FETÖ kendine yeni bir in buldu

shutterstock_170347946

Fetullahçı Terör Örgütü’nün 17-25 Aralık sürecinden sonra hakkında soruşturma yürütülen örgüt üyelerini saklamak amacıyla oluşturduğu “gaybubet” evleri sayısının, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 75’ten 560’a çıktığı tespit edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ’nün emniyetteki mahrem hizmetler Ankara yapılanması içinde yer aldıkları belirlenen 731 kişi hakkında hazırlanan iddianamede, “Garson” isimli gizli tanığın verdiği SD kartlardaki bilgiler paylaşıldı. Yaklaşık 4 bin 700 FETÖ mensubunun bilgilerinin yer aldığı kartta, “mali hasar durum” tablosu altında, 17-25 Aralık süreci ve darbe girişiminin ardından meslekten ihraç edilen, açığa alınan ve tutuklanan örgüt mensuplarının durumu listelendi. Örgüt elemanlarından zorunlu olarak topladıkları himmetler kesilince bu kişilere yardım yapılması için “mali ihtiyaç listesi” çıkartılarak yeni bir çalışma başlatıldığı tespit edildi.

SD kartta yer alan listede, “Süreç öncesi 75 olmak üzere şu an için öğretmen, öğrenci toplam 560 gaybubetimiz bulunmaktadır. Bunların çoğunluğu akraba ve tanıdıklarında kalmakla birlikte yüzde 25’i gaybubet evlerimizde kalmaktadır. Gaybubet evlerimizin sayısı gittikçe artmaktadır. Öncekilerle birlikte şu an itibarıyla 55 gaybubet evi hesaba katıldığında, gaybubet evlerine verilen Takviye: 55 ev X (1000 kira+ 1000 iaşe, elektrik, su, gaz, internet) = 110.000 TL (aylık) olacaktır” ifadeleriyle ihtiyaç listesi oluşturuldu.

FETÖ’nün hiç bitmeyen planları

Eski Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyesi Ömer Köroğlu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) üyeliği iddiasıyla hazırlanan iddianamede, örgüt mensubu yargı mensupları hakkında soruşturmalar başlamasının ardından, bu kişileri tutuklama gibi tedbirlerden korumak için “göz önünde bulunmama” anlamına gelen “gaybubet” isimli birim kurulduğu bilgisi ilk olarak yer almıştı. Bu birimde görev yapan FETÖ mensubu hakim ve savcılardan sorumlu sözde sivil imamlar ve “abiler”, örgüt mensuplarının saklanmasından sorumlu oldukları gibi bu kişilerin savunmalarını hazırlayan örgüt tarafından oluşturulan kurulla irtibata geçip, ortak savunma hazırladıkları da bu süreçte yer alan bilgiler arasında.

İfadelerden anlaşıldığı gibi 17-25 Aralık tarihinden sonra kullanılmaya başlanan gaybubet evlerinin sayısı 15 Temmuz hain darbe girişiminden sonra yükselişe geçtiği görülüyor. Bu tarihten itibaren aranan örgüt elemanlarını gizlemek için kullandıkları bu evler, örgütün yer altına inip inmediği sorusunu akıllara getiriyor. Zayıflayan bütün terör örgütleri gibi, güçlenmek için bir süre gözlerden uzak kalmayı tercih eden FETÖ, yurt dışına kaçırabildiği elemanlarıyla faaliyetlerine devam ederken, yurt dışına kaçamayan elemanlarıyla da yurdun çeşitli bölgelerinde yeniden örgütlenme yollarını arıyor. Himmet adı altında topladıkları paralar darbe girişiminden sonra suyunu çekince, gaybubet adı altındaki örgüt evlerini yaşatmak için yeni şartlar çerçevesinde planlar yapılıyor.

