Gerçek hayatı okula taşıyan sistem: STEM

Çocukları keşfetmeye ve icat etmeye yönelten STEM eğitim anlayışı, öğrencilerin içindeki sorun çözebilme yeteneğini ortaya çıkartıyor. Yüksek duvarlarıyla gerçek hayattan izole edilen okulun içine, bütün problemler ve onların çözümüyle gerçek hayatı taşıyor. Birçok disiplinin bir arada bulunduğu STEM eğitim anlayışı, geleceğin sistemi olmaya aday.

STEM, Science, Technology, Engineering ve Mathematics kelimelerinin bir araya gelmesiyle oluşan bir eğitim yaklaşımı. Birçok uzman bu yaklaşımın günümüz şartlarında uygulanabilecek en iyi eğitim yöntemi olduğunu düşünüyor. Çocukları deney ve gözlem ile erken buluşturmayı hedefleyen sistem, içerdiği bilimlerin haricindeki bilimleri de dışlamıyor. Disiplinlerarası bir öğretim anlayışı ile hareket eden STEM, öğrencilerin içindeki sorun çözebilme yeteneğini ortaya çıkarmayı hedefliyor.
MEB’in de oldukça sıcak baktığı bu anlayış Avrupa’da ve ABD’de uygulanmaya başlandı. STEM’in Türkiye’de uygulanabilmesi için ise biraz zamana ihtiyaç var. Uzmanlar, öğretmenlerin STEM eğitimini 10 ay gibi kısa bir sürede öğrenebileceği iddiasında. Çocukları keşfetmeye ve icat etmeye yönelten bu sistem, özetle bir farkındalık eğitim sistemi. Küçük yaşta bu eğitimin alınması gerektiğinin önemini vurgulayan uzmanlar, buna çocukla konuşarak bile başlanılabileceğini savunuyor.

ÖĞRENİMİN ANLAM KAZANMASINI HEDEFLİYORUZ

Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesinde görevine devam eden öğretim üyesi Doç. Dr. Serkan Özel STEM’in eğitim yaklaşımının yanı sıra bir felsefe olduğunu ifade etdiyor. Özel, yapmış olduğu açıklamalarda STEM’in, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarının birleşmesinden oluştuğunu ifade ederek açıklamalarına şöyle devam ediyor: “STEM bu 4 bilimi temel alsa da diğer bilimleri dışlamayan bir yaklaşım. Sonrasında içerisine ‘A’, yani ‘art’(sanat), Sosyal Bilimler eklendi. Yani bunun önüne arkasına harf eklenebiliyor. STEM, bizim eğitim anlayışımızı değiştirmeyi hedefleyen bir yaklaşım, bir sistem ve bir felsefe. Aslında STEM yeni icat edilmiş ya da yeni keşfedilmiş bir anlayış değil. Son dönemlerde popüler olmuş olabilir ancak insanlık tarihiyle beraber var olan bir sistem. Farklı adlarla farklı ve benzer şekillerde görülebilir. Bu anlayış aslında eğitim sisteminde temel olarak bilgi temelli eğitimden uzaklaşmayı hedefler. Bugün dünyada her türlü bilgiye çok kolay bir şekilde ulaşılabiliyor. Sorun, bunun nasıl işleneceği, doğrulanacağı ve geçerli bilgiyi tespit etmede. STEM yaklaşımında temel olarak bunu vermeye çalışıyoruz.
Öğretimleri hayatın içindeki tezahürleriyle buluşturarak, öğrenimlerin anlam kazanmasını hedefliyoruz. STEM, hayatın içerisindeki bu 4 temel bilimle birbirinden ayırılmadan var olan bir sistem. Hayatın içindeki problemleri bütünsel bir bakış açısıyla kavrayan bir anlayışa sahip. STEM anlayışını, ben de disiplinlerin arasındaki yapay ayrımları kaldırması sebebiyle benimsedim. Okulların fiziksel duvarlarını yıkamadığımız gibi çoğu zaman derslerin bölünmesinden kaynaklanan çocukların zihnindeki duvarları da yıkamıyoruz. Çocuğun herhangi bir bilgiyi öğretmenlerin disiplinler arası iş birliğiyle öğrenmesi çok önemli. Bu eğitim bir farkındalık eğitimi. Türkiye’de STEM şuan bir moda gibi algılanıyor, genelde yeni fark edilen yaklaşımlar bir balon gibi şişer, sonrasında da söner. Yanlış uygulamalarla birlikte bunlar yaşanılabiliyor. STEM de bunlarla karşılaşacak diye düşünüyorum. Ben bu işe 2005 yılından beri emek veriyorum. Bu bir furya olup adı değişerek başka bir şey olabilir. Ben bu felsefeye inanıyorum. Adının ne olduğu önemli değil.”

