Fergana patlarsa Orta Asya tutuşur

Orta Asya’nın en kritik ve bereketli bölgelerinden biri olan Fergana Vadisi, yılbaşı gecesi Reina’ya yapılan saldırıyla beraber Türkiye’nin dikkatini üzerine çekti.

10 milyon kişinin yaşadığı Fergana vadisi, Orta Asya’da nüfusun en yoğun olduğu bölgelerden biri. Bu yoğunluğunu şöyle açıklamak mümkün, bölge Orta Asya’nın yüzde 5’ini oluştururken toplam nüfusun yüzde 25’i burada yaşıyor.

Bölge konumu itibariyle Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın ortasına denk geliyor ve Fergana Vadisi boyunca Özbekistan Tacikistan ve Kırgızistan toprakları birbirine sarılmış üç parmağı andırırken, etnik yapı da bu çeşitlilikten payını alıyor.

Böl ve yönet

Fergana, tarihi boyunca çatışmalara tanıklık etmiş bir coğrafya. 1990’da Özbekler ve Kırgızlar arasında yaşanan Oş çatışması, Tacikistan’ın İsfahan ve Kırgızistan’ın Batken bölgelerinde devam eden Kırgız-Tacik çatışması ilk akla gelenler.

Bölge ülkeleri arasında SSCB’nin dağılmasıyla başlayan ve masada çözülemeyen sınır kavgaları ve karşılıklı toprak talepleri var. Sınır üzerinde yaklaşık 58 tartışmalı nokta bulunuyor. Bu, Rusların “böl ve yönet” üzerine kurulduğu nüfus politikalarından kaynaklanıyor.

Ruslardan önce bölgede kurulmuş bir İslam devleti varken, işgal sonrasında Sovyetlere bağlı Fergana Oblast’ı, sonra da Fergana Eyaleti olarak anılıyor. 1924-1936 yılları arasında bölgenin Kırgız, Özbek ve Tacik Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler arasında pay edilmesiyle bugüne kadar varan tartışmaların fitili ateşlenmiş.

CIA’in ayak izleri

Fergana Vadisi, bu tartışmalı yapısıyla bugün adı radikal örgütlerle ve CIA’le beraber sıkça anılan bir coğrafya.

Türkçe Konuşan Ülkeler Uluslararası Gazeteciler Derneği (TKÜUGD) 2016 medya takip raporu bu soruna işaret ediyor.

Rapora göre, Suriye’ye gelen yabancıların içindeki Orta Asya kökenlilerin sayısı on binlerle ifade ediliyor, hatta DEAŞ militanları arasında Orta Asya kökenlilere özel birlikler oluşturulduğu belirtiliyor.

Asya’da El-Kaide ve şubelerinin, Taliban’ın Pakistan’daki Hareketi ve diğer El-Kaide müttefik terör yapılarının bünyelerine Türk soylu militan katmak için yarış içinde oldukları, bu örgütlerin de Afganistan’da zaman zaman bölge ve güç çatışması içine girdikleri, altı çizilen bir diğer husus.

Reina’nın ilk sinyalleri

Teröristlerin yetiştirildiği kamp bölgeleriyse dikkat çekici. Yine rapor, Suriye’de faaliyet gösteren birçok yapının ilk eğitimlerini Afganistan ve Pakistan’da aldığını, Afganistan’da Celelabad’ın 35 kilometre güneyinde Pakistan sınırına bir günlük yürüme mesafesinde bulunan Tora Bora dağları ve çevresinde birçok eğitim kampı hala aktif durumda olduğunu vurguluyor.

Fergana Vadisi’yse, artık sayıları yüzlerle ifade edilen kamplara ev sahipliği yapıyor. Orta Asya’da oldukça etkili olduğu bilinen örgütlerden Hizbu’t-Tahrir, Çin hattında Doğu Türkistan’a bakıldığında Uygurlar üzerinde 1997’de aktifleşmeye başlayan ve kendilerini Doğu Türkistan İslam Partisi (DTİP) olarak adlandıran yapı da bu bölgede.

DTİP’in Tayland, Malezya üstünden temin edilen sahte pasaport ve geçiş belgeleri ile Suriye’ye birçok militanını gönderdiği ifade ediliyor.

Rapor, terör ağının Orta Asya ve Anadolu hattına yayılmak istendiği dikkat çekerek, Reina saldırısının bunun ilk sinyali olduğunu da iddia ediyor.

Fergana bu örgütlerin mayası mı?

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Uzmanı Prof. Dr. Hilmi Demir, vadinin terör örgütlerini barındırdığına dikkat çekiyor:

