Niyazi Özgür Yüce’nin şiir kitabı çıkmış. Esnaf Haydar’ın Hikayesi Niyazi Abi, nam – ı diğer Yasin Baba biz 90’ların sonlarında üniversitede iken üniversitenin tek ü tenha adamlarından idi. Kimse onun kadar deli değildi. Coşku adamıdır Yasin Babamız. Şiirler de yazardı Yasin Baba. Öyle sanatsal şiirler değil. Kötü de değil ama! Biat diye bir dergi çıkartırdım ben vaktinde. Yılda bir sayı çıkartırdık. Orda Yasin Babanın şiirlerinden yayınlamıştık. Eylem adamıdır Yasin Baba. Şiir kitabını Cemal Balıbey ağabeyin güzelim kitabevi Özgün’de gördüm. (Özgün İHH’nın hemen karşısında. Yolu İHH’dan geçenler Özgün’ü ihmal etmesinler derim.) Kitap Kaknüs’ten çıkmış. İnanmış ve inancı için yollara düşmüş, kavgalar etmiş bir adamın şiirlerini okumuş olursunuz. Piyasada gördüğünüz birçok isimden çok daha kıymetli nitelikleri haiz bir ağabeyimizdir Niyazi Özgür Yüce.
Edebiyat ortamlarımızın hayattan kopukluğunu eleştirir ince ince. Haklıdır elbette çoğunlukla. O ortamın içerisindeyim diye gereksiz bir savunmaya girmemeliyim!
Bazen diyorum ki bizim popüler, yakışıklı, entelektüel Müslüman genç yazarlarımıza, radyocularımıza, televizyoncularımıza baktıkça, neden meydan bu arkadaşlarımıza kalıyor diye. Neden üniversite yıllarında çok güzel işler ortaya koyan, dört dörtlük, örgütçü, nitelikli, okuyan, düşünen, fedakarlık etmekten de asla kaçmayan güzel kardeşlerimiz yeterince ortada görünmez de, oturup yazmazlar da meydan bunlara kalır.
Ben öyle inanırım ki, bir şey biliyorsan yazmalısın! Paylaşmalısın! Artistlik için değil, hava basmak için değil! Hele de iyi bir adamsanız mutlaka yazmalısınız. Sanat yapmanız şart değil, bildiğiniz hayırlı bir şeyi paylaşmak için, insanları haberdar etmek için yazın hiç olmazsa.
Elbette bu örgütçü arkadaşlarımız boş durmuyorlar, dernekler kuruyorlar, okullar açıyorlar, milletvekili oluyorlar, genel müdür oluyorlar. Hemen hemen çoğu çok güzel işler yapıyorlar bulundukları yerlerde. Ne namazlarını ihmal ediyorlar, ne camiaya hakaret ediyorlar, ne de satıyorlar.
İlginçtir, popüler yazar, sanatçı arkadaşlarımızın derneklerimizle sivil toplum kuruluşlarımızla pek başları hoş olmuyor. Tamam, bir yere bağlı olmayabilirsin ama uzak da olma kardeşim. Kopuk da olma. Tanıdığın birkaç da Müslüman olsun. Gittiğin bir cami, arada toplantılarına katıldığın bir dernek, bir tarafından irtibatın ilişkin olan bir iki öğrenci yurdu, gidip kitaplarını aldığın güzel bir adam gibi Müslüman kitapçın olsun.
Ümmetten kopuk bir şekilde yazarlık sanatçılık yapan kardeşlerimizi pek de güzel olmayan gelişmelerin beklediğini hissetmekten kendimi alamıyorum.
Biz külliyen bireysel olamayız arkadaşlar!
İstediğin kadar yazar ol, çizer ol, sanatçı ol, başkan ol, genel müdür bilmem ne ol! Düştüğümüz hatalara karşı bizi uyaracak bir ağabeyimiz, kardeşimiz olabilmeli.
Medyatik olmak iyi bir şey değil arkadaşlar! Medyatiklik ise eğer sadırlarda sakladığımız amacımız, bir kardeş olarak söyleyeyim ki yazık olur üç gramlık güzelliğinize, iyi, özgün ve ahlaki yanlarınıza…