PKK gibi yeniden mi yapılanıyor

15 Temmuz darbe girişiminden sonra FETÖ’nün gücünü kaybetmesi ve bir süre eylemsiz kalmasının ardından, davalarda bir takım garipliklerle “henüz ölmedik, hayattayız” mesajlarını verdiklerine şahit olduk. Kasıtlı olarak üzerinde “Hero” yazan tişörtlerle dolaşıp, davalardaki küstah tavırlarıyla gündemi meşgul ederlerken, bir taraftan da gaybubet evleri adıyla yer altında örgütlendikleri ortaya çıktı. Bu durum 1999’da Abdullah Öcalan’ın yakalanmasından sonraki süreçte PKK’nın bölgede yeniden yapılanmaya gitmesinin ayak izlerine benziyor. Birkaç ay önce Uluslararası Terörizm ve Güvenlik Araştırmaları  Merkezince (UTGAM) terör örgütü PKK’nın organizasyonel dönüşümü üzerine  hazırladığı raporda, PKK’nın ayakta kalmak için El Kaide’ye benzer yapılanma içine  gittiği ve bunun sonucunda da Suriye’nin kuzeyinde Batılı militanlardan oluşan  “uluslararası anarşist taburu” kurulduğu tespitini yapmıştı. Konunun son dönemde özellikle Suriye’deki YPG, PYD varlığından dolayı  gündeme geldiği ve Batı’da bu örgütlerin PKK’dan bağımsızmış  gibi verilmesi raporu yazma nedenlerinden olduğu açıklamalar arasında yer almıştı. Terör örgütlerinin hayatta kalmak için değişen şartlara ayak uydurduklarından yola çıkılırsa, FETÖ’nün yeni yapılanması için geç kalınmadan önlem alınması gerektiğinin de farkına varılmış olur. Üstelik FETÖ yapılanmasının tespitinin, “tedbir/takiyye” gibi uzun yıllar kullandıkları paranoyak yöntemleri sayesinde çok daha zor olduğunun artık herkes bilincinde.

Neden Şia kavramları ve uygulamaları

Gaybubetin sözlük anlamını incelediğimizde; “bulunmayış, yokluk” anlamlarını içerirken gaybubet etme de göz önünde bulunmama anlamına geliyor. Kendilerine mal edip özellikle vurguladıkları birçok kavram gibi gaybubet kavramı da örgüt elemanları tarafından ortaya atılan bir kavram. Arapça kökenli bir kelime olan gaybubet, FETÖ elemanlarınca özellikle kullanılan humus/himmet, takiyye/tedbir, mute nikahı kavramları ve uygulamaları gibi Şia anlayışından türeyen kavramlar ve uygulamalar. Bu anlayışa göre, On ikinci İmam Muhammed b. Hasan el-Askerî, Samarra’da doğar. Babası Hasan el-Askerî, ölümünden önce onu yakınlarına göstermiş, onları müjdelemiş ve “sahibiniz budur” demiştir. Hasan el-Askerî’nin ölümünden sonra, babasının cenaze namazını kıldıran İmam-ı Muntazar, evlerindeki serdaba girerek gizlenmiştir. Serdab burada evin bodrumu demektir. Buradan da anlaşılacağı üzere gaybubet evleri yer altında dizayn edilmiş özel bir hücre evi değil, herhangi bir apartmanın herhangi bir dairesinde gözlerden uzak kalma biçimidir. Nitekim baskın yapılan gaybubet evlerinden de bunun böyle olduğu biliniyor. İmamı Muntazar’ın bu gizlenişi 328/940 yılına kadar sürmüştür. Gaybet-i Suğra (Küçük Gizlilik) dönemi denilen bu süre içinde el-Muntazar, bağlıları ile ilişkilerini Nüvvâb-ı Erbaa (Dört Naib) denilen dört kişi aracılığı ile sürdürmüştür. 328/940 yılında bağlılarına Tevkiy denilen kısa bir talimatname göndererek tüm ilişkilerini kesmiş, Gaybet-i Kübra denilen büyük gizlilik dönemine girmiştir. Sünnî dünyada kıyametten önce geleceğine inanılan Mehdi’ye ilişkin tüm kabul ve rivayetler, İsna-Aşeriyye Şia’sınca gelmesi beklenen İmam-ı Muntazar’a yorumlanır.

Gaybubet evlerinde bekledikleri Mehdi

Gaybubet evlerine çekilen FETÖ’cülerin bekledikleri imam, yani Mehdi, Yahudilerin ve Amerikan’ın hizmetinde çalışan büyük terörist Fetullah Gülen’dir. Bu inanç gözlerini öylesine kör etmiştir ki, yaşadığımız coğrafyanın Sünni inancıyla örtüşmeyen birçok terimi kendi emelleri doğrultusunda kullanırken sorgulamayı akıllarından bile geçirmezler. Bunlardan bir diğeri de gaybubet gibi yine Şia anlayışında kullanılan humus kelimesidir. Örgüt tarafından genelde himmet olarak kullanılan bu kelimenin uygulanış biçimi aynı. “Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah’a, Peygamber’e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir.” (Enfal 41). Ayette belirtildiği üzere ganimetten alınanın beşte bir yani humus, Şia akidesinde mensuplarının elde ettiği kârlardan, maaşlardan, ticaretten, madenlerden alınmaktadır. Ayette savaş ganimeti olarak bahsedilen beşte bir oranı, Şia inancında humus olarak her bir kazançtan elde edilir ve direkt ihtiyaç sahiplerine değil, imama verilir.

