<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gerçek Hayat Dergisi</title>
	<atom:link href="http://www.gercekhayat.com.tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gercekhayat.com.tr</link>
	<description>Gerçeğe Sadakat Şerefimizdir!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Feb 2010 20:51:23 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Gölgelerin Gücü Adına:HSYK</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/23/golgelerin-gucu-adina-hsyk/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/23/golgelerin-gucu-adina-hsyk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 20:34:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gerçek Hayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=956</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/23/golgelerin-gucu-adina-hsyk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Kem âlât’ kullanmayan çizer</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/%e2%80%98kem-alat%e2%80%99-kullanmayan-cizer/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/%e2%80%98kem-alat%e2%80%99-kullanmayan-cizer/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 14:10:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gerçek Hayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=896</guid>
		<description><![CDATA[30 yılı aşan bir sanat mesaisi Hasan Aycın’ın ki… Çizgisini ve bakışını bozmayan bir sanatçının yorulmak bilmez bir mesaisi. Onun hayatından devşirilebileceklerimiz ise elbette sadece sanatla sınırlı değil. ]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/%e2%80%98kem-alat%e2%80%99-kullanmayan-cizer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan yaptığına ruhundan üfleyendir</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/insan-yaptigina-ruhundan-ufleyendir/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/insan-yaptigina-ruhundan-ufleyendir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 14:07:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>yusufarmagan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=892</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk denebilecek yaşlardayken, Bursa Ulucami'nin inşaatına ilişkin duyduğum bir hikayenin, aslında bir düşünüş biçiminin tam da merkezine oturuyor oluşunu çok sonraları farkettim. Şöyle bir şeydi o hikaye: ]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/insan-yaptigina-ruhundan-ufleyendir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben valiyken, Hakkâri’de…</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/ben-valiyken-hakkari%e2%80%99de%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/ben-valiyken-hakkari%e2%80%99de%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 14:02:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gerçek Hayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=889</guid>
		<description><![CDATA[Terör olayları ya da Ferit Edgü’nün romanından sinemaya uyarlanan ‘Hakkari’de Bir Mevsim’ filmi olmasa, Hakkari, kuş uçmaz kervan geçmez, uzak bir doğu kenti olarak anılacaktı muhtemelen. 1980’li yılların başına kadar zaten öyle bir yerdi. Öyle bir yerdi ama, o yıllara kadar bu kuş uçmaz kervan geçmez şehrimizi yabancı diplomatlar hiç de yalnız bırakmamış anlaşılan.  Temmuz 1967 ile Eylül 1970 arasında Hakkâri Valiliği yapmış olan Hüseyin Öğütçen’in hatıralarından öğreniyoruz bunu. Meriç, Bigadiç, Burhaniye, Gönen, Pasinler’de kaymakamlık, Niğde, Antalya, İzmir ve Kocaeli’de valilik yaptıktan sonra 1986’da emekli olan Öğütçen, ‘Bir İdarecinin Zamanla Yarışı’ adıyla 1991 yılında yazdığı anılarında, ‘Yabancıların Hakkâri’ye İlgisi’ başlığı altında şunlara yer veriyor: “Valilik yaptığım dönemde bazı yabancı diplomatlar Hakkâri Bölgesi ile yakından ilgilenmişlerdir. 1966’da ABD Büyükelçisi Hakkâri’yi ziyaret etmiş, halktan birinin evinde ve Berçelen yaylasında bir çadırda kalmıştır. 1968’de ABD Büyükelçiliği siyasi işler müsteşarı Mr. Burdett. ve eşi ile sonradan İzmir Başkonsolosu olan Mrs. Smith vali konağında konuğum oldular. ]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/ben-valiyken-hakkari%e2%80%99de%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI NE ZAMAN KALKAR ?</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/basortusu-yasagi-ne-zaman-kalkar/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/basortusu-yasagi-ne-zaman-kalkar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 13:57:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gerçek Hayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=886</guid>
		<description><![CDATA[Çok hızlı bir değişim sürecinden geçiyoruz. BALYOZ  adlı darbe planının deşifre olmasıyla, darbecilerin, cami bombalamaktan kendi uçağımızı düşürmeye kadar ne korkunç planlar hazırladıkları ortaya çıktı. Belgeler valizlerle savcılığa teslim edildi. Ses kayıtlarının yayınlanınca, planda imzası bulunan dönemin 1.Ordu Komutanı Çetin Doğan, planın görüşüldüğü semineri ve ses kayıtlarını kabullendi ama darbeye yönelik planların ekleme olduğunu iddia etti. Ses kayıtlarında, EMASYA kullanılarak sıkıyönetim ilan edilmeden nasıl sıkıyönetim komutanı gibi hareket edileceği ve merkezin darbeye ikna edileceği anlatılınca, EMASYA yeniden tartışılmaya başlandı. ‘Emniyet Asayiş Yardımlaşma’ ifadelerinin kısaltılmışı olan ve 28 Şubat sürecinde Genelkurmay ile İçişleri Bakanlığı arasında imzalanan protokolü ifade eden EMASYA, sivil otoritenin talebi ve talimatı olmadan askere asayişe müessir olaylara müdahale imkanı tanıyordu. ]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/basortusu-yasagi-ne-zaman-kalkar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mazisi Olmayanın Geleceği Nic’olur?</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/mazisi-olmayanin-gelecegi-nic%e2%80%99olur/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/mazisi-olmayanin-gelecegi-nic%e2%80%99olur/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 13:53:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nihatnasir</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=882</guid>
		<description><![CDATA[Bir milletin ve medeniyetin, tarih sahnesinden nasıl silinebileceği sorusunun onlarca cevabı olabilir. Fakat bir husus vardır ki, o gerçekleşmeden sair unsurların vaki olması imkân dâhiline girmez.  
