Türkiye-ABD gerginliği: Düşmeyen tansiyonun kronolojisi

15 Temmuz darbe girişimi, Türkiye tarihi açısından derin bir kırılmaya neden oldu. Bu girişimin taşeronu olan FETÖ’nün başı Fetullah Gülen’i saklayan ABD ile ilişkiler de bu kırılmanın en önemli parçası durumunda. Son iki yıl içinde tansiyonu sık sık yükselen Türkiye-ABD ilişkisinin gidişatını okurlarımız için derledik.

15 Temmuz’a giderken

2000: Cevdet Saral ve Osman Ak tarafından hazırlanan “Fethullah Gülen ve Işık Tarikatı” isimli raporun savcılığa teslim edilmesinden sonra Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel tarafından Gülen hakkında ilk dava açıldı. Gülen söz konusu raporun savcılığa teslim edilmesinden kısa bir süre önce ABD’ye kaçtı. Turist vizesi alarak ABD’ye giden Gülen, Pensilvanya’ya yerleştikten sonra oturma izni için başvurdu.

2006: Gülen’in muhtelif vize kategorilerinde yaptığı başvurular reddedildi. Gülen, yaptığı tüm başvuruların reddedilmesinden sonra Kasım 2006’da “I-140” olarak adlandırılan kalıcı çalışma “yabancı işçi/çalışan” vizesi için başvuru yaptı. Bu başvuruda bulunabilmek için olağanüstü başarılı bir profesör ya da araştırmacı kimliği taşımak ya da kalifiye işçi olmak gerekiyordu. Gülen’in avukatı müvekkilinin oturma izni almasının “ABD’nin yararına olacağı” tezini işledi. Amerikan İç Güvenlik Bakanlığı Gülen’in bu başvurusunu 19 Kasım 2007’de reddetti.

4 Haziran 2008: Gülen oturma izni alabilmek için 30 farklı referans mektubunu dayanak olarak mahkemeye sundu ve yeni bir başvuru yaptı. Referans mektubu yazan kişiler arasında CIA yetkililerinin yanı sıra Amerikalı akademisyenler ve dinler arası diyaloğun önemli savunucuları olarak bilinen isimler de yer aldı. İsimler arasında CIA Merkezi İstihbarat Analiz Direktörü George Fides, CIA yetkilisi ve ABD İstihbarat Konseyi üyesi Graham Fuller ve bir dönem Ankara’da görev yapmış olan ABD Büyükelçisi ve Gülen’i yakından tanıyan isimlerden Morton Abramowitz de yer aldı.

16 Temmuz 2008: Temyiz Mahkemesi, İç Güvenlik Bakanlığı’nın itirazlarını reddederek “Siyaset ve Din Bilimcisi sıfatıyla oturma iznine hakkı vardır” diyerek Gülen’e kalıcı vize verilmesinin yolunu açtı.

7 Şubat 2012: MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı tutuklamaya çalışan FETÖ, Başbakan Erdoğan’ın MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a verdiği ‘ifadeye gitme’ talimatı ve sonrasında MİT kanununda yapılan değişiklikle hedeflerine ulaşamadı.

17-25 Aralık 2013: ‘Yolsuzluk’ adı altında iktidarı hedef alan FETÖ’cüler emniyet ve yargı işbirliği ile büyük bir operasyon başlattı.

19 Şubat 2014: Başbakan Erdoğan ile Barack Obama arasında gerçekleşen telefon görüşmesinde Gülen’in iade edilmesi konusu ele alındı.

Fırat Kalkanı başlıyor

24 Ağustos 2014: Türkiye, Suriye sınırındaki DEAŞ ve PKK/PYD tehdidini bertaraf etmek için Fırat Kalkanı Harekâtını başlattı. Türkiye aynı gün Cerablus’u terör örgütü DEAŞ’tan temizledi.

