Gülcan Tezcan
İlköğretimden itibaren çocuklara Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi okutulur. Yetmez, üniversiteye adım attıklarında da devam ederler aynı dersi okumaya. Torna tesviye bölümüne, at yetiştiriciliğine, tıp ya da biyoloji bölümüne de gitseler durum değişmez. Üniversitenin ilk yılında bir kez daha o kutsal ders belletilir ülkemizin gençliğine. Üniversiteler özgür düşüncenin yeşerdiği yerlerdir, ola ki gençlerin kafası karışır düşüncesiyle, bu derse özel bir önem atfedilir. Ama bir de “karşı tarih” var, okutulmayan; darbeler tarihi! Yakın tarihinde bu kadar çok darbe ve darbe teşebbüsü yaşamış tuhaf bir demokrasinin kucağına doğan nesiller, büyüklerini sürekli tartışıp durdukları kimi dönemlere de isimlere de fazlasıyla yabancılar. 27 Mayıs’ta ne olduğundan, 12 Mart’ın neden yaşandığından, 12 Eylül’ün nasıl tezgâhlandığından ve bütün bunların nelere mâl olduğundan ya haberli değildirler ya da afaki bilgilere sahiptirler. O yüzden de Kenan Evren’i tonton bir emekli asker ve ressam zannedip, alkış yağmuruna tutabilirler. Belki de yapılması gereken müfredata ‘Darbeler Tarihine Giriş’ diye bir ders koymak ve gençlerimize hakikati anlatmak. Hükümet demokratik açılım paketine böylesi hayati bir maddeyi de ilave eder mi bilemeyiz ama Gerçek Hayat dergisi olarak gençlerin zihinsel açılımına katkıda bulunmak için kısa bir darbeler tarihi hazırladık.
