşandığı coğrafyalara son yıllarda Kanada, İsveç, Norveç gibi ülkeler de eklendi. Üstelik burada yapılan saldırılar şiddeti de çok yüksek. Kanada’da bir camiye saldıran teröristler, namaz kılan 6 kişiyi silahla katletti.

Kanada’da da yaşanan saldırının ardından Kanada’nın Ankara Büyükelçisi Chris Cooter’ı makamında kabul eden Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, saldırıların vahametine dikkat çekmiş, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın saldırıları raporlaştırdığını vurgulamıştı:

“Pek çok ülkede camilere fiili saldırılar, camilerin kapısına domuz kafası asarak aşırı nefreti ifade etme, içerisine tecavüz ederek duvarlarına gamalı haçlar çizerek gerçekleştirilen saldırılar nefretin boyutlarını gösteriyor. Stockholm’de yine bize ait bir camiye saldırı oldu ki İsveç’te bu 21. cami saldırısı. Bizim takip edebildiğimiz, bize ait olan ve diğer Müslümanlara ait olan 21 cami bu şekilde saldırıya uğradı. En kısa zamanda aklıselimin egemen olmasını ve herkesin dikkat ederek bunun ortadan kaldırılması için ortak çalışmalar yapması gerektiğini ifade etmek isterim. Öncelikle insanlık ailesinin bir ferdi olarak bu tür meşum eylemleri kınamak ve telin etmek gerekir ancak kınamak ve telin etmek yetmez, aynı zamanda insanlığın, farklı mabetleri barış içinde yaşatmak konusunda bile neden acziyete düştüğü konusunda kafa yorması lazım.”

Görmez’in bu açıklamayı yaptığı Kasım 2016 itibariyle Avrupa’da 356 camii saldırıya uğramıştı.

Saldırılar sadece ibadet yerlerine olmuyor. Avusturya’nın başkenti Viyana’da 12. Bölge’deki bir tesettür mağazasına yapılan saldırı gibi. 22 Ekim 2016 tarihinde gerçekleşen olayda mağazanın bütün vitrini kırmızı boyayla görünmez hale getirilmişti.

Olaydan bir ay önce yine Viyana’da sabah saatlerinde işe gitmek için evinden çıkan S. Durmaz isimli kadına arkadan yaklaşan bir adam Durmaz’a defalarca vurmuş, başörtüsünü çekerek yere atmıştı.

Almanya başı çekiyor

Almanya İslam karşıtlığı konusundaki tavrı en çok dikkat çeken ülke. Alman medyasında Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) mensubu imamların Türkiye adına casusluk yaptıklarını gösteren, Türkiye’nin Köln, Düsseldorf ve Münih konsolosluklarına gönderilmek üzere hazırlanmış üç farklı istihbarat raporunun ele geçirildiğine dair haberlerin yayımlanması buzdağının görünen kısmı.

Almanya’nın iç istihbarat teşkilatı Verfassungsschutz (VS) da İslamofobik tavrıyla eleştiriliyor. 11 Eylül 2001 saldırılarından itibaren Almanya’daki Müslüman cemaatleri resmen takibe alan örgüt, Müslümanlara yönelik suçların soruşturulmasındaysa aynı kararlılığı göstermiyor.

Suriyeli mültecilere yönelik sert tavrıyla bilinen ülkede 260 İslam karşıtı eylem düzenlendi, 664 sığınmacı Müslüman mülteci ve 60’dan fazla cami saldırıya uğradı.

Alman hükümeti, Yeşiller Partisi Milletvekili Monika Lazar’ın soru önergesine verdiği cevapta, Almanya’da 2016’da camilere karşı 91 saldırının yapıldığı belirtildi.

Camilere en fazla saldırının 21 olayla Kuzey-Vestfalya eyaletinde gerçekleştirildiği ifade edildi.

Bu eyaleti, 15 saldırıyla Aşağı Saksonya, 9’ar saldırıyla da Baden-Württemberg ve Saksonya eyaletleri izlediği, Schleswig Holstein, Hessen ve Bavyera’da 6’şar, Thüringen ve Brandenburg’da 4’er, Saarland ve Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde 3’er, Berlin ve Rheinland Pfalz’da 2’şer ve Saksonya-Anhalt eyaletinde de 1 camiye saldırı yapıldığı kaydedildi.

