Son zamanlarda niyeyse “sınıflandırmadan konumlandıramayan” bir gazeteciler sultasının idaresi altında yaşıyoruz gibi geliyor bana. Zihnimizi sınıflandırarak kontrol altına almaya çalışan ve bizi pek yakında sosyolojiden edecek bu yarım sosyologcuklar / tosuncuklar özellikle “öteki mahalle”den insan tiplerini sınıflandırmaya bayılıyorlar.
İNADINA İSLAMCI OLACAKSIN…İNADINA…Çünkü islamcı olmadığın zaman neci olacağına sen karar veremezsin…Kültür emperyalizminin köleleri olan laikçi,ilerici,evrimci-devrimci takımının baskısı altına girdiğinde nasıl dönüştüğünün farkına bile varamazsın…”Bir elime güneşi bir elime ayı verseler davamdan vazgeçmem diyen” resulullahın davası ne idi.? İslamcılık ne demektir.? Müslümanların sosyal,iktisadi,siyasi meseleleri ile ilgilenen,bütün müslümanların birliğini gözeten bir akım değilmidir.? Ne demiş üstad Necip FAZIL,”Her fikir her inanç bir ömürlük vesselam./Zaman ve mekan üstü biricik rejim İSLAM.” İnadına islamcı ol kardeşim…İNADINA…
Her sistemin,düzenin,oyunun içerisinde çeşitli güçler bulunmaktadır.Hakim güç oyunun içinde olmakla beraber kuralları düzenleyen mekanizmayı da elinde bulunduran güçtür.Bu sebeple oyunu oynayıp kazanmanız neredeyse imkansızdır.Çünkü ‘hakim güç’ işine
gelmediği yerde kuralları değiştirecektir.Ve hep kazanan olacaktır.Siz karşı geldiğinizde,isyan ettiğinizde ya da aykırı davranışlarda bulunduğunuzda bile bunu ancak hakim gücün kuralları içerisinde yapabilirsiniz.Kurallar hep hakim güç tarafından belirlendiğine göre -olağanüstü bir durum olmadıkça- hakim olmayan güçlerin faaliyetleri de hakim gücün ürünü haline gelir.Biraz daha öznelleştirirsek kartel medyasını ve statükocu resmi-devlet zihniyetini hakim güce örnek gösterebiliriz.Kartel medyası Türkiye’de medyanın yüzde seksenini oluşturan bir güçtür.Medyadaki kuralları belirleyen bu yapı,kendi zihniyetinin haricindeki yaşam stillerini kimi zaman hiçe sayan kimi zamanda -kendi çıkarları doğrultusunda- yozlaştırarak ve marjinalleştirerek sunan bir yöntem geliştirmiştir.Rakiplerini yönlendirebilme stratejisi sayesinde medyanın hemen hemen bütününe hakim olabilen bu güç kendi ‘aykırı’larını yaratır,tükürdüğünü yalatır sonra da kendi kalesine gol attırır.Hakim güç ne kadar izin verirse o derecede aykırı olunabilir.Çünkü hakim güce karşı olan kişi kurallara karşı gelmek,oyunu bozmak yerine oyunun tam ortasına dalmıştır.Statükocu resmi-devlet zihniyetini de buna örnek gösterebiliriz.Tıpkı kartel medyası gibi Türkiye’deki resmi devlet ideolojisi de benzer stratejiler geliştirmiştir.Resmi devlet ideolojisi,elinde oltayla bekleyen balıkçı gibi bizlere;Alevilik bir din midir? Kürtçe bir dil midir? gibi sorular sorarak cevap vermemizi beklemiştir.Biz ise yıllarca bunları tartışmanın bile özgürlüğü kısıtlayan,tepeden inme bir zihniyetin yani başlı başına hakim gücün çıkarları doğrultusunda olduğunu göremeyip,hararetli tartışma programları ile uyuyan deve ninniler söylemişizdir.Bu yüzden kurallarının rakip tarafından belirlendiği bir oyunda kazanabilme ümidiyle nefes tüketmişizdir.Halbuki statüko çok zaman evvel bağıra çağıra bize kuralların kendisi tarafından düzenlendiğini belirtmiştir.Bu zihniyet zamanın Ankara Valisi Nevzat Tandoğan’ın “bu ülkeye komünizm gelecekse,onu da gerekirse biz getiririz” sözlerinde apaçık görülmektedir.Son zamanlarda oyunun kurallarını sorgulamaya,oyuna dahil olmamaya,tabiri caizse ne dolaplar döndüğünün farkına varmaya başlasakta kimi kişiler,cemaatler ve kurumlar bazen samimi niyetlerle bazen de stratejik riyakarlıklarla seksen yıldır taşlarını çıkarmaya çalıştığımız o kuyuya taş atmaya başlamışlardır.Biz maçın tamamen bizi oyalamak için olduğunu söylesekte onlar hala bize: -Maç kaç kaç? diye sormaktalar.
Bu yüzden en iyisini yapıyorsunuz İsmail Bey.