Bir telefonun sıradışı hikâyesi

Türkiye onun ismiyle 25 Eylül’deki gözaltı işlemiyle tanıştı. ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda irtibat görevlisi olarak çalışıyordu. Dışarıdan bakıldığında basit bir görevli, kendi halinde bir çalışandı. Oysa ki, kısa süre içerisinde Türkiye’nin konuştuğu, ABD’nin uğruna vize ambargosu kararı alabildiği önemli bir şahsiyete dönüşmüştü. Peki Metin Topuz neden bu kadar önemliydi ve ne ile suçlanıyordu?

Türkiye-ABD arasında vize krizine yol açan sürecin başlangıcı Topuz’un 25 Eylül’de gözaltına alınmasıyla başladı. FETÖ soruşturması kapsamında İstanbul Emniyeti’nde sorgulanan Türk vatandaşı konsolosluk görevlisi için ABD yönetimi adeta seferberlik ilan etti. Açıklamalar birbiri ardına geldi. ABD, adamını kurtarabilmek için her tür pazarlığa açık bir görüntü veriyordu. Topuz’un ne ile suçlandığını öğrenmek istediler, belgeleri talep ettiler ve görmedikleri belgelerin somut suçlamalara dayanmadığını ilan ettiler. Kriz dakika dakika tırmanırken Türkiye soğukkanlı birşekilde olayları izliyor ve yargı bağımsızlığını hatırlatıyordu. Çünkü ortada yargıyı ilgilendiren bir soruşturma vardı ve bu soruşturmaya idarenin müdahalesi söz konusu olamazdı.

İki ülke arasında bu gelişmeler yaşanırken Türk medyası ise Metin Topuz’un kimliğine odaklandı? Kimdi bu Metin Topuz? ABD Başkonsolosluğu’nda ne zaman çalışmaya başlamış ve hangi görevleri üstlenmişti. Kısa bir süre içerisinde bu gizemli şahsiyetle ilgili tüm detaylar basına yansıdı. FETÖ ile bağı ve üstlendiği kritik rolün ayrıntıları henüz sızmamış olsa da, uzun yıllardır konsoloslukta ne gibi roller üstlendiği artık netti.

Türkiye karşıtı girişimlerde adı hep ön planda anılan Topuz’un 15 Temmuz Darbe Girişimi planlayıcılarından Adil Öksüz’ü 21 Temmuz’da telefonla arayan isim olduğu biliniyor. Öksüz’ün patates hat olarak tabir edilen numarasından yapılan arama telefon kapalı olduğu gerçekleşmemişti. O yüzden de ikilinin niçin görüşecekleri tespit edilemedi.

ABD ile FETÖ’cü emniyet görevlileri arasındaki tüm bağlantıları sağlayan isim olan Metin Topuz’un hikayesini geriye doğru sardığımızda 17-25 Aralık sürecindeki rolüyle karşılaşıyoruz. İstanbul Emniyeti’ndeki dinlemeleri yapan teknik birim sorumluları İbrahim Şener ve Arif İbiş’le konuşan, tutuklu eski polis müdürleri Yakup Saygılı, Mahir Çakallı, Mehmet Akif Üner gibi isimlerle görüşen Topuz, 17-25 Aralık öncesinde FETÖ’cü savcı Zekeriya Öz ve oğlu ile de temas kurmuş. Topuz bu görüşmeler sırasında ‘Murat Adanur’ adına kayıtlı ABD Başkonsolosluğu’na ait telefon hattını kullandı.

15 Temmuz Darbe Girişimi ve 17-25 Aralık kumpaslarında izine rastlanan konsolosluk görevlisinin MİT TIR’ları ihanetinde parmak izine rastlanmamı mümkün olabilir miydi? Elbette ki bu kumpasta görev alan jandarmanın sivil imamları Bayram Andaç ve Muharrem Gözüküçük’ü ile üstelik de olayın ertesi günü görüşme yapmıştı.

