‘Beyaz Haberler’ kategorisi için Arşiv

Generaller de yorulur!

Çarşamba, 03 Şubat 2010

Bir generalin yüzünün aldığı şekiller yayınlandı bir internet sitesinde.

Bir bakmalı o yüzlere. Kimisinde gayet yorgun, ‘nerden bulaştım bu devlet işlerine’ der gibi bir yüz. Kimisinde ‘ben var ya, hepinizi asarım, keserim!’ der gibi bir yüz. Sonra düşünelim bakalım bu memlekette fikirleri ile yaşamaya çalışanları, kimliklerinden dolayı horlanmaya çalışılan onurun arkadaşlık ettiği insanları…

Kopuk entel de olmayalım!

Perşembe, 28 Ocak 2010

Niyazi Özgür Yüce’nin şiir kitabı çıkmış. Esnaf Haydar’ın Hikayesi Niyazi Abi, nam – ı diğer Yasin Baba biz 90’ların sonlarında üniversitede iken üniversitenin tek ü tenha adamlarından idi. Kimse onun kadar deli değildi. Coşku adamıdır Yasin Babamız. Şiirler de yazardı Yasin Baba. Öyle sanatsal şiirler değil. Kötü de değil ama! Biat diye bir dergi çıkartırdım ben vaktinde. Yılda bir sayı çıkartırdık. Orda Yasin Babanın şiirlerinden yayınlamıştık. Eylem adamıdır Yasin Baba. Şiir kitabını Cemal Balıbey ağabeyin güzelim kitabevi Özgün’de gördüm. (Özgün İHH’nın hemen karşısında. Yolu İHH’dan geçenler Özgün’ü ihmal etmesinler derim.)  Kitap Kaknüs’ten çıkmış.  İnanmış ve inancı için yollara düşmüş, kavgalar etmiş bir adamın şiirlerini okumuş olursunuz. Piyasada gördüğünüz birçok isimden çok daha kıymetli nitelikleri haiz bir ağabeyimizdir Niyazi Özgür Yüce.

Edebiyat ortamlarımızın hayattan kopukluğunu eleştirir ince ince. Haklıdır elbette çoğunlukla. O ortamın içerisindeyim diye gereksiz bir savunmaya girmemeliyim!

 

Bazen diyorum ki bizim popüler, yakışıklı, entelektüel Müslüman genç yazarlarımıza, radyocularımıza, televizyoncularımıza baktıkça, neden meydan bu arkadaşlarımıza kalıyor diye. Neden üniversite yıllarında çok güzel işler ortaya koyan, dört dörtlük, örgütçü, nitelikli, okuyan, düşünen, fedakarlık etmekten de asla kaçmayan güzel kardeşlerimiz yeterince ortada görünmez de, oturup yazmazlar da meydan bunlara kalır.

 Ben öyle inanırım ki, bir şey biliyorsan yazmalısın! Paylaşmalısın! Artistlik için değil, hava basmak için değil! Hele de iyi bir adamsanız mutlaka yazmalısınız. Sanat yapmanız şart değil, bildiğiniz hayırlı bir şeyi paylaşmak için, insanları haberdar etmek için yazın hiç olmazsa.

Elbette bu örgütçü arkadaşlarımız boş durmuyorlar, dernekler kuruyorlar, okullar açıyorlar, milletvekili oluyorlar, genel müdür oluyorlar. Hemen hemen çoğu çok güzel işler yapıyorlar bulundukları yerlerde. Ne namazlarını ihmal ediyorlar, ne camiaya hakaret ediyorlar, ne de satıyorlar.

İlginçtir, popüler  yazar, sanatçı arkadaşlarımızın derneklerimizle sivil toplum kuruluşlarımızla pek başları hoş olmuyor. Tamam, bir yere bağlı olmayabilirsin ama uzak da olma kardeşim. Kopuk da olma. Tanıdığın birkaç da Müslüman olsun. Gittiğin bir cami, arada toplantılarına katıldığın bir dernek, bir tarafından irtibatın ilişkin olan bir iki öğrenci yurdu, gidip kitaplarını aldığın güzel bir adam gibi Müslüman kitapçın olsun.

Ümmetten kopuk bir şekilde yazarlık sanatçılık yapan kardeşlerimizi pek de güzel olmayan gelişmelerin beklediğini hissetmekten kendimi alamıyorum.

Biz külliyen bireysel olamayız arkadaşlar!

İstediğin kadar yazar ol, çizer ol, sanatçı ol, başkan ol, genel müdür bilmem ne ol! Düştüğümüz hatalara karşı bizi uyaracak bir ağabeyimiz, kardeşimiz olabilmeli.                           

Medyatik olmak iyi bir şey değil arkadaşlar! Medyatiklik ise eğer sadırlarda sakladığımız amacımız, bir kardeş olarak söyleyeyim ki yazık olur üç gramlık güzelliğinize, iyi, özgün ve ahlaki yanlarınıza…

Bu Lahit başka bir Lahit!

Perşembe, 07 Ocak 2010

Hüseyin Rahmi Göktaş’ın 3. kitabı ‘Lahit’ çıktı. Nev-i şahsına münhasır düşünürümüz Hüseyin Rahmi Göktaş’ın Türk dili ile ilgili devrim niteliğindeki yargılarını önceki yıllar hatırlarsanız sizlere taşımaya çalışmıştım. Yazarın Runa Simi’den sonra yeni bir kitabı daha çıktı. Bu kitabında Göktaş, Sayılar Ontolojisi ile uğraşıyor. Zihin üzerine yazılan kitabın inceliğine bakıp da kanaat belirmeye çalışan yazılır. Yazarından kitaptaki mevzulardan özellikle zihin tanrısı, psikolojik tanrı konusunu bayağı dinlemiştim.

Kitap İz yayıncılıktan çıktı. Uzun zamandır beni zorlayan bir şey okumamıştım diyenlere özellikle tavsiye ederim.

İslamcılar Boşa Düşmedi Yola!

Çarşamba, 25 Kasım 2009

İslamcılık serüvenimizden kesitler sunarak öykümüzü anlatmaya çalışan diğer öykücülerle karşılaştırmaya gittiğimizde akla gelebilecek ilk eser muhtemelen Mustafa Kutlu’nun Ya Tahammül Ya Sefer’i olacaktır.kutlu