“Saldırganın Orta Asya’daki kökenleri ciddi olarak anlaşılmış olsa 4 dil bilmesi saldırgan için çok aşırı özellikli bir nitelik olmadığı ortaya çıkıyor. Saldırganın muhtemelen hem eğitim aldığı hem de Afganistan’a kolaylıkla ulaştığı Fergana Vadisinin bir tarafında Tacikistan, bir tarafında Özbekistan ve Kırgızistan, bir tarafında Kazakistan, Doğu Türkistan (Çin) sınırının bulunduğu yukarıda ise, Tacikistan üzerinden daha çok hemen Afganistan sınırına ulaşabilecek bir vadi. Bu vadinin en büyük özelliği, özellikle Orta Asya’daki radikalizmin mayalandığı yer olması, bu bölge 1980’lerden itibaren Afgan cihadına giden Orta Asyalıların hem geçiş hattıdır, hem de bu savaşa katılanların geri döndüğü toprak bir bölgedir. Nemangan dediğimiz şehirde biz uzunca bir süre hem radikal hareketlerin bir süre kendilerine güç kazandıkları ve eylem yaptıklarını biliyoruz zaten. Özbekistan’da bu anlamda Özbekistan İslami Hareketi var. Türkmenistan İslami Hareketi var. Bu tür örgütler uzunca bir süre buralarda mayalanıyor ve ciddi anlamda hem El Kaide’ye hem de Afganistan’daki DEAŞ hücrelerine ve Suriye’ye ciddi anlamda eleman sağlayan ana merkezler olarak işlev görüyordu. Reina saldırganı da bu bölgeden çıkmıştır anlaşıldığı kadarıyla. O yüzden Reina zanlısının 4 değil 6 dil bilmesi çok da şaşılacak bir durum değildir. Çünkü Fergana vadisinde Tacik, Kırgız,  Özbek, Uygur başta bütün Türk boyları hemen hemen birlikte yaşarlar. Aynı pazarları kullanırlar. Bir pazara çıktığınızda bu pazarda 4-5 tane dilin yan yana çok rahatlıkla kullanıldığını görürsünüz. Ve hemen hemen dünyadaki bütün istihbarat örgütlerinin adeta talim merkezidir burası. Bu açıdan saldırgan böyle bir yerden yetişmiş. Böyle bir yerden Afganistan’a muhtemelen gitmiş o bölgede belli bir eğitim almış daha sonra da Türkiye’ye bir şekilde girmiştir.”

Çatışmalara açık coğrafya

Vadiye yapılan politik müdahaleler, bölgenin gergin bir fay hattına oturmasının da en önemli nedeni. Su politikaları uzmanı Dursun Yıldız, Özbekistan’ın tarımsal ve sınai üretiminin yaklaşık %25’i, Kırgızistan’ın işlenebilir topraklarının ve sınai üretiminin %50’si ve nihayet Tacikistan’ın sınai üretiminin %90’ı ve bu ülkenin işlenebilir topraklarının %75’i bu vadide toplandığını anlatıyor.

Ancak vadiye hüviyetine veren, İslam dininin başlangıcından itibaren beri birçok din âliminin burada yetişmesi. Yıldız bu soruna işaret ediyor:

“Bölge ayrıca Vahabilik, Şiilik hareketlerinin propagandasına maruz kaldığı gibi Afganistan’dan gelebilecek radikal İslam tehdidine de açıktır. Yine Afganistan’da üretilip diğer ülkelere Fergana Vadisi üzerinden ulaştırılan uyuşturucu maddeler için genellikle Bedahşan ve Oş güzergâhı kullanılmaktadır. Fergana Vadisinde Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan sınırı halen  hiçbir şekilde korunmamakta ve geçişlere uygun  bulunmaktadır. Bu koşullar teröristlerin bu ülkelere kolaylıkla geçişlerine  olanak tanımaktadır.”

Yaraların sarılması zaman alacak

Stratejik Düşünce Enstitüsü uzmanı Doç. Dr. Erkin Ekrem’se, istikrarın bölge için önemini ifade ediyor:

“Tarihte olduğu gibi yerel güçler arasındaki mücadelelerin sona ermesiyle ortaya çıkacak bir ortam ve politik pozisyonun belirlenmesine kadar, bölgede kan dökülmeye devam edecektir ve etnikler arasında yaraların sarılması için birkaç nesil geçmesi gerekmektedir. Orta Asya’da istikrar sağlanamadığı takdirde, büyük güçlerin bölgesel çıkarları etkileneceği gibi, büyük güçler arasında da mücadeleler yaşanabilir.”

1944 yılında Stalin tarafından bir gecede alınan kararla sürgün edilen 90 bin Ahıska Türk’ünün, 1989 yılında Özbekistan’daki Fergana Olayları’na maruz kalması ve çok sayıda insanın hayatını kaybetmesi provokasyonların Fergana’da ne denli tehlikeli sonuçlara yol açabileceğinin en açık ispatı.

Küresel güçlerin gözbebeği

Yıldız, “Fergana patlarsa Orta Asya yanar” diyor:

“Orta Asya ülkelerinde bugün, ekonomik, siyasi, sosyal çok ciddi değişiklikler gerçekleşmekte olup henüz bu geçiş süreci tamamlanmamıştır. Bölgedeki  her devlet kendisine göre strateji belirleme ve bunu uygulama çabası içerisindedir. Bunun yanı sıra bu ülkelerin hepsinin ortak temel sorunları bulunmaktadır. Bu sorunlardan demografik yapı ve sınır problemleri özellikle Fergana Vadisinde  gerginliklere neden olmakta ve çatışmalar yaşanmaktadır. Özbek-Kırgız etnik çatışması gibi görünen son olaylar buna örnek olarak alınabilir. Orta Asya’daki temel sorunlar hem iç çatışmalara ve hem de bölge ülkeleri arasında çatışmalara zemin hazırlamaktadır. Bunun coğrafi  zemini zaten var olup adı Fergana Vadisidir. Fergana Vadisi gerek coğrafi olarak iç içe geçmişliği gerek bölgede suyun ekonomik ve stratejik önemi gerekse birçok farklı etnisite barındırması açısından çok uygun bir zemindir. Bu zemin bölge üzerinde hesaplar yapan küresel güçler tarafından  zaman zaman önce  hazırlanmakta sonra gerginlik yaratarak kullanılmaktadır.

Bu kapsamda Fergana Vadisi bölgede sosyal, ekonomik ve etnik açılardan patlamaya en yakın bölge özelliği taşımaktadır.”

Benzer konular