GENÇ DERVİŞİN DÜŞÜŞÜ

ali-ayçil

Ali Ayçil

   Dağınık yüzünü severdim. Okunması gereken yazıların, yapılmayı bekleyen dergi sayfalarının, ya da bir sonraki sayının hazırlıklarının hengâmesi içindeyken, ansızın başını kapıdan uzattığın günlerde öyle bir yüzün vardı.  Ve ne zaman içeriye girsen, içeriye girip tedirginlikle masanın kıyısına otursan, masanın kıyısından gülümseyerek “nasılsınız?” diye sorsan, kendimi, elimdeki bütün işleri bırakmaya mecbur hissederdim. Tamahsız yüzünün, benim için gizli bir ayna olduğu günlerdi o günler; içimden, “işte dervişimiz geldi,” derdim sevinçle. Pek çok insanın, bir başkası tarafından dile getirilmedikçe fark etmediği hususi yanları vardır. Ve yine pek çok insan, bir başkası tarafından sorumsuzca dile getirildiği için o hususi yanlarının mağduru olur. Ellerinin biçimliliği övülen ellerinin, ahlakının güzelliği övülen ahlakının, zekâsı övülen zekâsının kurbanı olmaktan kolay kolay kurtaramaz kendini. Sevgilileri, “bende en çok neyi seviyorsun?” diye sorduklarında, toy âşıklar hemen tuzağa düşerler. Yalnızca sevgililerimizin değil, dostlarımızın ve arkadaşlarımızın da bizi onlara çeken yanlarını saklamayı beceremediğimiz için, ilişki bir süre sonra aleladeleşir.  Eğer, dağınık yüzünün ve bakışlarındaki dünyasızlığın odaya nasıl bir ferahlık verdiğini söyleseydim, bir sonraki gelişinde, odaya ferahlık veren bir bakış olarak girecektin içeriye…

Yorum yapın