Ermenistan: Bir protestodan daha fazlası

Ermenistan’ı 10 yıl boyunca yöneten Serj Sarkisyan yolsuzluk suçlamalarının ardından istifa etti. Seçim sürecinde muhaliflerin protesto eylemleriyle çalkalanan Ermenistan’da yaşanan yalnızca demokrasi sancısı mı, Rusya’nın gölgesinden çıkma çabası mı, bu sorular cevapsız. Kesin olansa, ülkede suların daha bir süre durulmayacağı.

Ermenistan 20 yıldır siyasetini domine eden Cumhuriyetçi Parti’ye yönelik muhalefet dalgasının etkisinde. Bir tarafta protestocuların köklü reform talepleri, bir tarafta Serj Sarkisyan’ın bugüne kadar izlediği siyasetin kodları, ülke iki uç arasında bir yol bulma gayretinde.

Ülkede uzun zamandır halkın sabrını zorlayan bir süreç olduğu biliniyordu ancak protestolar 13 Nisan’da Ermenistan’daki muhalif “Sivil Sözleşme” partisinin başkanı milletvekili Nikol Paşinyan’ın önderliğinde, eski Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın Başbakan adaylığına karşı başladı. “Benim adımım” ve “Serj’i reddet” sloganlarıyla yola çıkan protestocuların ilk eylemi Gümrü şehrinden başkent Erivan’a yürümek oldu. Yürüyüş 14 gün sürdü ve Paşinyan 320 bin adım attı.

16 Nisan’da ilk çatışma yaşandı. Çıkan arbedede 46 kişi yaralandı. 17 Nisan’da Parlamento’da yapılan açık oylamada 77 olumlu, 17 olumsuz oyla eski Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, yeniden Ermenistan Başbakanı makamına seçildi.

31 Mart’ta Nikol Paşinyan’ın Facebook’taki kişisel sayfasını beğenenlerin sayısı 59 binken, 26 Nisan’da milletvekilinin sayfasını beğenenler sayısı 178 bin 990’a, takipçi sayısıysa 203 bin 696’ya ulaştı. Ermenistan’ın en popüler oyuncularından Hayko’nun takipçi sayısının 61 bin olduğu göz önüne alınırsa, bu iyi bir rakam.

Asıl olaylar 22 Nisan’da alevlendi. Müzakere hedefiyle gazetecilerin katılımıyla düzenlenen Serj  Sarkisyan-Nikol Paşinyan görüşmesi 170 saniye sürdü. Başarısız görüşmenin ardından, Nikol Paşinyan ile protestoları yöneten iki diğer milletvekili gözaltına alındı. 22 Nisan’da gözaltına alınan protestocular sayısı tüm süreç için rekor rakamlara ulaştı. Toplam 251 kişi polis karakollarına sevk edildi.

23 Nisan’da Ermenistan’ın eski Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, başbakanlık makamında 7 gün görev yaptıktan sonra istifa etti. İstifa protestocuları durdurmaya yetmedi, sokağa çıkanların yeni talebi Başbakan vekili Karen Karapetyan’ın ve iktidardaki Cumhuriyetçi Parti’nin istifasıydı. 25 Nisan’da Gümrü’deki birçok okul, üniversite ve liselerde dersler boykot edildi, protestoya katılan öğrenciler, “Nikol, Başbakan!”, “ECP’ye hayır!” diye slogan attı.

Eski hikayede ikinci raunt

Eylemlere “Kadife Devrim” deniliyor.

Ülkedeki siyasetçiler ve iş dünyası iç içe geçmiş durumda. Yolsuzluk iddialarının kökeni buna dayanıyor. Seçim dönemlerinde kamu çalışanlarının baskı altına alındığı iddiaları da yüksek. İktidardaki zümrenin Ermeni siyasi sahnesindeki hâkimiyeti 20 yıl öncesine uzanıyor.

Sarkisyan 2008-2018 yılları arasında devlet başkanlığı yapmış, kendisinden önce 10 yıl boyunca devlet başkanı olan Robert Koçaryan da Cumhuriyetçi Parti üyesi olmasa da parti tarafından desteklenmişti. Karabağ doğumlu bu iki siyasetçi de 1988-94 arasındaki çatışmalarda kilit rol oynamıştı.

Paşinyan’ın talebi bir geçiş hükümetiyle erken seçime gidilmesi. Bazılarına göre Paşinyan başbakan olmayı hedefliyor. Ne kadar kitleleri arkasına alsa da, muhalefetin parlamentodaki temsili çok zayıf. Paşinyan’ın partisinin parlamentoda yalnızca 9 sandalyesi var.

Batı’nın Ermenistan ilgisi

Ermenistan’da büyük bir askeri üsse sahip olan Rusya, ülkedeki ana enerji tesislerinin sahibi ve aynı zamanda en büyük ticaret ortağı, dolayısıyla Ermenistan’ın ekonomisi ve güvenliği Rusya’ya bağımlı. Bundan sonra nasıl bir yol izleyeceği de iç faktörlere olduğu kadar dış faktörlere de bağlı. Cumhuriyetçi Parti 20 yıllık iktidarı boyunca, ana iktidar aygıtlarını elinde tuttu. Muhalefetin bu güce karşı etkisinin sınırlı olduğu biliniyor. Protestolar ne kadar şiddetli olursa olsun, hükümetten nasıl bir karşılık alacağı belirsiz.