24 Ağustos 2014: ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin operasyonuna destek verdiğini açıkladı. Türkiye’nin kendini savunma hakkı olduğunu açıkladı.

4-5 Eylül 2014: Galler’de gerçekleşen NATO Zirvesi’ne katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Obama’dan Gülen’in iadesini istedi. Erdoğan Obama’dan, Fetullah Gülen’in iadesini ya da sınır dışı edilmesini isterken, Türkiye’nin ‘paralel yapı’yla ilgili tespitlerini paylaştı. Erdoğan, Obama ile görüşmesinde “Bu yapı, Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit ediyor. ABD’de bulunması bizi rahatsız ediyor” mesajını verdi.

Mayıs 2016: Türkiye Gülen hakkında sekiz ayrı suçtan hazırladığı dosyayı ABD’ye gönderdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Fetullah Gülen’in ABD’den iadesine ilişkin hazırladığı kapsamlı dosyada Gülen’e, “nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, iftira, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama, zimmet, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kaydedilmesi, özel hayatın gizliliğini ihlal ile kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetme” suçlamaları yöneltildi. Türkiye bu çerçevede ABD ile suçluların iadesi anlaşmasına dayanarak Gülen’in iadesini hukuken istedi.

13 Temmuz 2016: FETÖ’nün Hava Kuvvetleri İmamı olduğu ortaya çıkan Adil Öksüz’ün 15 Temmuz’dan önce iki defa ABD’ye gittiği ve en son 13 Temmuz’da Türkiye’ye döndüğü ve 14 Temmuz’da Ankara’ya gelerek darbecilerle toplantı yaptığı ortaya çıktı.

Darbe girişiminden sonra yükselen iade talebi

15 Temmuz Darbe girişimi: Fetullahçı Terör Örgütü mensubu darbeci askerlerin saldırıları sonucu 248 sivil, polis ve darbe karşıtı asker şehit oldu, 2 bin 195 kişi de yaralandı. 15 Temmuz sonrasında tutuklanan darbeci askerler, savcılıklarda verdikleri ifadelerde darbe planının FETÖ tarafından yapıldığını itiraf etti.

16 Temmuz 2016: Cumhurbaşkanı Erdoğan 16 Temmuz’da ABD Başkanı Obama’ya seslendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben buradan Amerika’ya sesleniyorum, Amerika’ya sesleniyorum, Sayın Başkan’a sesleniyorum, diyorum ki; Sayın Başkan size bunu söyledim, ‘Pensilvanya’daki 400 dönüm arazinin içinde yer alan bu zatı ya deport edin ya da bize verin’ demiştim ve bunların darbe girişimi içerisinde olduğunu size söylemiştim ama dinletemedim. Şimdi bugün bu darbe girişiminden sonra tekrar sesleniyorum, diyorum ki; Pensilvanya’daki bu zatı artık Türkiye’ye teslim edin” dedi. Başbakan Binali Yıldırım ise, “Dün akşam yaşanan olaydan sonra bu adamın, bu çete liderinin, bu terör örgütü başının arkasında duracak ülke göremiyorum. Bunun arkasında duracak ülke dost değildir, Türkiye’ye karşı savaşım içindedir” açıklamasını yaptı.

16 Temmuz 2016: Türkiye’de yaşanan darbe girişimine karşı sessiz kalan ve ilk açıklamayı üç saat sonra yapan ABD yönetimi ise Gülen’in iadesi için ‘kanıt’ istedi. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, darbe girişimi sonrası yaptığı açıklamada “Türkiye’de barış, istikrar ve devamlılık olmasını umuyorum” derken, 16 Temmuz günü ise, Türkiye’den soruşturmalar sonucu oluşmuş ‘meşru kanıt’ beklediklerini söyledi ve “ABD kanıtları kabul edecek, inceleyecek ve sonucunda uygun karar alacaktır” dedi.

