Zulmün adı Arakan

Rohingya woman cries with her child after being restricted by BGB to enter into Bangladesh side, in Cox’s Bazar

Rohingyalı Müslümanlar yeni bir saldırı ve şiddet ortamıyla daha dünya gündeminde. Arakan bölgesindeki çatışmalar, 10 polisin öldürülmesiyle yeniden alevlendi. Polislerin ölümünden Rohingyalı Müslümanlarını sorumlu tutan Myanmar hükümeti, 25 Ağustos Cuma gününden bu yana bölgede katliam yapıyor. Budist çetelerin de katıldığı bu saldırılarda kadın-erkek, yaşlı-genç ayrım gözetmeksizin 3 binden fazla insan hayatını kaybetti, onlarca köy yakıldı. Katliamdan canını kurtaran on binlerce insan yaşadıkları toprakları terk ederek Bangladeş’in sınır kapılarına yığıldı. Ancak bu bir kurtuluş anlamına gelmiyor. Zira Bangladeş polisi sınırı geçmek isteyenleri zor kullanarak geri çeviriyor. Bangladeş hükümetinin bu tavrı nedeniyle binlerce Rohingyalı Müslüman dağlarda, çok zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor.

‘3 milyonduk, 1 milyondan azız’

Myanmar hükümetinin Rohingyalı Müslümanlara yönelik saldırıları yeni değil. Benzer bir katliam 2016’nın Ekim ayında da yaşanmış, saldırılarda en az 400 Rohingyalı Müslüman hayatını kaybetmiş, binlerce insan yerinden yurdundan edilmişti. Uluslararası toplum olanlara göz yumdukça saldırıların şiddeti daha da artmışa benziyor. Binlerce masum, Myanmar askerlerinin hedefinde, Müslüman köyleri Budist çetelerce yakılıp yıkılıyor. Yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre Mushaur, Shadualashor, Tulatuli ve Waikun köyleri ve etrafı tamamen yerle bir edildi.

Arakan’da yaşanan son gelişmelerle ilgili Gerçek Hayat’a konuşan Avrupa Rohingya Konsey Sözcüsü Anita Schug, Myanmar hükümetinin ülkede “tek bir ırk ve tek bir din” temelinde saldırılar gerçekleştirdiğini, bu nedenle Rohingya’yı Müslümanlardan arındırmak için yavaş yavaş ama yıkıcı bir soykırım işlediğini söylüyor:

“Ordu, köylerde çıkan yangından kaçmaya çalışan insanları vuruyor. Her tarafta cansız bedenler yatıyor. Bunların arasında çocukların cenazeleri de var. Myanmar hükümeti, Rohingya Müslümanlarının tüm Budist ulus için bir tehlike oluşturduğunu düşünüyor. Bu sebeple Müslümanlara yönelik saldırılarını artırdılar. Bu saldırılar etnik temizlikten başka bir şey değil. Arakan’da gayrimüslimler boşaltıldı, ama tek bir Rohingya Müslümanı tahliye edilmedi. Yıllar önce bizler 3 milyonduk. Uluslararası toplum, davamıza karşı çok kayıtsız kaldı ve şimdi biz Arakan’da 1 milyondan azız.”

Bangladeş soykırıma ortak

Avrupa Rohingya Konsey Sözcüsü Schug’un verdiği bilgilere göre olayların başladığı günden bu yana 3 binden fazla insan katledildi. Soykırımdan bir şekilde kaçmayı başarıp Bangladeş’e sığınanları ise Bangladeş polisi zor kullanarak geri çeviriyor. Schug, Bangladeş hükümetinin Rohingya Müslümanlarına karşı hoşgörü göstermediğini, hükümetin bir nevi soykırıma ortak olduğunu düşünüyor:

“Binlerce kişi canını kurtarabilmek için yaşadığı terk etmek zorunda kaldı. Birçoğu en yakın ülkeye, Bangladeş’e kaçmaya çalışıyor. Ancak, Bangladeş’in Rohingyalılara karşı hoşgörüsü sıfır. Sığınanlara Myanmar’a geri dönmeleri için neredeyse silah kullanıyor. Bangladeş hükümeti, yeteri kadar mülteci aldıklarını, yeni gelen mültecilere bakamayacaklarını söylüyor. Bu bir insani kriz. Böyle bir açıklama kabul edilebilir değil. İki arada sıkışıp kaldılar. Durum son derece kaotik, ölü sayısının gün geçtikçe artmasından endişe ediyoruz.”

Rohingya’nın dostu Türkiye

Myanmar siyasetinin Nobel ödüllü ismi Aung San Suu Kyi, ordunun gerçekleştirdiği katliamlara rağmen ülkedeki Müslüman azınlığa yönelik etnik temizlik yapılmadığını savunuyor. Schug, ülke lideri Suu Kyi’nin bu açıklamalarına şöyle cevap veriyor:

“Ülkenin de facto lideri resmi sosyal medya hesabından aksine iddialarda bulunuyor. Hatta bu katliamların tek sorumlusu olarak Rohingya Müslümanlarının olduğunu, tecavüzleri, yargısız infazları Rohingyalıların yaptığını iddia ediyor. Bunların hepsi gerçek dışı. Birleşmiş Milletler, uluslararası toplumlar ve Türkiye gibi güçlü ülkeleri bu durumu sona erdirmeye çağırıyoruz. Türkiye her zaman Rohingyaların dostudur.

