“GÖRÜLMÜŞTÜR”: Mukadder Gemici

eraslan

 

 

 

 

 

 

Mukadder Gemici, Dergah Dergisi’nde kalbimizin zarına dokunan hikayeler kaleme alıyor birkaç zamandır. Kalbin zarı olur mu? Olur diyor Kur’an. Hani Yusuf Kıssasında “şagaf” diye geçen bir kelime vardır, ellerini doğrayan kadınlar Züleyha’nın aşkına hak verdiklerinde, “onun sevdası, kalbinin zarına işlemişti” derler ya… Bu, öyle umut ediyorum ki, bir tür “mazur görülme” hadisesi olsun, yanmış yıkılmış hepimiz için… Mukadder’deki sahiciliğe dayalı abartısız insanlık halleri de bizi buna benzer bir mazerete yolcu ediyor; insanız ve dünya işte geldi geçiyor diye bir sızı… Kalbimi hissediyorum, kalbimin yerini, onun öykülerini okurken… Alzaymır hastası bir babayla çıkılan tren yolculuğu mesela bize “nereye gidiyoruz?” sorusunu sordurur. Öykünün ‘altın vuruş’ diyeceğim finalinde baba ile oğul artık yer değiştirmiştir, oğlunda babasını gören bir ihtiyar… Ama ben en çok öykünün geçtiği tren kompartımanından etkilendim. Sanki tren değil dünya idi giden, sanki sade bir baba-oğlu öyküsü değil, hayatın kendisiydi bir çırpıda anlatılan…

Yorum yapın