‘Nedir o husus?’ diye sorulacak olursa eğer cevabımız katiyen, ‘geçmişten geleceğe, bir gemi misali seyreden insanın, zihin dünyasındaki devamlılık tasavvurudur!’ diyebiliriz. 
Bu tespiti, yukarıya doğru, meslek, medeniyet, ‘din’ olgularına tatbik etmek de mümkün… 
Mesela bir meslekte devamlılık tasavvuru gelişmemişse, o mesleğin bir süre sonra adı bile hatırlanmaz. Keza bir medeniyet için de aynı durum söz konusudur. 
Son tahlilde ‘din’ için de bu böyledir. 
]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/mazisi-olmayanin-gelecegi-nic%e2%80%99olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EN ERKEK AĞAÇ: AĞCA Katil çıktı.</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/en-erkek-agac-agca-katil-cikti/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/en-erkek-agac-agca-katil-cikti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 13:51:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gerçek Hayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=879</guid>
		<description><![CDATA[Gözümüz aydın, enternasyonal celladımız artık aramızda. Uzun zaman ikamet ettiği İtalya’ya, bu moda cennetine üzerinde taşımaya özen gösterdiği mavi rengi  benimseten; Papa ile görüşmelerinde suçlu bir çocuğun sevimliliği ve masumluğunu kadraja sokan bu tuhaf adam, öz evlatlarını korumak konusunda alabildiğine titiz davranan yüce devletimiz tarafından bir süre kendi ülkesinin mahpushanesinde de ağırlandı.]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/en-erkek-agac-agca-katil-cikti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YETTİ ŞU ‘LOSTKÜRE’ DE ÇEKTİĞİMİZ EZİYET</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/yetti-su-%e2%80%98lostkure%e2%80%99-de-cektigimiz-eziyet/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/yetti-su-%e2%80%98lostkure%e2%80%99-de-cektigimiz-eziyet/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 13:45:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gerçek Hayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=876</guid>
		<description><![CDATA[Belki de her şey arkadaşlarınızın ısrarı ile başladı. ‘Mükemmel bir dizi, muhakkak izlemelisin’ gibi sözler yüzünden oturdunuz ekranın başına. Merakla ‘play’ tuşuna bastınız. Dakikalar geçtikçe oturduğunuz yere iyice kuruldunuz. Dünyayla bağlantınız yavaş yavaş kesildi. Merakınız arttı. İlk on dakikanın sonunda, diziyi ‘sonuna dek’ izleyeceğinizi biliyordunuz. ]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/yetti-su-%e2%80%98lostkure%e2%80%99-de-cektigimiz-eziyet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haftanın filmi: Karate Kid</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/haftanin-filmi-karate-kid/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/haftanin-filmi-karate-kid/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 13:44:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gerçek Hayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=873</guid>
		<description><![CDATA[Bu haftanın filmi kavga etmeyi beceremeyip arbede yaratan pek saygıdeğer meclis üyelerimiz için. Hakaretler, küfürler havada uçuşmaya başlayınca ilk olarak aklıma “Çocuklar İçin Karate” gibi bir kitap bulmak geldi, fakat maalesef ki bulamadım. Bu yüzden “Karate Kid” filminde karar kıldım. Karate Kid, 1984 yapımı bir gençlik filmi. Mahalleye yeni taşınmış, yerli gençler tarafından hırpalanan Daniel ve ona karatenin inceliklerini öğretmeye çalışan üstat Miyagi-san’ın hikâyesini konu alıyor. Üstat Miyagi, Daniel’a bazen araba yıkatarak, bazen de çitleri boyatarak karate öğretir. Milletvekillerimize de böyle bir uygulama getirmek gerektiğini düşünüyorum. Kâh meclisin duvarlarını boyayan, kâh çiçekleri sulayan vekillerimizin de yola geleceklerini, bir sonraki kavgada şık karate hareketleriyle bizlere doyumsuz bir spor gösterisi sergileyeceklerine inanıyorum. ]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/haftanin-filmi-karate-kid/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Devesini satan peygamber</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/devesini-satan-peygamber/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/devesini-satan-peygamber/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 13:39:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gerçek Hayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=871</guid>
