<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gerçek Hayat Dergisi &#187; Özge Temaşa</title>
	<atom:link href="http://www.gercekhayat.com.tr/category/yazarlar/ozge-temasa/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gercekhayat.com.tr</link>
	<description>Gerçeğe Sadakat Şerefimizdir!</description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Feb 2010 20:51:23 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Makinalar tıkır tıkır!</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/03/makinalar-tikir-tikir/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/03/makinalar-tikir-tikir/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 11:25:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>husrevhatemi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Özge Temaşa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=802</guid>
		<description><![CDATA[Televizyon kanallarında bir süredir bir reklam seyrediyoruz. Türkiye’nin önde gelen sanayici ve işadamları elleriyle de dillerine yardım ederek  “tıkır tıkır” deyip duruyorlar. Samimi söylüyorum, hiçbir alay etmek veya zevklenmek amacım yok. Sadece öğrenmek için bu reklam neden hazırlanmış, diye soruyorum. Milletin  “makinalar arıza yapmış, İsmail Usta’yı çağırsak da bir baksa” gibi bir derdi mi var? Makinelerin tıkır tıkır çalışmadığı gibi bir mili derdimiz olmadan bu reklam neden düşünüldü? Bu kadar önde gelen rical ve inas-ı  vatanı bir araya getiren bir reklam, milletin ümmid-i bülendine asansör olmalıydı. Yani ya üst kata çıkarmalıydı veya bodrum kata indirmeliydi. Hayır ikisini de yapmıyorlar. ]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/02/03/makinalar-tikir-tikir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İyi anlaşılmamış bir Osmanlı: Rıza Tevfik</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/01/28/iyi-anlasilmamis-bir-osmanli-riza-tevfik/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/01/28/iyi-anlasilmamis-bir-osmanli-riza-tevfik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 28 Jan 2010 14:01:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>husrevhatemi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Özge Temaşa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=680</guid>
		<description><![CDATA[Özge Temaşa yazılarına başlarken, bazı yazı parçalarının özeleştiri ve itiraf, bazılarının yadeleştiri, bir kısmının da medh ü sena ve teşekkür faslından olacağını söylemiştim. Bugün teşekkür faslı ile başlıyorum. Rıza Tevfik Bölükbaşı iyi anlaşılmamış bir Osmanlıdır. İmparatorluğunun dağılmasından korktuğu için Türkçülük hareketlerinden uzak yaşamış, bu sebeple devrinin Türkçüleri ona soğuk durmuş, Damad Ferit Paşa hükümetine girince de artık Cumhuriyet devrinin adından bahsedilmeyen “öcüleri arasına girmiştir.” İkinci  Dünya Savaşı bittikten sonra, Türkiye’ye dönmüş, kendisi de ailesi de reklam sevmeyen kişiler olduğundan, son yıllarında anı kitabı yayınlamamış, kendisi ile röportaja gelenlerle konuşmuş ve unutulmuş bir öcü olmuştur. Alın yazısı bakımından benzerleri Refik Halid Karay ve Refii Cevad Ulunay’dır. (Üçünün de adının” R” ile başlamasında bir giz varsa, bunun hallini adı yine R ile başlayan Rezzan Hanım’a havale ediyorum.)]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2010/01/28/iyi-anlasilmamis-bir-osmanli-riza-tevfik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hüsrev Hatemi</title>
		<link>http://www.gercekhayat.com.tr/2009/12/16/husrev-hatemi/</link>
		<comments>http://www.gercekhayat.com.tr/2009/12/16/husrev-hatemi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 15:53:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>husrevhatemi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[Özge Temaşa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gercekhayat.com.tr/?p=219</guid>
		<description><![CDATA[Naili merhum “mestane nukuş-i suver-i Aleme baktık / Her birini bir özge temaşa ile geçtik” demiş. ”Evren’in görüntülerine, nakışlarına baktık her birini kendimize özel bir seyretme biçimi ile geçtik” demek istiyor.13 yaşında idim. Bana ve birader Hüseyin’e, lise edebiyat kitabından bu beyti gösteren, o zaman yirmi yaşlarında bir genç olan rahmetli Prof.Dr. Muammer Kemal Özergin idi. Eski kültürümüzü, tarihimizi her zaman ciddiye alan bir kişi olduğu halde, gençlik icabı O da kendini tutamamış ve bu beyte nazire yazmıştı: “ Kestaneleri yakıp Aleme baktık / Her birini bir özge temaşa ile attık.”  Bu nazireyi yazan, bir genç, dinleyen de iki çocuk olduğu için,  bu da özge bir tad vermişti. Muammer Bey, benim, Fırat Kızıltuğ’un, Altan Deliorman’ın ve Prof.Dr. Osman Fikri Sertkaya’nın yüreğinde “Ağabey”unvanı altında kayd olunmuştur.]]></description>
		<wfw:commentRss>http://www.gercekhayat.com.tr/2009/12/16/husrev-hatemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
