İsrail’in dijital işgali – Gerçek Hayat

İsrail’in dijital işgali

Filistin deyince ne düşünürsünüz? İsrail işgali altında yıllardır ablukaya direnen bir ülke mi? Müslüman coğrafya için bu böyle ama hiç bilmeyen biri nasıl tanır bu coğrafyayı? Google Maps’e sorsanız, 1 yıl öncesine kadar böyle bir ülke, böyle bir toprak parçası bile yoktu. “El-Cûlân” denildiğinde buranın neresi olduğunu bilen insan sayısı azdır ama Golan Tepeleri denildiğinde herkesin kulağına aşina gelir. İnstagram’da Kudüs’ü işaretlemek istediğiniz zaman size İsrail hükümeti tarafından sunulan seçeneklerle konum belirlemeniz gerekir. Bu da işgalin terminolojik ve teknolojik boyutu.

ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması ardından Filistin yine dünyanın odağı, can yakıcı sorunu haline geldi. İsrail’in kirli yöntemlerle yürüttüğü savaşta uyguladığı şiddet manşetlere taşındı, şehitlerin hikâyeleri yazıldı.

Oysa İsrail bu savaşı yalnızca gerçek dünyada yürütmüyor. Sanal âlemde izlediği işgal politikası da Filistin’in yok sayılması, Kudüs’ün Yahudilere ait sayılması fikriyle yürütülüyor.

Sanal dünyanın ve sosyal medya mecralarının kullanımı üzerinden izlenen politikalar çoğu insana yeni gelse de, hızla büyüyen ve dünya diplomasisi için yeni bir kavram olan sanal diplomasi özellikle işgal politikası yürüten ülkeler için ilk değil.

Bunun bilinen örneklerinden biri Kosova. Sırbistan-Kosova arasında yükselen gerilimin cephelerinden biri sanal mecralar olmuştu. Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesinin ardından Sırp internet korsanları ülkenin internet mecralarına saldırılar düzenlemiş, sitelerini kullanılmaz hale getirmişti.

Kosova Google Map aramalarında da Sırbistan sınırları içinde görünüyordu. Kosovalı aktivistlerin girişimiyle harita düzeltildi, Kosova yeniden ismine ve sınırlarına kavuştu.

Bir diğer örnek Boşnakça’nın Microsoft Word uygulamasında dil olarak tanınmaması, Boşnakça yazım denetimi yapılamıyor. Yine Afrika’da Müslüman olan ülkelerin Hıristiyan nüfus olarak gösterilmesi de yine sanal alemin kirli politik hamlelerinden. Arakan’ın Myammar içinde gösterilmemesi ya da Myammar’ın Budist gösterilmesi de bu örneklerden.

Google Maps’in 2010’da da ‘yanlışlıkla’ Nikaragua’ya Costa Rika’yı ‘işgal ettirmiş’, sonra bu hatası için özür dilemişti.

Oluşturulan sanal algıların gerçek dünyada da karşılığı var. Kullanıcılar hiç tanımadıkları bilmedikleri coğrafyalar ve kültürler hakkında sanal dünyadan yardım almak istediklerinde bu tür dezenformasyonlarla karşılaşıyorlar.

Önce dili değiştir sonra haritayı

El-Cûlân Arapça adıyla çok az insan tarafından biliniyor. Suriye-İsrail anlaşmazlığının kronik sorunlarından biri olan tepeler literatüre Arapça ismiyle değil, İbranice’den İngilizceye geçmiş haliyle girdi.

Bu haliyle sorun Suriyelilerin uğradığı hak ihlalinden İsrail’in uğradığı hak ihlaline dönüşüyor. Yani bir ismin dünya literatürüne nasıl girdiği kritik bir mesele. Şimdi ABD’nin Hadabetü’l-Cûlân’ın (Cûlân yükseltileri/tepeleri) işgal ve ilhakını tanıması uluslararası ilişkilere ve Ortadoğu’ya aşina olmayanlar için şaşırtıcı bir durum olmayacak. Çünkü sanal dünyada arama yaptıklarında Golan ismiyle karşılaşacaklar.

İşgalin zemini için tanımlanan nüfus, demografi değişimi, asimilasyon, yer isimlerinin değişimi artık sanal dünya eliyle daha hızlı yürütülüyor.

Tel Aviv’in ilk ismini kimse hatırlamıyor. Oysa Arapçası “Tel-Ebîb” (Bahar Tepesi). Osmanlı döneminde Yafa olarak bilinen kritik bölge de Tel Aviv hinterlandında kayboldu.

Kudüs hurması da bir ticari örnek. Özellikle İnstagram ünlüleri arasında çok popüler olan bu hurma Eriha’nın (Jericho) “mecdûl” cinsi hurması. Ancak şu anda dünyada İsrail Hurma Üreticileri Birliği tarafından tekelleştirildi.

Son örnekse, Yafa portakalından. Artık neredeyse hemen hiç ismini duymadığımız bu nevi şahsına münhasır portakal artık İsrail portakalı olarak biliniyor. Hatta İsrailli muhalif yönetmen Eyal Sivan “Jaffa, Orange’s Clockwork” (Yafa Portakalının Otomatiği) adıyla çektiği belgeselde bu isim dönüşümünü anlattı. İsrail portakaldan hurmaya tepelerden şehirlere işgalin her adımını düşünerek ilerliyor.