		<description><![CDATA[Tohumun kaderi, içine düştüğü topraktır… Tohum istediği kadar iyi olsun, içine düştüğü toprak iyi değilse, mukadderatı malumdur: akıbeti mahzundur. ‘İçinde’ yaşadığımız topluluğun ve toplumun etkilerini layık-ı veçhile hesaba katmamak, insanı, hakikatin sol’una veya sağ’ına savurabilir. Yolun sağ’ında veya sol’unda olan insan, mugalâtadan başka bir yere varamaz. Yoldan çıkılmıştır bir kere… Bu da ‘entelektüel yolsuzluk’tur. ]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/devesini-satan-peygamber/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Levh-i  Mahfuz “hack” edilemez</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/levh-i-mahfuz-%e2%80%9chack%e2%80%9d-edilemez/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/levh-i-mahfuz-%e2%80%9chack%e2%80%9d-edilemez/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 13:37:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>husrevhatemi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=867</guid>
		<description><![CDATA[Herhangi bir müddei değil, Kur’an’ın bizzat kendisi, Tanrı kitabının,“Levh-i Mahfuzda” yani “protected hard disc” de korunduğunu bildirir. İlahi makamdan gelen bilgilerin birtakım şifreleri olabilir. Yalnız şunu da düşünmek lazım ki, şifreler ancak peygamberlere ve bazan da yüksek mertebeli velilere bildirilir. Şifre çözmeğe çalışmak meşru bir eylem olsaydı, Hz.Muhammed bize bazı çözüm anahtarlarını verirdi. Yalnız peygamberler değil büyük veliler de bu konuda gerektiği gibi davranarak susmuşlardır. Bir mutasavvıfın çok sevdiğim bir beyti vardır: “İn raz ki der sine nihan est ne va’z est / Ber daar  tevan goft, be minber ne tevan goft.” Anlamı: “Yüreğimde gizli  olan  Sır bir öğüt, bir vaaz değildir. Bu sebeple ‘dar ağacı’nda söylenebilir. Minberde, herkese açıklanmaz.” Yine söyleyelim ki, şifre çözücülük bilim ile olmaz. Çünkü söz konusu olan Hariciye Vekaleti kriptoları değil, İlahi makamın kendisince korunan “hard disc”idir. “Gücümüzce yapıyoz, oyalanıyoz abicim. Şifre çözmek bize mi kaldı,” denemez. Çünkü İlahi makamla ne tek yönlü ne çift yönlü şakalaşmak mümkün değildir. Değil İlahi makam, hiçbir melek ile de şakalaşmak mümkün değildir. Bu bakımdan, hacker olarak Hak Eri olma hayali kuranlar, Ecinni taifesinin çakeri (kölesi) haline gelme tehlikesine maruzdur. Langalı Hüsrev adlı bir derviş ne demiş? ]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/levh-i-mahfuz-%e2%80%9chack%e2%80%9d-edilemez/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Buradan bir Pierre geçti: BAY LOTİ</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/buradan-bir-pierre-gecti-bay-loti/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/buradan-bir-pierre-gecti-bay-loti/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 13:31:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gerçek Hayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=864</guid>
		<description><![CDATA[Nazım Hikmet’e göre ‘bize Fransız zabitlerinden daha uzak bir oryantalist’, Abdülhak Şinasi Hisar’a göre ise ‘eşi bulunmaz bir Türk dostu’;  Pierre Loti. 1850 yılında Fransa’nın Rochefort şehrinde doğdu.  Ailesi protestandır. Çocukken Latince, Yunanca ve İngilizce öğrendi. Denizcilik eğitimi aldı ve 1873 yılında deniz subayı oldu. Meslek hayatında oldukça başarılı biri olan Yüzbaşı Loti, albaylığa kadar yükseldi. Asıl adı; ‘Louis Marie Julien Viaud’ olan Loti, hepimizin bildiği bu ismini 1867 yılında, bir deniz seferi sırasında Tahiti’li yerlilerden almıştır. ]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/buradan-bir-pierre-gecti-bay-loti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Asker mektubu!</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/asker-mektubu/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/asker-mektubu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 13:26:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gerçek Hayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=862</guid>