Bu saldırılardan 12’sinde en az bir zanlının tespit edildi, camilere yönelik saldırılarda sadece Saksonya eyaletinde 1 kişinin tutuklandı.

Belçika’nın Müslüman korkusu

Belçika Federal Adli Polis (FGP) Müdürü Eric Jacobs, son 2 yıl içinde en az 6 büyük saldırının Belçikalı Müslümanlar tarafından önlendiğini söylüyor.

Jacobs’un bu değerlendirmesine rağmen, Müslümanları tehdit olarak gören Belçikalıların oranı yüzde 60. Müslümanların yüzde 71’i de kendilerinin terörist olarak görüldüğünü düşünüyor.

Belçika’nın Anvers şehrinde 4 kişinin bir Müslüman kadınına önce arabayla hafifçe çarpıp ardından boğazından tutup yüzüne vurduğu görüntüler ortaya çıktığında yankı uyandırmıştı. 37 yaşındaki Müslüman başörtülü Soumaya Aouami Regragi’nin Willebroek Belediyesi’nden çıkarken yaşadığı olay kameralarca da kayıt altına alınmıştı.

Regragi saldırıya uğrayan tek isim değil. Bu saldırıdan sonra kısa süre içerisinde Belçika’nın Tubeke kentinde bir cami kundaklanma girişimi yaşandı. Yapılan incelemede, camiye kasıtlı olarak dökülmüş yüksek miktarda yanıcı madde bulundu ancak başarıya ulaşamayan saldırganın kimliği tespit edilemedi.

Bir diğer olay Beringen ve Maasmechelen kentlerinde iki Türk kökenli aileye isimsiz tehdit mektupları gönderilmesi. Mektuplarda “Müslümanlar evinize gidin” yazdığı öğrenildi. Anderlecht’te bir grup, Müslümanların ülkelerine dönmeleri için imza kampanyası başlattı. Olaya müdahale eden yetkililer ise bu kampanya karşısında soruşturma açtı.

Belçika’daki olayları raporlaştıran bağımsız araştırma kuruluşu Eşit Haklar Merkezi “Unia” bu saldırıların sistematik hale geldiğini vurguluyor.

Bu saldırıları göz önünde bulunduran Unia yetkilileri ülkedeki durumun kaygı verici olduğunun altını çizerek  “üslup sertleşiyor,  toplum geriliyor. Gündem bu konuda çok büyük bir rol oynuyor çünkü yaşanan her saldırı sonrası, Müslümanlara yönelik saldırılarda artış görüyoruz” diyor.

Paris saldırıları sonrası radikalleşen Fransa

Fransa’da Müslüman topluluklara yönelik ayrımcı tutumun geçmişi daha geriye gidiyor. 7 Ocak 2015’te yaşanan Charlie Hebdo saldırısından sonraki dört gün içinde ülke genelinde 50’den fazla Müslüman karşıtı saldırı düzenlenmişti.

Fransa İslamofobi karşıtı Kollektif’in (Collectif contre l’islamophobie en France) sözcüsü Elsa Ray, o dönemde yaptığı değerlendirmede sonraki yıllar için de öngörülü tahminlerde bulunmuştu:

“İslamofobi eğilimi Charlie Hebdo saldırılarından önce de çok güçlüydü. Fransa’da özellikle eğitim ve iş alanlarında olağanüstü bir ayrımcılık var. Özellikle başörtülü kadınlara yönelik şiddet artıyor. Haftada en az bir camiye zarar veriliyor. Avrupa’da ekonomik ve toplumsal krize bir suçlu, düşman aranıyordu. 50 yıl önce bu düşman Yahudiler olarak görülüyordu, şimdi ise Müslümanlar. Müslümanların ibadet yerlerinde ve okullarda güvenliği sağlamalı. Toplumdaki ırkçılık ve nefreti ortadan kaldırarak herkesin memnuniyeti sağlanacak şekilde bir bütün olarak yaşamayı teşvik etmeli.”