HAYAT STEM’LE İÇ İÇE

Doç. Dr. Zeynep Ebrar Yetkiner Özel ise erken yaşta STEM tarzı eğitimin önemine değiniyor. STEM’in zaten hayatın içinde olduğunu belirten Özel, sadece bunu çocuklara erkenden fark ettirilmesinin önemini vurguluyor. Belli bir yaşı işaret etmenin aslında çok da doğru olmadığını ifade eden Özel, açıklamalarına şöyle devam ediyor: “Hayatın STEM’le bu kadar iç içe olmasına rağmen okul öncesi kurumlarının en önemli eksiği STEM, yani bilim. Bunu çok acı bir şekilde görüyoruz. Ama mesela çocuklar tahta bloklarla oynarken, onlarla köprüler yaptırılarak ve oyuncak arabaları o köprüden geçirterek basit bir STEM eğitimi yapılabilir. Veyahut benim çocuklarıma geçenlerde uyguladığım gibi; kavanoz kapaklarına bayraklar dikerek onları suyun içinde yüzdürüp, kapakların ne zaman batacağını, neyi taşıyabileceğini çocuklarımla konuştum. Bu örnekteki gibi çocukların bilimi doğal bir şekilde anlamalarına ve görmelerine yardımcı olabiliriz.
Çocukların suyun donmasını, donduktan sonra erimesini izlemeleri bile onların STEM ile tanışmaları demek oluyor. Anneler çocuklarını mutfağa sokup onlarla beraber yemek yapsalar, çocukların o kimyasal ve fiziksel değişimleri görmeleri onları bir anlamda STEM’le buluşturmak manasına gelir. Örneğin karbonata sıkılan limon ve kabarma olayı bir çocuk için keşiftir. Erken yaşta STEM, genel olarak çocukların bir olayı görmelerine, yaşamalarına fırsat vermekten ibarettir. Hemen her anaokulunda resim etkinlikleri vardır, çocuklar sanat ile tanıştırılır. Ama maalesef bilim o kadar etkin değil. Ben istiyorum ki anneler bilinçlensin ve evde STEM eğitimine başlasınlar. Konuşma dilimize bilimi ve sanatı katmak, bu dahi bir yöntemdir. Susam Sokağı hala Amerikan Pediatri Akademisi tarafından tavsiye edilir. Çünkü Susam Sokağı izleyicisi ile karşılıklı etkileşim kuran bir programdır. Fakat okul öncesi eğitim ve STEM konusunda henüz yolun başındayız. Bilim, hemen hemen okul öncesi kurslarımızda hiç yok. Anne ve babaların yapacağı en basit şey konuşmaktır. Hatta #TalkingIsTeaching (konuşmak öğretmektir) şeklinde yararlanılabilir.İngilizce bir hashtag vardır.

STEM HAYATIN TA KENDİSİ

Stem Uzmanı Dr. Münire Berna Beşkese halkın mevcut eğitim sisteminden şikayetçi olduğunu ve hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin bu husustaki memnuniyetsizliklerinden bahseden açıklamalarda bulundu. “Malum, eğitim sisteminde problemler yaşanıyor. Ve bizler Kur’an-ı Kerim okuyan ve Allah’ın kullarına çizdiği yolda yürümek isteyen Müslümanlar olarak eğitim sisteminden şikayetçiyiz. Allah’ın istediği bir kul tanımı var, bunu Kur’an-ı Kerim çok açık bir şekilde ifade ediyor. Yaklaşık 10 yıldır veli eğitim seminerlerinde ‘eğitim sistemimiz Allah’ın istediği kulu yetiştirmeye yönelik mi?’ diye soruyor ve ‘hayır’ cevabını alıyorum. İşte bu yüzden mevcut eğitim sisteminin değiştirilmesi gerektiğini söylüyorum.
Allah, kendisini keşfetmemizi istiyor. Bunun için de insan, kendisini ve doğayı keşfetmeli. Sürekli bir keşif olayı var. Ben buradan yola çıkarak keşifle öğrenime yöneldim. Fakat sanki hâlâ bir şeyler eksikti ve bu yüzden yöntem arayışına devam ettim. STEM tam benim aradığım, daha doğrusu tüm insanların aradığı yöntem. Çünkü hayatın ta kendisi. Allah dünyada öyle bir sistem kurmuş ki sürekli olarak küçük ya da büyük problemlerle karşılaşıyoruz. Bir bilgisayar oyunu gibi düşünün, biz bu problemleri çözdükçe seviye atlıyoruz. Diyelim ki eşimizden yana bir problemimiz var, o seviyeyi atlayamazsak bu sefer çocuktan yana aynı seviyede problemlerle karşılaşıyoruz. Onu da atlatamazsak iş hayatında aynı seviyede problemlerle karşılaşıyoruz. Demek ki bu seviyeleri sürekli olarak atlıyor olabilmemiz lazım. İşin özü, problem çözme becerisi olan insanlar olmalıyız. STEM’in de aslında ana gayesi problem çözme becerisine sahip olan insanlar yetiştirmek. Çocuklara herhangi bir problem karşısında ‘ne yapılabilir’ sorusunu soruyoruz. Çocuk da doğal olarak merak ediyor ve çözüm bulmaya çalışıyor. Allah insana bir sorunu çözebilme, üstesinden gelebilme yeteneği vermiş. STEM bu yeteneği ortaya çıkarma ve geliştirme üzerine kurulu bir sistem.