19 Temmuz 2016: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı arayan ABD Başkanı Obama, Türkiye’nin yanında oldukları mesajını ‘gecikmeli olarak’ verdi. Beyaz Saray’dan görüşmeyle ilgili olarak yapılan açıklamada “Türkiye, Gülen için resmi iade talebinde bulundu. Darbe soruşturması için her türlü destek verilecek” denildi.

20 Temmuz 2016: Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Bugün itibariyle Başbakanımızın da ifade ettiği gibi 4 ayrı dosyadan iadesi ABD’den istenmiştir. Elektronik ortamda doğrudan ABD’nin ilgili ve yetkili makamlarına ve Amerikan Adalet Bakanlığı’na da iletilmiştir“ dedi.

24 Ağustos 2016: ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, 15 Temmuz darbe girişiminden bir buçuk ay sonra Türkiye’yi ziyaret etti. Görüşmede FETÖ elebaşı Gülen’in iadesi istendi.

ABD, DEAŞ hedeflerini vurmadı

15 Ekim 2016: Türkiye ve ÖSO güçleri terör örgütü DEAŞ’ın kontrolünde bulunan Dabık’ı temizlemek için operasyon başlattı. Operasyonla DEAŞ’tan temizlenen bölge ile ilgili açıklama yapan ABD yönetimi, Türkiye’nin başarısını tebrik etti.

20 Ocak 2017: Türkiye, terör örgütü DEAŞ’ı sınırdan temizlerken, operasyonun El Bab’a kadar ilerleyeceği açıklandı. ABD yönetiminin, Türkiye’nin sınırın 20 kilometre derinlikten öteye geçmesini istemediği bilgisi ulaştırıldı.

Ocak 2017: DEAŞ’a karşı Türkiye’ye destek verdiğini açıklayan ABD’nin Türkiye’nin terör örgütü DEAŞ ile ilgili verdiği koordinatları vurmadığı ortaya çıktı.

Şubat 2017: ABD’nin tavrına rağmen, TSK ve ÖSO güçleri El Bab’a ilerledi. Terör örgütünün elindeki kent temizlendi. PKK’nın koridor oluşturma hayaline darbe vuruldu.

3 Mart 2017: Türkiye, ABD’nin daha önce verdiği söze uymasını ve terör örgütü PKK/PYD’nin Münbiç’i terk etmesini istedi. Aksi halde Türkiye’nin Münbiç için de operasyon başlatacağı ifade edildi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’nin terör örgütü PKK/PYD’ye verdiği destek için “Böylesi bir yanlıştan ABD’nin bir an evvel dönmesi gerekiyor” dedi.

Mart 2017: ABD destekli terör örgütü PKK/PYD, Türkiye’nin Münbiç için harekete geçmesinin ardından Esed rejimi ile anlaşarak Münbiç ile Fırat Kalkanı arasındaki bölgeyi rejim güçlerine teslim etti. ABD yönetimi PKK/PYD’nin Esed ile anlaşmasına destek verdi.

28 Mart 2017: Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla, İran asıllı Türk işadamı Reza Zarrab’ın yargılandığı dava kapsamında ABD’nin New York kentinde gözaltına alındı.

7 Nisan 2017: ABD, Suriye iç savaşının başından bu yana Esed rejimini ilk kez hedef aldı. Rejime ait Şayrat Hava Üssü vuruldu. Türkiye, bölgede kimyasal silah kullandığı tespit edilen rejimin vurulmasını memnuniyetle karşıladı.

25 Nisan 2017: Türkiye, terör örgütü PKK/PYD’nin Suriye’deki hedeflerini vurdu. Karakoç’taki PKK hedeflerine düzenlenen operasyon ile örgütü ağır darbe vuruldu. ABD yönetimi, NATO müttefiki Türkiye’ye karşı PKK/PYD’nin yanında yer aldı. ABD’li üst düzey komutanlar Türkiye’nin vurduğu bölgeleri PKK’lılarla birlikte gezdi.