2016 yılında Fransa’da 360’tan fazla saldırı oldu.

Hollanda Müslümanları güvenlik arayışında

Hollanda’nın Amsterdam kentinde Müslüman çocukların eğitim gördüğü yarıyıl tatilindeki ilkokula düzenlenen silahlı saldırı Müslüman kamuoyunun gerginlik duymasına yol açtı.

As-Siddieq İslam Okulu’nun duvarına 8 mermi isabet etmişti. 12 Ocak’ta yaşanan bu gelişmenin ardından Hollanda’da yaşayan Müslümanlar okul ve ibadet yerlerinin kapılarının kapalı tutulması konusunda çalışmaya yapmaya başladı.

Hollanda’da bugüne kadar 100’den fazla saldırı gerçekleşti. Bu saldırılardan 20’den fazlasında ise camiler hedef alındı. Amsterdam’da başörtülü bir kadının üzerine bira şişesi atılması, Lahey’de İslami kıyafetler satan bir işyeri sahibi kadının ölümle tehdit edilmesi saldırılar arasında.

Aktör Ahmet Akkabi de, Lahey’de bir İslami giyim mağazasında çalışan kız kardeşinin takip edildiğini ve ölüm tehditleri aldığını açıklayıp Twitter hesabında, “öfkeliyim” diye yazdı.

Volkskrant gazetesinin Hollanda Fas Camileri Konseyi’ne dayandırdığı haberine göre de Vlaardingen kasabasında bir camiye yanıcı boya tüpü atıldı.

El Nisa Kadın Vakfı, Amsterdam’da bir kadının dövüldüğünü, bir kadının da başörtüsünün başından çekildiğini belirtiyor.

Hollanda ve Belçika’nın Flaman bölgesinde de Müslümanlara ait posta kutularına “Mahallenin huzursuz sakinleri” başlıklı bildiriler atılması da Müslüman toplumu tedirgin eden bir diğer gelişme.

İngiltere’de başkent Londra başta olmak üzere ülke genelinde bugüne kadar 1000’den fazla saldırı düzenlendi. Genel olarak bu saldırıların çoğu Müslümanları hedef alsa da asıl hedefin yüzde 60’lık oranla Müslüman kadınlara yönelik olduğu belirtiliyor. İslam karşıtı saldırıların en az rastlandığı Kanada’da bugüne kadar 20’den fazla saldırı yapıldı.

Bu saldırıların en büyüğü ise geçen günlerde bir camiye yapıldı ve saldırıda 6 kişi hayatını kaybetti. Norveç’te radikal sağcı Norveç Savunma Ligi ile Norveç’in İslamileşmesini Durdurma Hareketi taraftarlarınca onlarda kez İslamofobik saldırı gerçekleştirildi.

Darbe girişimi sonrasında Türkiye’den kaçan 8 firari FETÖ’cü askeri barındıran ve onları iade etmeyen Yunanistan’da ise Müslüman mültecilere sözlü ve fiziki saldırılar yapıldı. ‘İslam Avrupa Dışına’ gibi söylemler de ise son günlerde artış yaşanıyor.

Müslümanlar şikâyetçi olamıyor

Fransa’da “Siz niye itici, batı karşıtı kıyafetlerle sokağa çıkıyorsunuz? Birçoğumuz bunu kadına baskı olarak görüyoruz” bildirileri dağıtılırken, bu bildirileri alan Müslümanların şikayetçi olamadığı biliniyor.

Belçika’daki “İslamofobi hattı” yöneticilerine göre, Müslümanlar ayrımcı davranış ve saldırılar konusunda şikâyetçi olmuyor. Bu nedenle saldırıya uğrayanlara, derhal polise başvurmaları çağrısı yapıyorlar. Hollanda polisi de, “İslamofobi” kaynaklı saldırıları, genel ayrımcılık suçlarından farklı olarak ayrı bir başlık altından kayıt altına almaya hazırlanıyor.

Benzer konular