Telefona dokunmayın

Topuz’un önce gözaltına alınması, sonra tutuklanmasının ardından ABD, diplomatik ilişkilerde hiç rastlanmayan bir karar aldı. Türkiye’deki tüm diplomatik temsilciliklerindeki vize işlemlerini askıya aldı. İki ülke arasındaki 1974 krizinde dahi rastlanmayan bu tedbire Türkiye, aynı şekilde karşılık verdi. Vize kararıyla Metin Topuz’un durumu arasında bağ kurulmamakla birlikte tüm dünya, ABD’nin yaşananlardan büyük endişe duyduğunu fark ediyordu. İşte tam da bu sırada ABD’nin nota kararı duyuldu. Topuz’un el konulan telefonunun iade edilmesi isteniyordu. Savcılık kararı ile el konulan cep telefonunun iadesinin istendiği yazıda, şu sözler dikkat çekiciydi:

“Notada devamla Metin Topuz’a ait … … .. .. numaralı cep telefonu veya ……….. seri numaralı SIM kart ile bağlantılı her türlü bilgi ve verinin Konsolosluk İlişkileri hakkında Viyana Sözleşmesi’nin 33’üncü maddesi uyarınca, Konsolosluk arşiv ve belgelerinin dokunulmazlığı kapsamında olduğu kaydedilmektedir.”

25 Eylül’de gözaltına alınan Topuz, 4 Ekim’de çıkarıldığı mahkemece ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’ suçlamalarıyla tutuklandı. ABD bastırıyor ama Türkiye geri adım atmıyordu.

Telefonun şifresi kırıldı

Hürriyet’ten Atilla Toygun’un haberine göre, Topuz’un cep telefonu şifreleri kırıldı. ABD’nin nota vermesine yol açan cep telefonu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından incelendi. Metin Topuz’un telefonun şifreleri İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde yapılan çalışmalar sonunda kırıldı.

Böylece Metin Topuz’un kullanımındaki 0532….41 numaralı telefonun içindeki WhatsApp yazışmalarına ulaşıldı. Binlerce sayfa tutan bu yazışmalar, soruşturma dosyasına girdi. O yazışmalardan biri de 22 Mart 2016 tarihine ait.

Bu yazışmada, ABD Başkonsolosluğu irtibat görevlisi Metin Topuz 22 Mart 2016 saat 08.51’de ‘Reza Zarrab’ başlığı ile bir grup oluşturmuştu. 15 Temmuz, 17-25 Aralık ve MİT TIR’ları olayında irtibat noktası olan Topuz, Reza Zarrab konusunda da devredeydi.

Topuz kendi kurduğu gruba ilk mesajını saat 09.02’de attı. WhatsApp yazışmalarına, saat 09.25’te ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda görevli diplomat K. de katıldı. Yazışmalar İngilizce olarak yapıldı.

“Türkiye’ye iyi şanslar diliyorum”

Görüşme notlarında Topuz’un sarkastik üslubu dikkat çekiyor. İşte yazışma notları:

Metin Topuz: (22 Mart 2016, saat 09.02) Hürriyet gazetesine göre, Reza Zarrab, Miami’de tutuklanmış. Suçlama; Amerikan devletinin İran’a uyguladığı ekonomik ambargoyu delme, banka dolandırıcılığı, para aklama. Türkiye’de bulunan şirketleri de (gazetede listelenen) soruşturma altında.

Metin Topuz: (22 Mart 2016, saat 09.05) Umarım Obama savcıyı suçlamaz.

ABD Başkonsolosluğu’nda görevli ABD’li diplomat K: (22 Mart 2016, saat 09.29) Wow Zarrab… FBI mı, DEA dosyası mı ? Söylediler mi?

Metin Topuz: (22 Mart 2016, saat 09.30) FBI…

ABD’li diplomat K: (22 Mart, saat 09.30) Adamım. Büyük vuruş…

Metin Topuz: (22 Mart 2016, saat 09.32) FBI’a Türkiye’de iyi şanslar diliyorum. Türkiye’deki şirketleri hakkında bilgi almaya çalışacaklar.

ABD’li diplomat K: (22 Mart 2016, saat 09:32) Hahahahaha yeah. Politik bağlantıları nedeniyle eğlenceli olmayacağına eminim. Dubai ayağının olduğuna eminim. Hatta orada daha iyi şans.

Metin Topuz: (22 Mart 2016, saat 09.33) O İranlı. Çok yakında konuşmaya başlayacak.

ABD’li diplomat K: (22 Mart 2016, saat 09.34) İnşallah.