Trump, PKK’ya silah yolluyor

10 Mayıs 2017: ABD Başkanı Donald Trump, terör örgütü PKK/PYD’ye ağır silah verilmesi kararını onayladı. Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde büyük bir kırılmaya yol açtı.

11 Mayıs 2017: ABD, terör örgütü PKK/PYD’ye ağır silah sevkiyatı yapmaya başladı. 6 ayı aşkın süreden bu yana devam eden sevkiyatlar kapsamında 2 bin tır silah gönderildi.

16 Mayıs 2017: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beyaz Saray’da ABD Başkanı Donald Trump ile görüştü. Görüşmede terör örgütü PKK’ya verdiği desteği kesmesi, Rakka operasyonu için Türkiye ile hareket etmesi istendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “YPG’nin muhatap alınması uygun değildir” dedi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Washington’da yaptığı ilk yüz yüze görüşme, Türk-Amerikan ilişkilerini zora sokan mevcut pürüzleri ortadan kaldırmadı. Türk tarafı, Obama yönetimi sırasında alınmasına rağmen uygulanması Trump yönetimine bırakılan ve Suriye’deki Kürt milislerine IŞİD’e karşı Rakka operasyonu için ağır silah desteği sağlanmasına onay veren karardan duyduğu rahatsızlığı bir kez daha en üst ağızdan dile getirdi, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cerablus ve El Bab’da olduğu gibi, bundan sonra da YPG ve PYD’den Türk topraklarına yönelebilecek herhangi bir saldırı halinde angajman kurallarını devreye sokarak karşılık vereceğini Trump’a açıkça söylediğini” bildirdi.

16-17 Mayıs 2017: Terör örgütü PKK/PYD/FETÖ yanlıları Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği önünde toplanan Türk gruba saldırdı. ABD polisi olaya müdahale etmedi. Korumalar devreye girerek olayları engelledi. ABD basını ve yetkililer Türkiye’yi hedef aldı.

30 Haziran 2017: Başkan Donald Trump’la Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan telefon görüşmesi yaptı. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Trump ve Erdoğan’ın Katar’ın Körfez ve Arap komşularıyla arasındaki anlaşmazlık da dâhil, bazı konularda görüştükleri belirtildi.

30 Ağustos 2017: Türk korumalarla ilgili dava açıldı. Türkiye’nin tepkisini çeken davada, PKK/PYD’li grubun Türklere saldırısını engellemeye çalışan korumalar hakkında arama kararı çıkartıldı.

5 Ağustos 2017: 1980’lerde Adana ve Ankara’da askeri ve siyasi müsteşar, 2008- 2010 arasında da ABD’nin Ankara Büyükelçisi olarak görev yapan James Jeffrey verdiği röportajda “Türkiye’de 4 kez asker darbe ya da darbe girişimi yaptı; 1960, 1971, 1997 ve 2007. Askeri müdahalelerin siyaseten ve demokrasi açısından iyi olduğunu söyleyemeyiz. Fakat 1980 bunlardan farklıydı. Çünkü o dönem Türkiye’de iç savaş yaşanıyordu ve askerin müdahalesi ile bu aşıldı. 15 Temmuz bir askeri darbe değildi. Bu bir Gülen örgütünün gerçekleştirdiği darbe idi. Maalesef yargının, polisin, Silahlı Kuvvetler’in içindeki bu grup uzun zamandır etkindi. Yoksa genel olarak askerlerin, subayların, Silahlı Kuvvetler’in bu darbeyi desteklediğini söyleyemeyiz. Bu darbe bir askeri darbe değil. Fetullah Gülen demokratik sistemi yıkıp yerine gizli bir teşkilatı iktidara getirmek istedi. 15 Temmuz darbe girişimini Gülen örgütünün gerçekleştirdiği şüphesiz” dedi.