		<description><![CDATA[“Talimatnamede yazdığı üzere Allah Allah diyerek düşmana hücum ederken, bir kurşun böğrümü deldi. Hiç ağlamadım komutanım. Kelime-i Şehadet getirdim sadece yere düşerken. Şehit olunurken ağlanır mıydı hiç? Gözyaşı yakışır mıydı Mehmetçiğe?]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/asker-mektubu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“GÖRÜLMÜŞTÜR”: Mukadder Gemici</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/%e2%80%9cgorulmustur%e2%80%9d-mukadder-gemici/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/%e2%80%9cgorulmustur%e2%80%9d-mukadder-gemici/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 13:24:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gerçek Hayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=858</guid>
		<description><![CDATA[Mukadder Gemici, Dergah Dergisi’nde kalbimizin zarına dokunan hikayeler kaleme alıyor birkaç zamandır. Kalbin zarı olur mu? Olur diyor Kur’an. Hani Yusuf Kıssasında “şagaf” diye geçen bir kelime vardır, ellerini doğrayan kadınlar Züleyha’nın aşkına hak verdiklerinde, “onun sevdası, kalbinin zarına işlemişti” derler ya… Bu, öyle umut ediyorum ki, bir tür “mazur görülme” hadisesi olsun, yanmış yıkılmış hepimiz için… Mukadder’deki sahiciliğe dayalı abartısız insanlık halleri de bizi buna benzer bir mazerete yolcu ediyor; insanız ve dünya işte geldi geçiyor diye bir sızı… Kalbimi hissediyorum, kalbimin yerini, onun öykülerini okurken… Alzaymır hastası bir babayla çıkılan tren yolculuğu mesela bize “nereye gidiyoruz?” ]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/%e2%80%9cgorulmustur%e2%80%9d-mukadder-gemici/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni kuşaklar için darbeler tarihi</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/yeni-kusaklar-icin-darbeler-tarihi/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/yeni-kusaklar-icin-darbeler-tarihi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 13:16:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gerçek Hayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=854</guid>
		<description><![CDATA[İlköğretimden itibaren çocuklara Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi okutulur. Yetmez, üniversiteye adım attıklarında da devam ederler aynı dersi okumaya. Torna tesviye bölümüne, at yetiştiriciliğine, tıp ya da biyoloji bölümüne de gitseler durum değişmez. Üniversitenin ilk yılında bir kez daha o kutsal ders belletilir ülkemizin gençliğine. Üniversiteler özgür düşüncenin yeşerdiği yerlerdir, ola ki gençlerin kafası karışır düşüncesiyle,  bu derse özel bir önem atfedilir. Ama bir de “karşı tarih” var, okutulmayan; darbeler tarihi! Yakın tarihinde bu kadar çok darbe ve darbe teşebbüsü yaşamış tuhaf bir demokrasinin kucağına doğan nesiller, büyüklerini sürekli tartışıp durdukları kimi dönemlere de isimlere de fazlasıyla yabancılar.  27 Mayıs’ta ne olduğundan, 12 Mart’ın neden yaşandığından, 12 Eylül’ün nasıl tezgâhlandığından ve bütün bunların nelere mâl olduğundan ya haberli değildirler ya da afaki bilgilere sahiptirler. ]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/yeni-kusaklar-icin-darbeler-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Modern Türk şiiri yeniden kuruluyor!”</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/%e2%80%9cmodern-turk-siiri-yeniden-kuruluyor%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/%e2%80%9cmodern-turk-siiri-yeniden-kuruluyor%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 13:14:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gerçek Hayat</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=851</guid>
		<description><![CDATA[Yıllık bahsine geçmeden önce, sizden son birkaç yıl içindeki Türk şiirini değerlendirmenizi istiyorum. Farklı şiir anlayışları dergilerde görülüyor. Neo-epik şiir, deneysel şiir, imgeci şiir... Bu arada haiku ağırlıklı düşünüp yazanlar da var… Siz bugünün şiirini nasıl yorumluyorsunuz?]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/12/%e2%80%9cmodern-turk-siiri-yeniden-kuruluyor%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