İddia: 17 Aralık raporunu ABD’ye götürdü

İkisi de FETÖ şüphelisi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Metin Topuz ile ilgili yürüttüğü soruşturma dosyasında, FETÖ’cü Celal Kara’nın görevden alınacağını öğrendiği ve önceden soruşturmaya atanan diğer savcıların bilgisi dışında atanmasını sağladığı Bankalar Yeminli Murakıbı Osman Zeki Canıtez’e rapor hazırlattığına da dikkat çekiliyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddiasına göre, eski savcı Kara tarafından Canıtez’e hazırlatılan o rapor, FETÖ’cü polis müdürleri aracılığı ile ABD irtibat görevlisi Metin Topuz’a teslim edildi. Bu rapor, Topuz tarafından ABD’ye ulaştırıldı. Söz konusu rapor, görevden alınan New York Savcısı Preet Bharara tarafından Rıza Sarraf’a, sonrasında ise Bharara’nın yerine gelen Joon H.Kim tarafından Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’ya yöneltilen suçlamaların da dayanağını oluşturuyor. Ağustos 2016’da FETÖ’nün BDDK içindeki elemanlarına yönelik olarak yapılan operasyonda Canıtez’in çoktan yurtdışına kaçtığı ortaya çıktı.

FETÖ’cüye vize kolaylığı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yaptığı incelemelerde firar etmek isteyen FETÖ’cülerin adres durağı olan Topuz’un şüphelilere vize işlemlerinde kolaylık sağladığını ortaya koymuştu. 17-25 Aralık kumpas dosyalarının bilgi ve belgelerini ABD’ye sızdıran Topuz’un, Türkiye’ye gelen ABD Hazine Müsteşarı David Cohen’i de dosyalar hakkında bilgi sahibi kişilerle görüştürdüğü iddia edildi. Topuz’un kirli görüşme ağını deşifre eden polis, FETÖ’nün ihanet hattını da gözler önüne seriyor.

Öz’ü makamında ziyaret

Topuz’un 1994-2017 arasında 120 kez yurt dışına giriş çıkış kaydı var. Savcılık ifadesinde “İsmi geçen kişilerle görevi nedeniyle irtibat kurduğunu” söyleyen ve FETÖ’yle hiçbir ilgisinin bulunmadığını ifade eden Topuz, Zekeriya Öz ile Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde iki defa görüştüğünü, ilk görüşmenin 2013’te Amerika’dan gelen bir heyetle olduğunu anlattı.

ABD’den çifte standart

Metin Topuz soruşturması ve iki ülke arasındaki karşılıklı açıklamalar sırasında en çok sözü edilen şey hiç kuşkusuz Topuz’un kullandığı cep telefonu. ABD’nin ısrarla iadesini istediği bu yüzden de Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’ın “cep telefonunun dokunulmazlığı mı olurmuş?” esprisini yaptığı telefon hala savcılık emanetinde bulunuyor. Peki cep telefonuna diplomatik gizlilik yükleyen hatta açıklamasında Viyana Sözleşmesi’ne atıfta bulunan ABD, kendi yaşadığı krizlerde nasıl bir tutum takınmış, nasıl karar vermişti. Bunun için geriye gitmeye gerek yok. Sadece birkaç hafta önce yaşanan bir olay, ABD’nin tavrını anlamamıza yetiyordu.

Topuz’un telefonunun diplomatik gizliliği olduğunu iddia eden ABD benzer bir tavrı Rusya’ya göstermedi. Rusya, San Francisco’daki Rus Konsolosluğuna ait arşivin Moskova’nın onayı olmadan incelenmesi üzerine ABD’ye nota verdi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, haftalık basın toplantısında, San Francisco’daki kapatılan konsolosluğun arşivinin Rus tarafının onayı olmadan incelemeye tabi tutulduğunu belirtti.

Daha sonra arşivin paketlenip özel taşıma şirketiyle Washington’daki büyükelçilik binasına taşındığını ifade eden Zaharova, “Elbette tüm bu eylemleri nedeniyle ABD’ye nota gönderdik. Nota ABD’nin Moskova Büyükelçiliğine iletildi. Bir kopyası da Washington’a gönderildi.” dedi.

Moskova’nın 2016’da ABD’deki başkanlık seçimine müdahale ettiği iddiaları, iki ülke arasındaki ilişkilerin gerilmesine neden olmuştu. ABD ve Rusya, karşılıklı olarak diplomatik misyonların küçültülmesi yolunda adımlar atmıştı.

Benzer konular