Filistin mi? Orası da neresi?

Çok değil, bir yıl önce Google Maps uygulaması için Filistin diye bir yer yoktu, hiç olmamıştı. Google, Apple ve Microsoft bu skandalın altından kalkmak için hayli uğraşsa da bunun bir yanlış anlamadan ibaret olmadığı aşikâr.

Google’ın harita servisi Google Maps Filistin’i göstermediği uygulamasında Gazze ve Batı Şeria’ya da yer vermiyordu. Bu durum Filistinli aktivistler tarafından keşfedildiğinde bu skandalın zannedilenden de eskiye dayandığı anlaşıldı. Bunun sonucunda ortaya çıkan #PalestineIsHere etiketi altında birçok kullanıcı, Google’ın hizmetlerini bıraktı.

Google sözsücü “Filistin Google Maps’te hiç yer almadı ki” dediğinde büyüyen tepki şirketin nihayet “Bu etiketleri bölgeye geri getirmek için uğraşıyoruz” açıklamasıyla duruldu, sonunda dünya kamuoyunda oluşan baskıyla Filistin sadece bir etiket olarak Google Maps’te yerini aldı.

Sadece bir etiket diyoruz çünkü kimi bölgelerde ev ev sokak sokak işaretleme yapan uygulamaya göre Filistin sadece kaba hatlarıyla bulunabiliyor.

Google Maps’in kendine çeki düzen vermesi yeterli mi?

Hayır. Özellikle Kudüs’ün ABD tarafından İsrail’in başkenti olarak tanınmasının ardından çıkan olayları izlemek için bölgeye giden Müslüman gazeteciler sadece İsrail Hükümeti tarafından belirlenen sanal etiketlerin sosyal mecrada kullanılmasından şikâyetçi oldular.

İnstagramda konum belirtebilmek için Jeruselam etiketinden başka bir şansınız yok. İsimlerin ya İbranice ya İngilizce karşılıklarına ulaşabiliyorsunuz. Bu sosyal mecralara göre, o coğrafyada Arapça konuşulmuyor.

İşgal altındaki Filistin…

Hal böyle olunca, Filistinli gençlerin de en önemli savaş araçlarından biri de sosyal mecralar. Janna Jihad bunun en küçük ve iyi örneklerinden. Elinde kamerayla sokak sokak yaşanan hak ihlallerini belgeleyen Jijad 10 yaşında olmasına rağmen Facebook, Youtube ve Twitter gibi sosyal medya kanallarında hatrı sayılır bir izleyici kitlesine sahip. Küçük kız özellikle bir gazeteci soğukkanlığıyla yaşadıklarını aktarmayı tercih ediyor, çünkü hedefi ileride –aslında şimdi demeliyiz- gazeteci olmak.

Bütün haberlerine adını söyleyerek başlayan Janna, bitirirken de “Janna Jihad, İşgal Altındaki Filistin…” diyor.

Devletler dijital akla dönüşüyor

Sosyal medya uzmanı Gökhan Yücel dijital topografi kavramının ortaya çıktığını söylüyor. Bu sınırların sanal olarak belirlenmesi anlamına gelen stratejik bir kavram. Dijital diplomasinin alanına giren bu konuyu Yücel şöyle özetliyor:

“Bunun bir örneğini Kosova’da yaşamıştık. Kosova’nın sosyal mecralarda Sırbistan’dan bağımsız tanınması meselesi ilk Facebook’ta gerçekleşti. Ondan önce Sırbistan olarak çıkıyordu. Bu dijital bir egemenliktir. İkinci kırılma da Filistin’de yaşandı. Eskiden Filistin’in bölgeleri yazıyordu şimdi sadece Filistin yazıyor. Bu iki üç senelik gelişme. Dijital örnekler çoğaldı ama ikisi başat örnektir. Hangi mecrada olursa olsun, yazan ve kodlayanın üzerinde kodlayıcı olarak bir ağırlığının olması üstünlüğü sağlamak açısından önemli. Bu üstünlük sadece siber rekabete ya da sosyal medyaya indirgenmemeli.”

Peki Türkiye bu rekabetin neresinde? Yücel’e göre alınacak yol uzun:

“Biz dijital kültürümüzün ilerlediğini sadece kullanıcı sayılarına bakarak düşünüyoruz ama arkadaki istihbarat dünyasını bilenler uygulayanlar, yürütenler dikkate alındığında ülkemizde hala o kültür çok gerilerde. Bu kültürün, bilişimcilik eko sisteminin inşa edilmesi, sonra bunun üstünde ve yanında devlet aklının dijital akla dönüşmesi, dijital aklın her hücresinde hissedilerek yürütülmesi önemli. Bunun uygulaması, özel sektör ve sivil toplumca da benimsenmesi algoritmik üstünlüğün ele geçirilmesi için kritik adımlar. Bunu fark eden ülkeler yola çıktı, kendi dillerini kurdu.”

Benzer konular