Naf Nehrinde kötü son

Myanmar ordusunun birkaç gün önce, gayrimüslim vatandaşları güvenli bölgede toplayıp saldırıların şiddetini daha da artırdığını aktaran Arakanlı aktivist Rafi İftikhar ise Myanmar ordusunun katliamlarından kaçmayı başarabilen köylülerin bölgedeki Naf Nehrine atladığını, fakat çoğunun yüzme bilmediği için bu kurtuluş ümidinin ölümle noktalandığını belirtiyor:

“Ordu, evleri yakıp köylerde karşısına çıkan yediden yetmişe herkesi vurup öldürüyor. Çocuklar dâhil tüm insanlar kaçmak için umutsuzca nehre atlıyor. Nehre dalanların çoğu yüzme bilmiyor ve bunların birçoğu öldü. . Her sabah onlarca ceset nehirde yüzüyor. Helikopterler havadan, askerler karadan önlerine kim çıkarsa vuruyor. Bölge tamamen siyah dumanla kaplanmış durumda. İnsanlar yakınlarının cesetlerini toprağa veremiyor. Kurbanların çoğu kadın ve çocuk. Uluslararası Göç Örgütü Ofisi, Myanmar’daki şiddet sonrası 18 binden fazla Rohingyalı’nın Bangladeş’e girdiğini iddia ediyor ama Bangladeş polisi binlerce sivili geri çevirdiğini, hatta Myanmar sınırında toplanan herhangi bir Rohingya mültecisini almayı istemediklerini söylüyor.”

Terörist rahip Ashin Wirathu

Türkiye’de yaşayan Bangladeşli aktivist Dr. İslam Reyhan ise Myanmar hükümetinin Budist çetelerle işbirliği yaptığına, dünyanın ilgisizliğinden cesaret alarak katliamlarına devam ettiğine dikkat çekiyor:

“Ordu bombalıyor, çeteler yağmalıyor, katlediyor. Çetelerin elebaşı eski Budist rahip ve 969 hareketinin lideri Ashin Wirathu. Budistleri Müslümanlara kışkırtan, hedef gösteren, çetelerin köylere ateşe vermesine neden olan bu isimdir. Görgü tanıklarının verdiği bilgilere göre Budist çeteler, sivilleri evlerine kilitleyip öylece ateşe veriyorlarmış. Birçok kez yapmışlar bunu. Burada dayanılmaz zulüm var. Katliamlar, diri diri yakılan insanlar, nehirde boğulan çocuklar… Myanmar hükümeti bırakın gazetecilerin, yardım kuruluşların girmesini, BM gözlemcilerinin bile ülkeye girişine izin vermiyor. BM yasalarına göre soykırım uygulanan ülkelere uluslararası bir yaptırım uygulanması gerek. Dünya kamuoyu Myammar hükümetine yaptırıma yanaşmadığı için Arakanlı Müslümanlara rahatlıkla soykırım yapabiliyor. Ölümler, Batı medyasında 90 gibi sayılarla ifade ediliyor. Hakbuki burada binlerce Rohingyalı Müslüman, Myanmar güvenlik güçleri tarafından katledildi. Batı dünyası bu vahşete neden sessiz?”

Myanmar basını olayı çarpıtıyor

Arakan’daki son gelişmeleri yakından takip eden İHH Myanmar Sorumlusu Sait Demir ise Myanmar basınının yaşanan soykırımı dünyaya iki grubun çatışması olarak servis ettiğini söylüyor:

“Myanmar ordusu basına verdikleri demeçte şöyle bir iddiada bulunuyor: ‘Budist gruplarla yerel halk arasında bir çatışma var. Biz bu çatışmayı önlemek için operasyon gerçekleştiriyoruz” Oysa koordineli bir çalışma bu. Hatta şöyle bir şey yapıyorlar. Köyleri bombalamadan Budist halkı oradan uzaklaştırıyorlar, sonra köyü bombalıyorlar. Bangladeş’e kaçak bir şekilde girebilenler kurtuldu. Bangladeş polisine yakalananlar ise iade ediliyor. BM gözlemcileri giremiyor, sivil toplum kuruluşlarına müsaade edilmiyor. 10 yıldır Myanmar tecrübem diyor ki burada 3 bin değil 5-6 bin ölü var. İşin ilginci ise geçtiğimiz haftalarda eski BM Genel Sekreteri Koffi Annan’ın ‘Arakan katliamının sorumluları yargılanmalarıdır’ sözünden bir hafta sonra bu vahşetler gerçekleşiyor.”

Rohingya Müslümanları, nesiller boyunca bu bölgede yaşıyor olmasına rağmen, Myanmar hükümeti bu insanları 35 yıldır tanımıyor. 1 milyondan fazla olan insanın birçok hakkı elinden alındı. 2012’de dünya kamuoyuna yansıyan şiddet olaylarından sonra yaklaşık 140 bin Rohingyalı Müslüman Bangladeş ve diğer bölge ülkelere sığındı. BM, ordunun baskısının etnik temizliğe kadar gelebileceğine inanıyor ancak BM, Arakan’da devam eden katliamlar için bu zamana kadar somut bir adım atmış değil. Arakan’da yaşanan kayıpları göz önüne alındığında bu son gelişme, 2012’den bu yana gerçekleşen en ölümcül hadise olarak kayıtlara geçti.

Benzer konular