Himmet/Humus hamuduyla götürdüler

Şia fıkhına göre humusun yarısı Peygamber’in tek aile üyesi ve halifesi olan imam Mehdi’ye ve diğer yarısı da fakir seyitlere aittir. Buna göre, imam Mehdi’ye ait olan kısım, dini otorite, lider denetimi ve yönlendirmesiyle; okul ve medrese yapımında, faydalı kitapların basılması ve âlimlerin yetiştirilmesi gibi imam Mehdi’nin razı olduğu yerlerde kullanılmak olsa da, çoğu kez nereye gittiği bilinmeyen bir gizlilik içinde yapılır. FETÖ’de ise bunun ismi “himmet” olarak geçiyor. Örgütün kurumlarında veya örgüt teşvikiyle kamu kurumlarında çalışanların maaşlarının %10’luk kısmını, bu örgütün sohbetlerine giden esnafların ve özel sektör çalışanlarının kazançlarının belli bir kısmını terör örgütünün finansmanı için bağışladıkları artık herkes tarafından bilinen bir gerçek. Nereye gittiği bilinmeyen bu paralar, genelde örgütün üst düzey elemanlarının zevk ve sefalarına harcanmasının yanı sıra örgütün devamlılığını sağlayacak kurumları güçlendirmek için kullanıldıkları da birer birer ortaya çıktı. Alt kademe neredeyse karın tokluğuna çalışıp yaşarken, üst kademenin zenginlik içinde yüzmesi, verilen himmetlerin nereye gittiğinin açık bir ispatı.

Sorsan hepsi Atatürkçü

Şia anlayışında ve FETÖ terör örgütünde yaygın olarak kullanılan bir diğer kavram ise “takiyye” yani “tedbir” kavramıdır. Ehli Sünnet’e göre sadece can korkusu ile kafire karşı yapılması gereken takiyye, Şia inancında her durumda geçerli olabilir. FETÖ örgütünde de her deliğe girebilmek için kullanılan bu uygulama sayesinde askeriye, bürokrasi gibi üst düzey mevkilerde yer alanlar tedbir için içki içer, namazlarını dolabın içinde kılar, eşleri tedbir için başlarını açardı. Gerçeği inkar üzerine kurulu takiyye mekanizması, şimdilerde 15 Temmuz gecesine dair her şeyi inkar etme raddesine gelmiş durumda. Sorsan hepsi Atatürkçü, laik, ulusalcı subaylardan oluşuyor.

Komşunun evi gaybubet olmasın

Takiyye sayesinde kendilerini gizleyen ve kılcal damarlarımıza kadar giren FETÖ terör örgütünün kullandığı bir diğer Şia terimi ve uygulaması da Muta nikahı. Bir zamanlar AK Parti’dekilere şantaj olarak dillerine doladıkları Muta nikahı, örgütün ikinci evliliklerini gizlemek için kullandıkları bir yöntem olduğu yine FETÖ itirafçıları tarafından dile getirildi. AK Parti’yi İrancılıkla itham eden, Şia düşmanlığını her fırsatta dile getiren örgütün kullandıkları yöntemlerin Şia tandanslı olması, kafalarda büyük bir soru işareti olarak yerini koruyor. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra birçoğu aydınlansa da hala gizliliğini belli oranda koruyarak takiyyeye devam eden bu örgüt için artık çok daha fazla dikkatli olma zamanı. Yeni örgütlenme biçimleriyle Türkiye’nin başına yeni çorap örerler mi? Şimdi kimlere benzeyip, kimlerin içindenmiş gibi görünmeye çalışıyorlar? Gaybubet evlerinde kimler kalıyor ve neler yapıyorlar? Hemen yanı başımızdaki komşumuzun evi gaybubet evi olabilir mi? Burada kalan örgüt elemanları için Suriyelilere veya Afrika’ya yardım adı altında para toplanıyor olabilir mi? “Bunu da yapmış olamazlar” dediğimiz her şeyi yapan bir örgütten söz ediyoruz, bu kadarcık dikkat herkese lazım.

 

 

 

 

 

 

 

 

Benzer konular