22 Eylül 2017: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump, New York’ta düzenlenen 72’inci Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul toplantıları kapsamında bir ikili görüşme gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan için “Benim arkadaşım oldu” ifadelerini kullanan Donald Trump, ABD ve Türkiye’nin “hiç olmadığı kadar yakın” olduğunu söyledi. “Erdoğan çok, çok ilgili ve açık olmak gerekirse çok puan topluyor. ABD ile de birlikte çalışıyor” diye konuşan Trump, sözlerine şöyle devam etti: “Ülkelerimiz arasında harika bir dostluk var. Bence biz, şu anda hiç olmadığımız kadar yakınız. Bunun büyük bir bölümü kişisel ilişkilerle alakalı.”

9 Ekim 2017: Türkiye güney sınırlarında açılan terör koridoruna engel olmak amacıyla İdlib’e Astana kararları çerçevesinde giriş yaptı. Türkiye; Irak ve Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye’nin güney sınırında oluşturulmak istenen terör koridorunun önünü kesecek harekat planını kapsamında İdlib-Afrin terör koridoruna karşı harekete geçti, Afrin ablukaya alındı.

Gün gün vize krizi

4 Ekim 2017: 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin davalarda yargılanan eski polis müdürleri, askerler ve firari eski savcı Zekeriya Öz ile irtibatı tespit edilen ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz, savcılıkça ifadesi alındı.

5 Ekim 2017: Metin Topuz, ifadesi alındıktan sonra İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği tarafından ‘casusluk’ ve ‘Türkiye hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçlarından tutuklandı.

8 Ekim 2017: ABD’nin Ankara Büyükelçiliği, Twitter hesabından yaptığı açıklamada Türkiye’ye vizelerin askıya alındığını duyurdu.

8 Ekim 2017: Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği de mütekabiliyet ilkesi çerçevesinde aynı metinle ABD’ye vizelerin askıya alındığını Twitter üzerinden açıkladı.

9 Ekim 2017: ABD’nin Ankara Büyükelçiği Müsteşarı Kosnett, Dışişleri Bakanalığı’na çağrıldı. Görüşmede vize işlemlerinin askıya alınması kararından dönülmesi gerektiği iletildi.

10 Ekim 2017: ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nauert, Türkiye ile yaşanan vize krizine ilişkin “Çalışanımızın tutuklanması bizi son derece rahatsız etti. Elçilik kararı tek başına almadı. Beyaz Saray ve Dışişleri ortak karar aldı” dedi.

10 Ekim 2017: Pentagon, vize krizinin Türkiye ile ABD arasındaki askeri işbirliğini etkilemeyeceğini açıkladı.

10 Ekim 2017: Sırbistan’da konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu sorunu biz başlatmadık. Eğer bu kararı Büyükelçi vermişse, ABD’nin o büyükelçiyi bir saniye orada tutmaması gerekir” dedi.

11 Ekim 2017: ABD Ankara Büyükelçisi John Bass, Metin Topuz’un tutuklanması ile ilgili suçlamalar ile ilgili kanıtları bilmediklerini iddia etti.

11 Ekim 2017: Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’li mevkidaşı Rex Tillerson ile vize krizini görüştü.

12 Ekim 2017: ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir heyetin vize krizini görüşmek için Ankara’ya geleceği açıklandı.

12 Ekim 2017: Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, tutuklanan ABD Konsolosluğu çalışanı Metin Topuz’un avukatı ile görüşeceğini açıkladı.

12 Ekim 2017: Vize krizi ile ilgili açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu olayı ortaya çıkaran buradaki bir büyükelçidir. Amerika’nın, Türkiye gibi bir stratejik ortağını, bir kendini bilmez büyükelçiye feda etmesi kabul edilemez” ifadelerini kullandı.

12 Ekim 2017: ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nauert, Türkiye ile diyaloğun sürdürüleceğini söyledi. Nauert’e çalışanlarının güvenliğinden endişeli olduklarını iddia etti.

Benzer konular