Ancak muhaliflerin de Batı tarafından desteklendiği sır değil. Skripal davası ve ekonomik yaptırımlarla beraber, Ermenistan’da yaşananlar Putin rejimine açılan gedikler olarak değerlendiriliyor. Bu sadece analistlerin yorumu değil. İki yıldır protestolarla öne çıkan Ermenistan, Rusya için önemli bir hamle.

Bu yüzden protestoların merkezinde sadece Sarkisyan yok, Putin de var.

Yine bu yüzden Rusya da krizi yakından izliyor. Putin gelişmeleri yakından takip etmekle yetinmiyor, Sarkisyan’la telefonda bir görüşme de gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından, Kremlin resmi internet sitesinde açıklama detayları yer aldı:

“Ermenistan’daki mevcut durum tartışıldı. Vladimir Putin ve Armen Sarkisyan, iç krizi mümkün olan en kısa zamanda ortadan kaldırmak için, bu ülkedeki tüm siyasi güçlerin anayasa çerçevesi içinde sıkı bir şekilde yapıcı diyalog yoluyla mevcut sorunları çözme kararlılığını ve sorumluluğunu göstermelerinin önemli olduğunu vurguladı.”

Rusya oyundan çekilir mi?

Rusya’nın bu ilgisi sürse de, protestolarla muhatap olması ilk değil. Sarkisyan Rus enerji şirketlerinin neden olduğu zamlar nedeniyle başlayan sokak olayları sırasında öne çıkıp seçilen bir isimdi. O dönem de, 10 kişi yaşamını yitirmişti. Yaşananlar o zamanlar da “Batının komplosu” olarak anılıyordu. Ancak o zamanın protestolarında etkili olan ekonomiydi. Elektriğe yapılan zammı protesto eden göstericiler hiçbir siyasi liderliği kabul etmemiş, hükümetin yapılan zammın halka yansıtılmayacağı sözü üzerine de sokaktan çekilmişti.

Eylemler azaldı ama hiçbir zaman tam olarak bitmedi. Rusya’nın Azerbaycan’a sattığı gelişmiş silahlar, halkın Sarkisyan’a olan tepkisini artırdı. 4 günlük Dağlık Karabağ savaşı ve silahlı isyanlar hep Sarkisyan’ın aleyhine işledi. Tepkiler Sarkisyan’ın yeniden aday olmasıyla en yüksek seviyesine ulaştı.

Ancak Rusya da paranoyalarında haksız değil. Batı’nın Ukrayna’nın ardından Ermenistan’a yönelmesi, Rusya’nın iyice içine kapanmasına neden olacak. Batı’dan sonra Kafkasya’da da etki alanını kaybetmek, Rusya’nın giderek agresifleşmesi demek.

Sarkisyan kendine yönelik tepkileri AB ile müzakereye yanaşarak ve devlet mekanizmalarını kullanarak önlemeye çalıştı. Ancak bu gücü de artık etkili değil. Üstelik Rusya da her krizde Batı kartını kullanan Sarkisyan’a “şimdilik” destek veriyor.

Rusya Sarkisyan’ın istifasıyla kaybetmiş görünse de, Rus yanlısı hükümet çalışmaya devam ediyor. Ermenistan’daki gelişmeleri Gürcistan’dan takip eden gazeteci yazar Gela Vasadze için yaşananlar tam bir muamma:

“Ermenistan’da yaşanan olayın devrim mi, darbe mi olduğunu soranlar var. Tam olarak ne olduğu henüz belli değil. Bütün devlet sistemini 10 yıl içinde kendisine göre düzenleyen bir lider, sokak hareketin baskısıyla 10 günde istifa etti. Bu çok enteresan bir durum.”

Vasadze’ye göre siyasi, ekonomik ve sosyal olarak durumu çok kötü olduğu bir ülkede, insanların geleceğe dair perspektif sahip olamaması çok normal:

“Serj Sarkisyan devletin başında kalmaya devam ettikçe bu durumun değişmeyeceği belliydi. Fakat şimdi küçük de olsa bir şans var. Altını çizmek lazım: Bir şans var. Ermenistan’da bütün siyasi güçlerin protesto gösterilerinin dışında kaldığını, fakat tek ELK olarak bilinen bir siyasi azınlık ittifakının lideri olan Nikola Paşinyan’ın öne çıktığını görüyoruz. Halkın güçlü bir direnişle değişim talep ederek siyaseti dizayn ettiği ortada. Halk darbe yaptı ama devrimin devamı gelir mi göreceğiz.”

Ancak Vasadze’nin bu değişimin mimarı olarak gösterdiği sivil toplum Putin’in tahammül edemedikleri listesinde bir numara.

Sarkisyan’ın gitmesine sessiz kalan Rusya, kendisine yakın hükümetin ve parlamento çoğunluğun gitmesine izin verir mi? Ülke medyasına göre, hayır. Fakat Ukrayna’da olduğu kadar sert olmasa da Ermenistan’da aktif olmaya devam eden Rusya’nın bu savaşı kazanmadığı kesin. Üstelik Putin’in tehditler karşısında ne kadar hızlı cevap verebileceğini bilenler için, henüz Ermenistan’da filmin başında olduğumuzu söyleyebiliriz.

Benzer konular