YA FİKİR ÜRETECEĞİZ YA DA İCAT EDECEĞİZ

Allah insanı üretmek üzere yaratmış. Ya ürün üreteceğiz ya da orijinal fikirler üreteceğiz ya da icat edeceğiz. STEM’in içerisinde icat var. Mesela çocuklardan bir köprü tasarlamalarını istiyoruz, her biri kendi hayallerine göre tasarlıyor o köprüyü. Bakıyorsunuz kızların oluşturduğu köprü daha estetik, erkeklerin oluşturduğu köprü ise daha sağlam bir görüntüye sahip. Böylece çeşitli bakış açılarını keşfetmiş oluyoruz. Çocuk da kendini keşfetmiş oluyor. Fakat şu anki eğitim sistemimizde keşif yok. Hazır bilgi önüne konuluyor. Sanki öğretmenler robot öğrenciler ise ses kayıt cihazı. Tamamen fıtrata aykırı bir sistem, çünkü Allah düşünmemizi ve akletmemizi istiyor.
Biz okulu gerçek hayattan izole bir yapı haline getiriyoruz. Yüksek duvarları olan, bir şey yapmak için izin istenilen, hapishane tarzı mekânlara çeviriyoruz. Çocuk bir duruma fizik bakış açısıyla, matematik bakış açısıyla, müzik bakış açısıyla ya da dini bakış açısıyla bakabilir. STEM’de bunların hepsi birleştirilebilir. Hepsine bütünsel olarak bakılabilir. Ben Allah inancı olan bir insan olarak bilimin ve ilimin birlikte olması gerektiğine inanıyorum. Ayrıca STEM’de herkes farklı şeyler yaparak geçer not alabiliyor. Ancak şu anki sistemde ‘a’, ‘b’, ‘c’ şıklarından doğru yanıt ‘a’ ise yalnızca ‘a’ diyenler kazanıyor. STEM’de bütün projelerin birinci olma ihtimali vardır. Bu aslında İslam’a da o kadar uygun ki. Mesela mevcut eğitim sistemimiz, birinci çıkarmaya çalışan sistem, Allah’ın da istemediği 3 duyguyu ortaya çıkartıyor. Birincisi hırs, bütün öğrencilerde oluşuyor. İkincisi, birinciye karşı duyulan haset. Üçüncüsü ise birincide oluşan kibir.

KEŞFETME YÖNTEMİ

Şu an öğretmen yetiştiren fakültelerin büyük çoğunluğunda STEM eğitimi olmadığı için öğretmenlerin bu sistemle öğretime geçmesi zor ancak tecrübelerime dayanarak söylüyorum, bir öğretmen STEM eğitimini 10 ayda çok iyi düzeyde öğrenebilir. Fakat STEM disiplinler arası bir sistem olduğu için, öğretmenler gittikleri okulda bunu kolayca uygulayamayabilirler. Uygulayabilmeleri için birlikte etkinlik yapacak disiplinlerin ders konularının müfredattaki tarihlerinin yerinin rahatça değiştirilebiliyor olması gerekir. Buna da galiba Milli Eğitim Bakanlığı şu anda olanak tanıdı. Örneğin ‘kesirler’ konusunu yılın başında da sonunda da işleyebiliyorsunuz. Öğretmenlerin yakındığı en büyük problem ise, STEM yöntemini uygulamaya mani olan, okullardaki ortak sınav sistemi. Bu sorun da öğretmene güvenilmesi ve bunun sonucunda öğretmenlerin kendi sınıfına ait sınavlarını yapmalarına müsaade edilmesi ile aşılabilir. Eğer öğretmene güvenilmiyorsa, öğretmen konularını verir, soruları aynı branştaki başka bir hoca hazırlar.
Aslında benim düşündüğüm sistem STEM de değil STREAM, ‘R’yi de ‘Religion’un(dinin) ‘R’si olarak katıyoruz. Ve ‘Art’ın (sanatın) ‘A’sını da katıyoruz. Hepsi bir bütün. Öğretmenler olarak bizim amacımız doğayı keşfederken, insanı keşfederken orada Allah’ın ne kadar muhteşem bir sistem oluşturduğunu çocuğa keşfettirmek. Onun hayran kalmasını ve böylece Allah’ı sevmesini ve sevdikçe O’nu daha fazla merak edip daha fazla keşif yolculuğuna çıkmasını sağlamak. Benim inandığım öğrenme sistemi olan STREAM ya da STEM bu.
ABD ve Avrupa bu STEM sistemini etkin bir şekilde uyguluyor. Biz biraz geç kaldık ama şu anki MEB bu sisteme hemen geçilmesi konusunda direktifler veriyor okullara.”