İnsan yaptığına ruhundan üfleyendir

yusuf

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yusuf Armağan

Çocuk denebilecek yaşlardayken, Bursa Ulucami’nin inşaatına ilişkin duyduğum bir hikayenin, aslında bir düşünüş biçiminin tam da merkezine oturuyor oluşunu çok sonraları farkettim. Şöyle bir şeydi o hikaye:

Yıldırım Bayezid, Bursa’da inşa ettirdiği Ulucami’nin inşaatının yavaş gidiyor oluşunun sebeblerini yerinde müşahade etmek için cami inşaatını yüksekçe bir tepeye çıkarak kontrol etmektedir. Padişah farkeder ki bir işçi, elinde koca bir kesme taş olduğu halde taşların yığılı olduğu yerden caminin temeline kadar gelmekte ve taşı temel bırakmaksızın geriye dönmektedir. Elinde taş olduğu halde taşı ilk aldığı yere geri dönen işçi, hiç dinlenmeksizin yeniden temele doğru yol alır. Elinde bulunan o taşı temele koymadan geriye dönen işçinin bu hareketi sürekli tekrarladığını gören padişah hiddetlenir ve işçiyi cami inşaatını engellediği gerekçesiyle cezalandırmak maksadıyla huzuruna çağırtır. Padişah neden taşı temele bırakmadan aynı taşla bir o yana bir bu yana gidip geldiğini sorar. İşçinin utana sıkıla boy abdestinin olmadığını söylemesiyle anlaşılır ki, işçi boy abdesti olmadan cami temeline taş koymaktan imtina etmektedir. Ve böylelikle işçilerin boy abdesti alabilecekleri bir mekanın tesis edilmediği gerçeği ortaya çıkar. İşçi affedilir. Ve derhal caminin kuzey tarafına bir hamam inşa edilir.

Yorum yapın